logo

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 02-22-2018
Saat: 17:23

Medyum Umut Papaz Büyüsü Büyü Bozma Kara Büyü

MedyumUmut Medyum Umut büyü sihir vefk aşk bağlama evlilik şans kader kısmet
Site Map Contacts anasayfa

Medyum Umut
Medyumumut Gerçek Sitesi Medyum umutun sitesi Bursalı Medyum Umut medyumlar medyum Medyum Siteleri Medyum Sitesi Medyum online Sihir-Büyü iptali Cin CinlerTedavisi Kismet Açma Baglama Başarı Aile Geçimsizlikleri Nasip Kismet Rizik Bereketdualari

SON YORUMLAR

Home » Kısmet Açma » Büyü Büyüler
yazarYazar: Medyum Umut | tarihTarih: 21 Kasım 2017 / 17:47

Tılsım Nedir Tılsım Nedir

Tılsım Nedir Esrarlı bir kuvvet taşıdığına, tabiatüstü gücü bulunduğuna, birtakım sırlar sakladığına inanılan şey. Tılsım karşılığında dilimizde sihir, büyü, efsun kelimeleri kullanılmaktadır.

Anadolu kadınlarının başlarına taktıkları metal süs eşyasına da tılsım denir. Baş süslemelerinde kullanılan tılsımın, kişiyi, nazar, iftira ve kötü ruhlardan koruduğuna inanılır.[1]  Tılsım gümüş, altın vb. değerli metallerden yapıldığı gibi, bunların taklitlerinden, mücevherlerden, deniz kabuklarından da olabilir.

Tılsımın Manî inancıyla da ilişkisi bulunmaktadır. Anadolu folklorunda tılsım genellikle büyünün etkisini sağlayan araçları ifade eder. Define vb. gizli şeyleri bulmak, kapalı yerleri açmak için ehlinin bildiği sözlere veya vasıtalara da tılsım denir.[2] Bulaşıcı hastalıkların tesirini önlemek ve insanlarla hayvanların kötülüklerinden korkmamak için de tılsım yapılır.[3]

Tılsım, insanları koruduğuna veya uğur getirdiğine inanılan tabiat veya insan eseri olan nesnelerin tamamını içine alır. Tılsımları insanlar bizzat kendileri üzerlerinde taşıyabilecekleri gibi, tesirli olması istenen arazi, dam çatısı, vb. yerlerde de saklayabilirler. İnsan yapısı tılsımlar, daha çok hayvan veya eşyaların küçük modelleriyle, üzerinde dinî yazılar bulunan madalyonlar ve yazılı kâğıtlardan oluşur. Bazı metal ve muskaların tılsım için kullanıldığı da oldukça yaygın uygulamadır.

Tılsım Nedir 

İnanışa göre tılsımların etkili olabilmesi, tabiattaki bazı güçlerle ilişki kurulmasına ve uğurlu bir zamanda dinî törenle yapılmasına bağlıdır. Tılsımdan medet ummanın mazisi oldukça eskilere gitmektedir. Papirüslerin incelenmesi Eski Mısır’da 75 kadar tılsımın mevcut olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Eski Mısır’da “Doğan Güneş” tılsımının, ölümden sonra yeniden dirilmeyi sağladığına inanılmıştır. Yine eski Mısır’da ölüyle birlikte gömülen “Menat” tılsımının, ölüyü tanrısal koruma altına aldığına kesin gözüyle bakılmıştır.

Hıristiyanlık dünyasında da tılsımın çeşitli şekilleriyle kullanıldığı bilinmektedir. Bu kullanım, din adamlarının asırlar süren mücadelelerine rağmen hâlâ tam olarak önlenebilmiş değildir. Hıristiyan halkın birtakım bâtıl inançlarından da kaynaklanan tılsım inancı, sihir, büyük ve efsunla beslenmektedir.

Yahudilikte uygulanan tılsım çeşitleri Hıristiyanlık’tan çok daha yaygındır. Bunun sebebi, geç dönem Kabalacılarının tılsıma büyük ilgi göstermeleridir.

Bundan dolayı tılsım hazırlamak hahamların görevleri arasında yer almıştır. Nitekim, loğusaya zarar verdiğine inanılan Lilith’ten korumak için doğum odasına tılsımlı eşyalar asılması, Yahudi toplumlarında hâlâ yaygın bir gelenek olarak varlığını sürdürmektedir.[9]

Tılsım Nedir 


Bazı değişik şekiller göstermekle beraber tılsım hemen her toplumda vardır. Eski Bâbil, Asur ve Persler’de tılsım bir teknik olarak uygulanmıştır. İslâm dışındaki bütün bâtıl ve muharref dinlerin tören ve âyinlerinde her zaman tılsımdan izler bulmak mümkündür.

Birçok tarihçi ve sosyolog tılsımı, bâtıl ve muharref dinlerin bir parçası gibi ele almıştır. Tılsımla ilgili yazılı tarih öncesi bilgiler noksan olmakla beraber, Yunan ve Mısır papirüslerindeki bilgiler oldukça doyurucudur.

Türk toplumlarında tılsım ve tılsıma benzer uygulamaların mazisi İslâm öncesine kadar uzanır. İslâm’dan sonraki dönemlerde ise eski İran, Mezopotamya ve Mısır kültürlerinin tesiriyle tılsım az da olsa varlığını sürdürmüştür.[8]  Cahiliye dönemi Araplarında fal okları atmak, çeşitli anlamlara gelen taşlar dikmek,

yıldızlara bakarak mana çıkarmak, birtakım kareler içinde harf veya rakamlar yazarak tılsım yapmak oldukça yaygın bir uygulama idi.
Anadolu’da tılsım ve tılsıma benzer uygulamalar, Hıristiyanlık, eski putperest dinler ve komşu kültürlerin tesiriyle âdetâ kurumlaşmış, büyücülükle iç içe yürümüştür.

Tılsım Nedir 

Tılsımı dinden uzak tutmak ve onu din ile karıştırmamaya özen göstermek gerekir. Tılsım ile tılsımdan sonra ortaya çıkacak durum arasında sebep sonuç münasebeti bulunmasına rağmen, her dinden insanın tılsım ve tılsıma benzer uygulamalardan medet ummaları cidden düşündürücüdür.

İslâm tılsım yapılmasını da, tılsıma inanılmasını da yasaklamış, medet umarak onu meslek edinmeyi şiddetle reddetmiştir. Ayrıca İslâm, tılsımın mucize ve keramete benzetilmemesine özen göstermiş, onu müşrik ve kâfirlere özgü bir faaliyet olarak değerlendirmiştir. İslâm’a göre tılsım,

Allah’tan gelen bilgilere dayanmaz. Kur’an-ı Kerîm, tılsım ve ona benzer faaliyetleri bâtıl ve şeytan işi saymış [4], sâhir sözüyle de büyü ve tılsım yapanları kastetmiştir.[5]

 Hz. Muhammed’e gelen ilâhî vahye inanmayanlar ona sihirbaz, büyücü ve tılsımcı iftirasında bulunmuş ve sözlerini de sihir saymışlardır.[6]

Hz. Peygamber, yedi büyük günahtan birincisinin Allah’a şirk koşmak olduğunu açıklamış, ikincisi de “sihir ve tılsımla ilgilenmektir” buyurmuştur.

Genellikle ilâhiyat ve sosyoloji ile ilgilenen bilginlere göre tılsımın tesiri daha çok psikolojiktir. Halk tılsımın etkisini görünce onu yapan kişiye bağlanır ve âdeta onun müşterisi olur. Kendisine tılsım yapılan kişi, bunun tesirinden kurtulmak için Hz. Peygamber’in yaptığı gibi İhlâs,

Felâk ve Nâs sûrelerini üç kere okuyarak bütün bedenine üflemelidir. Bu hareketin üfürükçülükle bir ilgisinin bulunmadığını, aksine Kur’an-ı Kerîm’den şifa ummaya dayandığını belirtmekte fayda vardır.

Kur’an-ı Kerîm ve Hadis-i Şerif’ler, Allah’ın iradesi dışında hiç kimsenin kimseye fayda veya zarar vermeyeceğini defalarca vurgulamış, tılsım yapan kişide olağanüstü bir güç bulunduğuna inanmayı kesinlikle reddetmiştir.

 

Tılsım Çeşitleri Tılsım Çeşitleri

Balık Tılsımları: Yüzlerce yıl Hıristiyan dininin sembolü olan balık, haçın kabul görmesinden sonra bu itibarini yitirerek yerini haça bırakmıştı.

Asırlar sonra, 20. yy’ da balık tekrar ortaya çıkarak, eski unvanına sahip olmaya başladı. Balık yüzyıllar boyunca cinsel bir sembol olarak ve Büyük Tanrıçanın üreme organlarını temsil eden bir simge olarak görüldü. Eski çağlarda böyle bilinen balık,

Hıristiyan olmayan ülkelerde hala kısırlığa ve cinselliğe yardımcı bir tılsım olarak kullanılmaktadır. Kimileri balık tılsımları için “şeytandan korumasa bile taşıyanı cinsel yönden zevk alarak yasamasını sağlayacak bir tılsımdır.” derler. Balık tılsımları, Kuzey Afrika ülkelerinin bir kısmında şans getirmeleri ve cinleri, kötü ruhları uzaklaştırsın diye dükkan önlerine asılırlardı.

Tılsım Nedir 

Baykuşlu Tılsımlar: Kem gözlere karşı en iyi koruyucunun yine bir başka göz olduğu varsayımıyla tasarlanan baykuş seklindeki tılsımlar, en çok küçük bir Akdeniz adası olan Minorka’da kullanılmaktadır.

En dikkat çekici özelliği gözlerin olduğu bu baykuş seklindeki koruyucu tılsım, camdan veya metalden yapılır. Bugün bile hala popülerliğini koruyan baykuş tılsımlarının,

Minorka’da evleri de büyük felaketlerden koruduğuna inanılır. Baykuşun uğursuz bir hayvan olarak bilinmesi, bu tılsımın pek fazla rağbet görmemesine yol açan en önemli etken olarak değer kazanır. Onun koruyucu rolü, pek çoklarına göre evrensel değildir. Çünkü o, gecenin şeytani yaratığı olarak bilinir.

Boynuz: Boynuzlar bugüne kadar birçok toplumda kah üzerinde taşımak, kah bir yere asmak suretiyle yaygın olarak kullanılan tılsımlardandır.

Boğanın iriliği, vahşiliği gücü temsil ederken, çiftleşmesi doğurganlığı, çifte koşulması da bereketi temsil ettiği inancı onu bir tanrıya dönüştürür ve Antik çağ toplumları için bu durum ideal bir koruyuculuk timsali teşkil eder.

Bir damına asılan ya da duvarına yerleştirilen bir boynuz o evin koruma altında olduğu inancını insanlara aşılar. Bugün altın ve gümüşten yapılan küçük ve tek bir boynuz bir zincirin ucunda boyuna asılır ve cinsel iktidar sembolü olarak kabul edilir.

Defne: Defne ağacı, bulunduğu yere bereket getiren bir ağaç olarak bilinir. Onun bulunduğu yere hastalık ve kötü cinler giremez inancı pek yaygındır. Eski Yunan ve Roma’ da taçlar defne dalları ve yapraklarıyla süslenir, mitoloji de ise defnenin yıldırımsavar bir gücü olduğuna inanılırdı.

Hatta bu inanış o kadar geçerlilik kazandı ki, günümüzde bile ev girişlerinin iki yanına dikilen defne ağaçları hem evi kötü ruhlardan hem de yıldırımlara karşı koruyarak adeta bir paratoner vazifesi görmesi sağlandı.

Deniz kabukları: Bilinen koruyucu tılsımların en eskisi olan deniz kabuklarının 20 bin yıl öncelerine dayanan bir tarihi vardır. Deniz kabukları dünyanın bir çok yerinde tılsım olarak kullanıldıkları gibi, süs eşyası olarak da çok yaygındırlar.

Deniz kabuklarını eskiden beri bir çok şeyle ilişkilendiren insanoğlu, onu hem nazara karşı koruyucu olarak, hem de doğurganlığı temsil edici olarak kullanmışlardır.

Onların yumurta biçimli şekilleri gözü hatırlattığından, cesetlerin göz yuvalarına yerleştirilirdi. Bunda amaç, ölünün öte dünyayı çürümeyen gözlerle görmesini sağlamaktı. Bu çok yaygın bir gelenek olarak bilinir.

Deniz kabuğunun kadın cinsel organına benzetilen yarık kısmından dolayı,bazı eski metinler onu dışı yasam kapısı olarak adlandırır. O güçlü bir doğurganlık sembolü olarak ve de bir tılsım olarak, doğum sancıları ve kısırlığa karşı kullanılırdı. Kimi Asya ve Afrika ülkelerinde deniz kabukları hayvanların koşum aksesuarlarına takılarak onları nazardan korumak için de kullanılmıştır.

Deniz kabuklarının takı olarak kullanılmasından sonra, bunların altın ve gümüşten olan taklitleri de yapılarak çok güzel birer süs eşyası olarak günümüzde de kullanılmaktadır. bunların mavi sırlı topraktan, akik ve kuvarstan da yapılanları mevcuttur.

Diş ve Tırnaklardan yapılan Tılsımlar: Genelde ilkel toplumlardaki yerliler tarafından avlanan hayvanların dış ya da pençe ve tırnakları çok güçlü bir tılsım olarak görülürdü. Buna sebep olarak da hayvanlardaki o müthiş gücün, bu tılsımı kullananlara da geçeceğine inanılmasıydı.

Ayı dişleri, bir kaplanın pençesi, bir kurt dışı, yaban domuzu ya da fil dışı çok rağbet gören, her birinin ayrı ayrı koruyucu bir güç yüklendiği tılsımlardı.

Mesela bir ayı pençesi, doğum sırasında kadının en büyük yardımcısı olarak görülürdü. Ya da bir kurt dışı bebekleri korkulardan uzaklaştırır ve dişlerinin ağrılarını keser diye bilinirdi.

İskandinav ırklarının bir çoğunda kutsal bir hayvan olarak bilinen Boz ayinin pençesi, hayvanda bulunan o büyük gücün ve cesaretin tılsımı taşıyana yansıyacağı anlamı taşırdı. Bugün, bir kaplan dışı ya da pençesi, kumarbazların çok inandıkları bir uğur tılsımıdır.

Fesleğen: Hintlilerin kutsal bitkisi fesleğen, Tanrı Vişnu ve Krisna’ ya adanmış bir bitkidir. doğum sırasında kadına yardımcı olduğuna inanılırdı. Sahibini sancılardan ve ağrılı hastalıklardan koruduğu da inanışlar arasındadır. Akdeniz’ ülkelerinin bazılarında ise fesleğen, evdeki bakire kızın koruyucusuydu.

Şayet evdeki bakire kız evlenme çağına gelmişse, fesleğen saksısıyla birlikte camin önüne konur ve evdeki kızın artık evlenmeye hazır olduğu bu, koruyucu bitkisi olan fesleğenle ilan edilirdi.

Kedi: Bir patisi havada, oturan ve adeta birini çağıran pozda bir kedi düşünün! İste bu Japonya’nın en gözde uğuru olan Neko’dur. Sahibine şans getiren ve kötü talihi uzaklaştırır diye bilinen bu kedi tılsımına Japonlar Maneki Neko, yani çağıran Kedi ismini takmışlardır. Bu kedinin kaldırdığı patisi eğer sol ise, bu,

işyerine müşterileri ve bereketi çağırıyor demektir. Şayet sağ patisini kaldırıyor ise, bu da bulunduğu eve huzur ve refahı davet ediyor demektir. Bu çağıran kedilerin beyaz renkte olanları mutluluğu, sari olanları ise zenginliği işaret eder. Kara kedi de sağlık, sıhhat çağrısında bulunur.

Ev girişine ya da dükkan vitrinine konulan bu kedi, gününüzün neşe içinde geçmesini sağlayacaktır. İrili ufaklı bir çok boyutlarda bulunan bu kedi tılsımları, eskilerde tahtadan yapılırlarken, şimdilerde çiniden yapılıp, geleneksel renklere boyanmaktadır.

Kehribar: Görenin tas ya da kaya cinsi sandığı kehribar, aslında çam ağacının fosilleşmiş reçinesidir. Bugün kullanılan kehribarın, yüzyıllar öncesine dayanan bir geçmişi ve takana sirayet eden özel güçleri vardır.

Kehribar tılsımları, takana hem hem kötü talihi yenmesi açısından, hem de iyi şansı çekmesi açısından çok yararlıdır. Kehribar boncuklarından yapılmış bir kolyenin, kişiyi zehirlenmelere karşı koruduğu bilinen yönlerinden biridir.

kehribarın erkek penisi seklinde yontulup, tılsım olarak kullanılmasının da nazara ve kötü ruhlara karşı çok etkili olduğu inancı, 1900′ lerin başında çok yaygındı. çeşitli hayvan motiflerinde islenen

kehribarların da erkeklerin cinsel iktidarlarını kazanmasına, kadınların da doğurganlıklarını arttırmasına yardımcı olduğu bilinirdi. Kehribar, doğal hali bozulmadan boyuna asıldığı zaman guatr hastalığına da iyi gelmektedir. kişinin bu tedavi sırasında üç ay kehribarı boynundan hiç çıkarmaması gerekmektedir.

Tılsım Nedir 

Kekik: Kekik bitkisi, yemeklere lezzet katan tadının yani sıra da önemli bir koruyucu olarak bilinir. Bir kekik dalını yanında taşıyan kişi, korkularından, hastalıklarından ve karabasanlardan kurtulur. Saçına bir kekik dalı takan kadının aşkta şanslı olacağına inanılır. Kekik, insanların enerji eksikliklerini tamamladığı gibi, psişik güçlerini de güçlendirir.

Kına: Kına bugün bile kullanılan hem uğur, hem de koruyucu nitelikleri olduğuna inanılan bir bitkidir. Düğünden bir gece evvel, kına geceleri düzenlenmesi, Türkiye’de olduğu kadar bir çok değişik

Ortadoğu ve Asya ülkelerinde de yapılmaktadır. Kimi yerlerde bu kına gecelerine yalnızca kadınlar katılır ve gelinin ellerine sürülen kına bir bezle bağlanarak ertesi gün açılır.

Bu uzun bir müddet elden çıkmaz. Bunda amaç, düğüne gelebilecek nazarin ve şeytani güçlerin saldırılarını etkisiz hale getirmektir. Bu gelenek Anadolu’muzda yıllardır özelliklerinden hiç bir şey kaybetmeden uygulanmaktadır.

Köpekbalığı dışı (Aziz Paul’un Dili): Kökeni Ortaçağlara dayanan ve günümüzde bile hem süs eşyası hem de koruyucu olarak kullanılabilen bir tılsım olan

Köpekbalığı dışı ya da Aziz Paul’un Dilinin, bir çok korumayı gerçekleştirdiğine inanılırdı. Bu tılsımın bu adi almasındaki nedene gelince ; Şiddetli bir fırtınada gemisi küçük bir adaya sürüklenen Aziz Paul, karaya çıkınca bir yılanın ısırmasına maruz kalır.

O da buna tepki olarak o adayı kutsadı ve yılanlarına lanet okudu. O anda adadaki tüm yılanlar zehirlerini kaybettiler ve zararsız birer hayvan oldular.

Bu yılanların zamanla ölmesi kayaların içinde fosilleşen üçgen seklindeki dişleri ada halkı tarafından Aziz Paul’un Dili olarak adlandırıldı ve bulundukları yerden çıkartılarak,

üzerlerine altın, gümüş gibi montürler yerleştirildi ve kolye, gerdanlık, küpe gibi eşyalar haline sokuldular. Ama bunların aslında yılan dilleri değil, zamanla kayalarda fosilleşen köpekbalıklarının dişleri olduğu, çok sonra ortaya çıkacaktı.

Tılsım Nedir 

Mercan (Kırmızı): Yüzyıllardır tılsım yapımında kullanılan Kırmızı Mercan’ in, taşıyanı nazardan, cinlerden, büyü ve delilik gibi hastalıklardan koruduğuna inanılırdı

. Hormon düzensizliği çeken kadınların ve doğumda zorluk çekmek istemeyenlerin üreme organları yanında bulundurduklarında kırmızı mercanın onlara yardim edeceğine inanılır. Ayrıca kırmızı mercanın bebekleri de koruduğuna inanılır.

Hatta bebeklerde dış çıkmasına bile yardımcı olduğu rivayetler arasındadır. Kırmızı mercanın en etkili olduğu kullanım sekli, doğal halidir. Süsü eşyası kullanımında da kırmızı mercandan kolye, küpe ve yüzük yapılır.

Meşe Palamutu: Meşe ağacı yüzyıllardır kutsal bir ağaç olarak bilinir. Bunun meyvesi olan meşe palamutu da bu sebepten dolayı özel güçlere sahip olarak bilinir.

Meşe palamudundan yapılan koruyucu tılsımların, kolera gibi hastalıklara iyi geldiği bilinmekte, inanılmaktaydı. Meşe ağacının uzun olan ömrünün, insanlara yansıyacağı düşüncesiyle uzun yaşamı da temsil ettiği bilinir. Üzerinde bir meşe palamutu taşıyanın hiç yaslanmayacağına inanılırdı.

Sarı Kantaron: Bir adi da Aziz John Kökü olarak bilinen Sari Kantaron, kötü ruhları, kötü güçleri kovmak için kullanılan en etkili bitki olarak bilinir. Eski Roma’da bu bitkiye “şeytan Kaçıran” denirdi. Sari kantaronu, dalınla birlikte evin bir kösesine asmak, o evin ve sakinlerinin tılsımlı ve güçlü bir korumaya sahip olacaklarını ve evden içeri hiçbir kötü ruhun girmeyeceği anlamına gelirdi.

Bundan başka sari kantaronun evi yıldırımlardan ve ölümden de koruduğuna inanılırdı. Bu bitkiyi evlerde en çok asili olarak Aziz John’ un 24 Haziran’ da ki yortusu sırasında görebilirsiniz.

Bitkinin bir cinsinin yaprakları ışığa doğru tutulduğunda, üzerinde kırmızı lekeler görülür. Bu da Aziz John’ un kafası kesildiği sırada kanının bitkinin yaprakları üzerine düşerek bıraktığı lekeler olarak yorumlanır. Sari kantarona Aziz John Kökü denmesinin sebebi de bu rivayete dayanmaktadır.

Sarımsak: Çok eskilere dayanan koruyucu etkisi sarımsağı bitkiler içinde en etkili bir bitki tılsımı haline getirmiştir. Bilimsel olarak faydalarının arasına her gün bir yenisi eklenen sarımsak,

eskiden vampirlere karşı korunma olarak kullanılırdı. İnsanlar evlerine sarımsaklar asarak bu kan emicilerden korunacaklarına, sarımsağın kokusunun vampirleri eve sokmayacağına inanırlardı.

Hatta durum çok vahimse, sarımsağı boyunlarına bağlayıp öyle yatarlardı. Öte yandan sarımsak huysuz bebeklerin, gece rahat uyumaları için yatağın altına konurdu ve bebeklerin sakinleşmesi sağlanırdı.

Ortaçağlarda sarımsak, savaşlarda yaralanmalara karşı da kullanılmış ve savaşanları koruduğuna inanılmıştı. Denizciler kötü hava şartlarına ve deniz kazalarına karşı da sarımsak kullanırlardı.

Tavşan Ayağı: İlginç bir tılsım daha. Hem de en popüler tılsımlardan biri. 20.yüzyılın başlarında bu şöhreti yakalayan tavsan ayağı tılsımı için bir çok yerde bir dolu rivayetler üretilmiştir. Kimi “tavşanın ayağı uğurlu olsaydı, tavsana da uğur getirirdi, bakin simdi o üç ayaklı bir tavsan”

dedi, kimi hayvan haklarından bahsetti ve bunun bir katliam olduğunu savundu, kimi de onun uğuruna yürekten bağlandı ve onu en uğurlu uğuru saydı.

Ama var olan bir gerçek, tavsan ayağının bir tılsım olarak kullanılıyor olmasıydı. tılsım kaybetmek uğursuzluk sayılır ama, tavsan ayağı tılsımını kaybetmek kimilerine göre ölüm, zamansız bir felaket, kimilerine göre de çok büyük bir şanssızlık olarak algılanırdı.

Üvez Ağacı: Keltler’in Minerva’sı, Gaul ülkesinin sanatçılara ve zanaatkarlara ilham veren Tanrıçası Brigit’in kutsal ağacı olarak mitoloji de bile kendisine yer bulan üvez ağacının, kötü büyüleri bozduğuna inanılırdı. Öyle ki; bir vampirin göğsüne çakılacak kazığın, amacına ulaşabilmesi için,

üvez ağacından yapılmış olması gerekir derler. Bir bahçe içine ekilen üvez ağacı, bulunduğu bahçeyi, evi ve içindekileri şanssızlıklardan korur, iyi talihin gelmesini sağlarmış. Gemilerde fırtınaya, evlerde yıldırım düşmesine karşı kullanılan üvez ağacı, muska olarak da iki dal parçası kırmızı bir kurdeleye bağlanarak taşınırdı.

Tılsım Nedir 

Yılan Figürlü Tılsımlar: Çelişkilerin hayvani yılan, ayni zamanda da iyi bir koruyucu. Birçoğumuzun korktuğu, adinin geçmesinin bile insanları ürperttiği yılan, Çağlar boyunca önemli bir tılsım simgesi olarak kullanılmıştır. yılan seklinde dolanmış yüzükler,

yılan figürlü bilezikler ve kolyeler altınla birleşerek takı dünyasında önemli bir yer kaplamışlardır. Yılanlı tılsımların, hastalıklara karşı çok kuvvetli bir tesiri olduğu bilinirdi. Yılanı ölümsüzlük sembolü olarak da gören toplumlar vardır. Bugün Tip dünyası bile bilinen bu ölümsüzlük yakıştırmasından dolayı yılanı amblem olarak seçmiştir.

Yoncalar: En çok revaçta olan uğur simgesi olarak bilinen yoncaların, en makbulü dört yapraklı yoncadır. Üç yapraklı yoncanın da uğurlu sayıldığı yerler vardır, örneğin İrlanda gibi. Ama dört yapraklısı daha nadir bulunduğu için, üç yapraklıya nazaran güçlerinin daha fazla olduğu düşüncesi yaygındır.

Dört yapraklı yoncanın inanılan tılsımlı güçleri arasında kötü büyüden korunma, inanç sağlamlığı, denge, birlik ve bütünlük sembolü olma özelliklerini sayabiliriz. yoncaların dörtten fazla yapraklılarına da rastlamak mümkün. Yaprak adetlerine göre her birinin ayrı ayrı anlamları bulunur.

Mesela, beş yapraklı yonca zenginliği işaret ederken, altı yapraklısı askı, yedi yapraklı olanı ise kötülüklere karşı korunmayı belirtir.

Yunus: Denizciler arasında pek yaygındır. Deniz kazaları ve denizden gelecek tehlikelere karşı denizcileri koruduğuna inanılır.

yazarYazar: Medyum Umut | tarihTarih: 21 Kasım 2017 / 16:13

Birine ölüm büyüsü Birine Ölüm Büyüsü

Birine ölüm büyüsü yapmak kesinlikle dinimiz tarafından yasaklanmış olan faaliyetler arasında yer alıyor. Eğer hayatınızda belirli şeylerin değişmesini istiyorsanız büyü yapmak yine dua etmek çok daha uygun bir seçenek olarak karşımıza çıkıyor. Büyü yapmak insanların hayatını izinsiz bir şekilde müdahale etmek anlamına geldiği için dinimiz tarafından yasaklanmış olan etkinlikler arasında yer alıyor ve büyü yapmak veya yaptırmak kesinlikle yanlış olarak biliniyor. Eğer birine ölüm büyüsü yapıldığını düşünüyorsanız veya sizin üzerinizde böyle etkilerin meydana geldiği düşünüyorsanız fazla vakit kaybetmeden bu konuda daha önceden tecrübe sahibi olmuş kişiler ile beraber tedavi işlemlerine başlamanızı tavsiye ediyoruz.

Birine ölüm büyüsü

Özellikle kıskanç ve birbirini çekemeyen insanlar tarafından uygulanmakta olan bu büyük türünden kısa süre içerisinde kurtulmak istiyorsanız işinizin biraz zor olduğunu hatırlatmak istiyoruz. Çünkü bahsetmiş olduğumuz bu büyü diğer büyü türlerine göre çok daha güçlü bir şekilde ortaya çıktığı için Medyum Umut gibi bu konuda oldukça tecrübeli olan kişilerden destek almak çok daha faydalı olacaktır. Medyum Umut  ile beraber çalışma yaparken büyüden kurtulmak için kendinizi psikolojik olarak hazırlamanızı tavsiye ediyoruz. Tedavi işlemlerinin başarılı bir şekilde gerçekleşmesi için en çok dikkat edilmesi gereken diğer unsurlardan bir tanesi de ruhsal olarak kendinizi bu durumu hazırlamak olacaktır. Eğer tedaviden tamamen kurtulacağınıza inanırsanız çok da kısa süre içerisinde etkili sonuçlar alabilirsiniz.

yazarYazar: Medyum Umut | tarihTarih: 19 Kasım 2017 / 21:22

Vefk yapmak mı dua etmek mi? Vefk

Vefk hakkında ciddi ikazlar ve dua etmenin emin yolu üzerine

Vefk, her türlü büyü yazısı olup büyük günahlardan biridir. Büyü yapmanın en eski ve en etkili yollarından biri olan vefk yazdırma İslam dinince kesin bir dille yasaklanmıştır. Çünkü hazırlanan vefkler, kara büyü mahiyetinde olup bazı insanlara avantajlar sağlarken başka bazı insanların ise yaşamlarını kâbusa çevirebilir.

Bu yazımızda vefk hakkında ayrıntılı bilgiler vererek ciddi uyarılarda bulunacağız. Ardından vefk yerine dua etmenin önemine değindikten sonra yazımızı çok önemli bir tavsiye ile noktalayacağız.

İşte vefklerin kara yüzü hakkında her şey

 Vefk sözcüğünün kelime anlamı nedir?

Vefk kelimesi Arapça bir sözcüktür ve “uyumlu, dengeli hazırlanmış yazı” demektir. Gerçekten de vefk yazıları son derece düzgün yazılmaktadır. Vefk hazırlayan medyumların “hattat” gibi güzel yazı yazdıklarına dair sayısız rivayet bulunmaktadır.

Vefkler hangi amaçları gerçekleştirmek için hazırlanır?

Akla gelebilecek her türlü isteği gerçekleştirmek üzere vefk hazırlanabilir. Ancak vefklerin en yaygın hazırlanma nedeni “aşk” konusundaki amaçlara ulaşma isteğidir. 

Bu istek gerçekleştirilirken aşık ettirilecek kişilerin birbirine uygun olup olamamaları, evli yada bekar olmaları önemsenmez. Bu nedenle vefkler kişilerin özel hayatında çoğu zaman telafisi mümkün olmayan zararlara yol açabilir.

Aşk konusu dışında vefkler şu niyetleri gerçekleştirmek amacıyla da hazırlanabilirler:

  • Birisini herhangi bir konuda ikna etme amacıyla (göz bağlama büyüsü)
  • Aile fertlerini birbirine düşürmek ve ailede huzursuzluk yaratmak
  • Kişileri ruhsal olarak huzursuzluğa sevk ederek onları mutsuz etmek
  • Kişinin zihnini körelterek girişeceği ticari faaliyetlerde kendine maddi zarar vermek
  • Kişiyi kumar, zina, alkol gibi zararlı bağımlılıklara duçar etmek
  • İştah kesmek, halsiz bırakmak ve bazı sağlık sorunlarına yol açmak
  • Kişiyi çevrenin gözünde sevimsiz ve itici kılmak
  • Karı-kocaların cinsel yaşamını bağlamak ve onların birlikte olmalarına engel olmak
  • Kişiyi dikkatsizliğe sevk ederek kazaların meydana gelmesine neden olmak

Burada sıralanan amaçlar dışında vefkler daha pek çok farklı sebeple de hazırlanabilirler.

Vefk yazısı ile normal metinleri birbirinden nasıl ayırabilirim?

Herhangi bir yazılı metin gördüğünüzde bunun vefk mi yoksa normal bir yazı mı olduğunu anlamak için vefklerin belirleyici özelliklerini bilmek gerekir. Vefklerin belirleyici nitelikleri şöyle izah edilebilir:

Vefkler sadece belli alfabelerle hazırlanabilir. Bu alfabeler Arap alfabesi, İbrani alfabesi, Soğd alfabesi ve Arami alfabesidir. Bunların dışında kalan alfabelerle vefk hazırlanamaz. Mesela günümüzde kullanılan alfabe ile (Latin alfabesi) vefk yazılamaz.

Vefkler tarihte genellikle beyaz ve gri kumaşlar üzerine yazılmıştır. Fakat günümüzde vefkler daha çok kağıt üzerine yazılarak uygulanır.

Vefkler mutlaka bir geometrik şekil üzerine yazılmalıdır. Yani önce kağıdın üzerine kare, çember, dikdörtgen gibi bir şekil çizilir ve yazılar bu şekillerin içine yazılır. Herhangi bir geometrik şeklin içine yazılmayan yazıların vefk olma ihtimali çok düşüktür.

Vefkler konusunda göre farklı renkte kalemlerle yazılırlar. Aşk konusundaki vefkler kırmızı boya ile, hastalık ve kaza vefkleri siyah boya ile ve maddi meselelerle ilgili vefkler mavi boya ile yazılırlar.

Vefk ile muska aynı şey midir?

Hayır, aynı şey değildir. Vefk hazırlama muskaya göre çok daha eski bir uygulamadır. Üstelik vefklerin tesirleri çok daha güçlüdür ve vefklerin bozdurulması da muskalara göre daha zordur.

Aslında muskalar, vefkler taklit edilerek hazırlanan uygulamalardır. Yani muskalara “düşük tesirli vefkler” demek yerinde olacaktır.

Burada belirtmekte fayda vardır ki muskalar da birer vefk yani büyü uygulamasıdır ve kesinlikle dinen caiz değildir.

Vefkler nerelerde saklanır?

Vefkler genellikle evlerde saklanmaktadır. Vefk hazırlandıktan sonra “insanların gözlerinden uzakta fakat insanlara yakın bir yerde saklanması” gerekir.Yani mesafe olarak insanlara yakın olması gereken vefkleri kimsenin görmemesi gerekir. Bu bakımdan vefkler genellikle evlerin bodrumlarında ya da kasalarda saklanmaktadır.

Kilise, havra gibi ibadet yerlerinde veya büyük meydanlar ile parklarda saklanan ve tesirleri çok daha güçlü olan vefkler de vardır. Bu vefkler daha çok o kentin tüm insanlarını etkilemek amacıyla yazılmaktadır. Orta Çağ boyunca Avrupa’da bu tarzda sayısız uygulamaya başvurulmuştur.

Vefk hazırlamak günah mıdır?

Kuran-ı Kerim’de büyü yapmak kesin bir dille yasaklanmıştır. ( Maide suresi) Hatta büyünün getirebileceği kötülüklerden Allah’a sığınılması gerektiği hususunda ayetler indirilmiştir. (Felak suresi)

Hz. Muhammed de pek çok hadisi şerifinde büyünün her türünün günah olduğunu ifade etmiştir.

İslam alimleri de büyüyü “kebairi ekabir” yani “büyük günahlardan biri” olarak ifade etmişler ve müminleri böyle bir günaha bulaşmamak için defatle uyarmışlardır.

Dolayısıyla da büyü yazısı anlamına gelen vefkler de İslam dinine göre “şer bir uygulama” kabul edilip yasaklanmıştır.

yazarYazar: Medyum Umut | tarihTarih: 19 Kasım 2017 / 21:19

Yumurta büyüsü hem ayırma hem aşık etme büyüsüdür, dikkat!

Yumurta büyüsü Yumurta büyüsü

Yumurta büyüsü en etkili büyüklerden bir olup uygulamadaki kimi küçük detaylara göre hem aşık etme hem de ayırma büyüsü olarak uygulanabilen bir büyüdür. 

Yumurta büyüsü çok tesirli bir büyü olmasına rağmen bazen tam tersi sonuçlara yol açabilmektedir. Mesela aşık etmek üzere uygulandığında kişileri tamamen ayırabilmekte veya soğutma amacıyla yapıldığı halde etkili bir bağlama büyüsü işlevi görebilmektedir.  Bu tarzda yanlışlıkla tam zıt amacını gerçekleştiren büyülere “çift kutuplu büyü” denilmektedir.

Büyüsün böylesine amaç sapmasına uğramasının nedeni çok küçük detaylarda yapılan basit hatalardır. Bu bakımdan büyüyü yalnız ehil olan kişilerin uygulaması ve yetersiz bilgiye sahip kişilerin kesinlikle denemelere girişmemesi son derece önemlidir. 

Bu yazımızda yumurta büyüsünün nasıl yapıldığı ve nasıl bozulduğu üzerine ayrıntılı bilgiler vereceğiz. Yazımızın sonunda ise önemli bir ikazda bulunarak çok kıymetli bir eser tavsiye edeceğiz. 

Keyifli okumalar dileyerek maddelerimize geçiyoruz. İşte yumurta büyüsü hakkında her şey:

Yumurta büyüsünde en önemli detay

Bu büyünün aşık etme büyüsü mü yoksa ayrıma büyüsü mü olduğunu belirleyen asıl etmen büyünün kaç adet yumurta ile yapıldığıdır.

Aşık etme büyüsü iki adet yumurta ile icra edilir eğer ayırma büyüsü icra edilecekse tek yumurta ile büyü yapılır.

Yumurta büyüsünün son aşamasında ise büyünün yapılış amacına göre büyü malzemeleri ya suya bırakılır ya da toprağa gömülür.

Yumurta büyüsünde yumurtanın sarısı ile akı ne anlama gelmektedir?

Yumurta sarısı kadını , yumurta akı ise erkeği temsil etmektedir.Bu sembolleştirme gelişigüzel yapılmamıştır.Çünkü yumurtanın sarısı ile akının kadın-erkek mevzusunda şu belirleyici özellikleri bulunmaktadır:

Yumurtanın sarısı yeni civcivlerin ortaya çıkmasını sağlayan kısımdır. Yani yumurtanın“doğurganlık merkezi”dir. Bu bakımdan “annelik” ile doğrudan bağlantılıdır.

Yumurtanın akı ise yumurtanın sarısını çepeçevre sarar ve onu dış etkenlerden “korur”. Erkeğin kadını ve çocukları dış tehlikelere karşı koruması ile yumurta akının yumurta sarısını çevrelemesi arasında ilişki vardır.

Yumurta sarısı renk olarak altını yani “değerli mücevherleri” çağrıştırır. Yumurta akı ise“saydam ve sade”dir. Bu da kadın ve erkeğin günlük yaşamdaki imajlarına uygun belirlemelerdir.

Simgeleştirmeyi bu şekilde izah ettikten sonra yumurta büyüsünün uygulama aşamalarına geçebiliriz. Yumurta büyüsü tarihin ilk çağlarından beri şu üç aşamayı takip ederek yapılmaktadır:

Yumurta büyüsünde “has eşya bulma” aşaması

Yumurta büyüsünde ilk aşama aşık ettirilecek veya ayrılmaları temin edilecek kişilere ait “saç veya tırnak” parçası bulma aşamasıdır. Büyü uygulamalarında saç veya tırnak gibi kişinin bedeninden alınan parçalara  “has eşya” adı verilmektedir.

Yumurta büyüsünde ikinci aşama: “harmanlama aşaması”

Bu aşamada eğer aşık etme büyüsü yapılacaksa iki ayrı yumurtadan birisindeki yumurta sarısı ile diğer yumurtanın akı alınır ve yeni bir kapta bir araya getirilir. Aslında bu sembolik uygulama “iki ayrı kişinin bir beden” haline getirilmesidir. Yani temin edilecek olan aşk ile “iki gönül bir olacak”tır.

Ayrılık büyüsü yapılacaksa tek yumurta alınarak yumurtanın sarısı ayrı bir kaba yumurtanın akı ayrı bir kaba konur. Bu uygulamanın sembolik anlamı ise “bir ve birlikte olan kadın ile erkeğin ayrılması”dır.

Harmanlama aşamasında hem aşık etme versiyonunda hem de ayırma versiyonunda hazırlanan yeni karışımlara kişilere ait saç veya tırnak parçaları atılır. Buna“harmanlama” denir.

Bu malzemeler yumurtaya karıştırılırken kimi tılsımlı ifadeler söylenir. Bu sözler aşık etme ve ayrılma versiyonlarında birbirinden farklıdır. Okunan bu ifadelerin Tevrat’ın kimi bölümlerinin tersten okunması biçiminde olduğunu söyleyen çok sayıda “büyü üstadı”vardır.

Yumurta büyüsünde son aşama: karışımların suya katılması veya toprağa gömülesi

Bu aşamada eğer büyü aşık etme büyüsü niyetiyle yapılmışsa hazırlanan karışım bir akarsuya veya denize atılır.

Şayet büyü, ayrıma büyüsü biçiminde yapılmışsa daha önceden ayrılmış yumurtanın sarısı ile akı farklı iki yere gömülmektedir.

Bu aşama tamamlanır tamamlanmaz büyü tesirini göstermektedir. Eski el yazması kitaplarda yumurta büyüsünün “yeni aydan dolunaya kadar” (yaklaşık 14-15 gün) en yüksek tesirini gösterdiği ifade edilmiştir.

yazarYazar: Medyum Umut | tarihTarih: 19 Kasım 2017 / 21:13

Voodoo büyüsü hakkında çok ilginç bilgiler Voodoo büyüsü

Voodoo büyüsü filmlere ve kitaplara defalarca konu olan popüler bir büyü olmasına rağmen hakkında yeterli bilgi bulunmayan çok etkili bir uygulamadır.

Bu büyü genel olarak “bezden yapılan bir bebeğe çeşitli iğneler batırılmasıyla kişiye zarar vermek” olarak yansıtılmıştır.

Ancak voodoo büyüsü gerçekte çok daha kapsamlı amaçlara hizmet eder.

Bu yazımızda voodoo büyüsü hakkında detaylı bilgiler vereceğiz ve yazımızın sonunda aşk konusunda büyüden çok daha etkili bir yol hakkında okurlarımıza tavsiyede bulunacağız.

İşte voodoo büyüsü hakkında çok ilginç detaylar

Voodoo büyüsü hangi amaçları gerçekleştirmek üzere yapılır?

Voodoo büyüsü uygulama tarzına bağlı olarak şu amaçlara için yapılabilir:

  • Aşık etmek, soğutmak, ikna etmek, inatçı kılmak, iradesiz yapmak gibi her türlü duygu ve düşünce yönlendirmesi için yapılabilir.
  • Kişilerin sağlıklarını bozabilir, onların çeşitli eziyetler çekmesine neden olabilir, hatta ölüme sebebiyet verebilir.
  • Kişiyi ani bir kararla intihara sürükleyebilir.
  • İnsanların kendi elleriyle kendilerine zarar vermesine yol açar. Bunu yapmak için kişilerin ahlaki yapılarını bozar.
  • Etkilediği insanlara korkunç şeyler yaptırır ve onlara yaptıklarını unutturur. (Cinayet, hırsızlık, tecavüz, gasp vb…)

 

Voodoo büyüsü burada sıralananlar dışında daha pek çok farklı maksat için de uygulanabilir.

Voodoo büyüsü büyülenecek kişiyi temsil eden bez bebekle yapılır

Voodoo büyüsünde ilk aşama voodoo bebeği yapılmasıdır.

Voodoo bebeği bezden yapılır ve içine ot, saman, yün gibi maddeler konur.

Yapılan bebek profesyonel bir oyuncak biçiminde yapılmaz. Sadece kabataslak insanı andırması yeterlidir.

Voodoo bebeğinin kişi ile “yekta kılınması”

Hazırlanan bebeğin içine büyülenecek kişinin bedeninden bir parça konur. Bu parça saç kılı, tırnak veya deri parçası olabilir.

Eğer kişiye ait bedensel bir parça bulunamazsa büyülenecek kişinin adının yazıldığı küçük bir vefk kağıdı bebeğin içine yetiştirilir.

 

Malzemenin bebek içine yerleştirilmesi sırasında bebek ile kişinin özdeşleşmesini sağlamak için bebeğe defalarca kişinin adı ile hitap edilir.

Voodoo bebeğinin içine malzemelerin yerleştirilip kişi adının defalarca tekrarlanması aşamasına “yekta kılma” adı verilmektedir.

Voodoo büyüsüde vefk bebeğinin pis ortamda 4 gün bekletilmesi

Voodoo büyüsünde vefk bebeği ile büyülenecek kişi arasında özdeşlik kurulduktan sonra bebek 4 gün boyunca insanların zihninde pis olarak algılanan tuvalet, lağım, ahır, kümes gibi bir yerde bekletilir.

Bu aşamanın amacı “kişiyi kaderine razı etmek” yani başına gelebilecek her şeyi normal karşılamasını ona kabul ettirmektir.

Gerçekten de kendisine voodoo büyüsü yapılan insanlar büyülendiklerini asla kabul etmemekte ve başlarına gelen her şeyi doğal karşılamaktadır.

Voodoo büyüsünün son aşaması: “Hüddam’ın eli”

Hüddam, büyü uygulamalarda büyü yaptıran kişinin emrine giren ve onun dediklerini yapan şer güçlerdir.

Voodoo büyüsünün son aşamasında vefk bebeğine çeşitli müdahaleler yapılarak büyünün hangi amaçla yapıldığı net bir şekilde belli edilir. Bu aşamaya eski büyü kaynaklarında “hüddamın eli” adı verilir.

Büyünün yapılış amacına göre bez bebeğe yapılacak uygulamalar şunlardır:

  • Büyü aşık etmek maksadıyla yapılmışsa bebeğin karın bölgesine küçük bir tuz keseciği konur.
  • Eğer kişinin hastalanması isteniyorsa bebeğin üzerine bir miktar pis su veya idrar dökülür.
  • Kişiye büyük ağrılar yaşatıp sonrasında öldürmek isteniyorsa bebeğe iğneler batırılır.
  • Kişinin kendi eli ile kendisine zarar vermesini sağlamak için bebeğin baş kısmı koparılarak ters çevrilir. Bebeğin yüzü sırt tarafına bakılacak şekilde ayarlandıktan sonra tekrar dikilir.
  • Eğer kişinin iradesi bağlanıp bir konuda ikna edilecekse bebeğin elleri ve ayakları bağlanır.
  • Kişiye kötü bir iş yaptırılıp sonra da bu iş unutturulacaksa yapılacak iş bebeğe telkin edildikten sonra bebek toprağa gömülür.

Voodoo büyüsünde amaca göre bu tarzda yapılacak onlarca farklı uygulama vardır.

Voodoo büyüsü Türkiye’de farklı isimler altında yaygın olarak yapılmaktadır

Osmanlılar voodoo büyüsü ile Akdeniz donanma savaşları sırasında tanışmışlardır. Bu olaylar sırasında İstanbul’a gelen zenci büyücüler voodoo büyüsünü Türk medyumlara öğretmişlerdir.

Sabun büyüsü, adet kanı büyüsü, tuz büyüsü gibi Anadolu’ya özgü kabul edilen pek çok büyü aslında voodoo büyüsünün değişik versiyonlarıdır.

yazarYazar: Medyum Umut | tarihTarih: 19 Kasım 2017 / 21:09

Uyku bağlama büyüsü insanların hayatını kabusa çeviriyor Uyku bağlama büyüsü

Uyku bağlama büyüsü İnsanlık tarihinde uygulanan en etkili kara büyülerden biri de uyku bağlama büyüsüdür. Bu büyü sadece kişinin uyku problemleri yaşamasına neden olmaz, ayrıca cinayet ve intihar gibi korkunç sonuçlara da yol açar.

Uyku bağlama büyüsü sadece birkaç gecede istenilen sonucu verir. İnsanlara büyük zararlar veren bu büyü diğer sağlık sorunları ile birleşerek ortaya çıktığı için tespit edilmesi oldukça zordur.

Uyku bağlama büyüsü ile cinayete niyetlenmek aynı şeydir

Uyku bağlama büyüsünde amaç düşman olarak kabul edilen kişiye çeşitli işkenceler çektirmek ve onu kısa sürede ölüme sürüklemektir.

Uyku bağlama büyüsü yaptıran kişi açıkça düşmanına zarar vermez. Ancak büyünün etkisinde kalan kişi kendi eliyle kendisine zarar verir. Tabi bu durum büyü yaptıran kişinin suçlu olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz.

Birisine uyku bağlama büyüsü yapıldığı nasıl anlaşılır?

Uyku bağlama büyüsü yapılan kişilerde belirtiler iki grupta değerlendirilmelidir. Çünkü büyünün yapıldığı ilk hafta ile ikinci hafta belirtileri birbirinden farklıdır.

Uyku bağlama büyüsünün ilk hafta belirtileri

  • Gece boyunca birkaç defa uyanma ve her uyandığında farklı bir işle uğraşma
  • Uykudayken düşecekmiş hissi duyma ve sarsılarak uyanma
  • Daha önceki dönemlerde gördüğü bazı rüyaları yeniden görme

 

Uyku bağlama büyüsünün ikinci hafta belirtileri

  • Uyku düzeninde ciddi bozuklukların görülmesi
  • Gecenin büyük bir kısmını uykusuz geçirme ya da hiç uyuyamama
  • Uyumadan önce giyilen elbiseler ile sabah uyanıldığında giyilen elbiselerin farklı olması (Kişi gece kalkıp elbise değiştirdiğini hatırlamaz)
  • Gece uykudan uyanılır ve sanki gündüzmüş gibi belli işler yapılır ( kadınların yemek yapması, erkeğin bahçe ile ilgilenmesi gibi)
  • Ciddi unutkanlık problemlerinin yaşanması
  • Psikolojik olarak aksi ve huysuz bir kişi haline gelinmesi
  • Dikkatin dağılması ve sık sık kaza yapılması
  • Kişinin inançlara, ahlaki kurallara ve sevdiklerine artık eskisi gibi değer vermemesi ve hayatındaki tüm kıymetli varlıklara tepki göstermesi

 

Uyku bağlama büyüsünün burada sıralananlar dışında kişilerin yaşına ve cinsiyetine göre değişen daha pek çok belirtisi vardır.

Uyku bağlama büyüsü nasıl yapılır?

Uyku bağlama büyüsü yaptırmak için şu malzemelere ihtiyaç duyulmaktadır:

  • Bir miktar tuz (gündüz vaktini temsil eder)
  • Bir miktar toprak (gece vaktini temsil eder)
  • Bir kap su (sabah ve akşam saatlerini temsil eder)
  • Biri uzun biri kısa iki adet tahta çöp (Kibrit çöpü veya kürdan da kullanılabilir. Uzun çöp ile kısa çöp arasındaki fark ne kadar büyükse büyü o kadar güçlü biçimde tutar. Zira uzun çöp kişinin uyku ihtiyacını, kısa çöp ise büyüden sonra ne kadar uyuyabileceğini gösterir.)

 

Malzemeler büyünün yapılacağı gün temin edilmelidir. Eğer malzemeler kullanılmadan bir gece geçerse yani büyülenecek kişi rahat bir uyku geçirirse büyü tutmaz.

Uyku bağlama büyüsünde suyun içine önce tuz atılır ve büyülenecek kişinin adı belli bir sayıda okunur. (Bu sayı Arapçadaki ebced hesabına göre belirlenir.)

Tuz suda iyice eridikten sonra suya bir miktar toprak atılır ve bu sırada kişinin adı yine belli bir sayıda okunur.

Daha sonra birisi uzun diğeri kısa 2 adet çöp suya bırakılır ve iyice karıştırılır. Karıştırma sırasında dini metinlerin uyku ile ilgili bölümleri okunur. Bu dini metinler eski medeniyetlerin inançlarını ifade eden sözlerden oluşur. Tabii büyüyü Tevrat ve İncil’den faydalanarak yapmaya çalışan medyumlar da vardır.

Bazı büyü üstatları ise uyku bağlama büyüsünü Kehf suresini okuyarak yaptıklarını iddia etmektedir. Bu iddia kesinlikle doğru değildir. Zira Kuran büyü malzemesi olarak kullanılamaz çünkü her bir harfi dahi Allah’ın koruması altındadır.

Büyü malzemelerinin iki hafta saklanması

İçine çeşitli malzemeler katılmış ve üzerine tılsımlı sözcükler okunmuş su kabının ağzı iyice kapatılır ve kimsenin görmeyeceği bir yere gizlenir.

Gizlenen su kabındaki uzun ve kısa çöp nemlenip yumuşadıkça büyü tesirini arttırır.

2 haftalık bekleme süreci içinde özellikle yaz aylarında su kabındaki bütün su bitebilir. Bu durumda büyü tutmaz. Bunun önüne geçmek için sık sık kap kontrol edilmeli ve eğer su azalmışsa bir miktar su ilave edilmelidir.

Uyku bağlama büyüsünün son aşaması

Mühürleme aşaması

14 günlük süre dolduktan sonra içinde çeşitli malzemeler konulmuş olan su kabı yerleşim yerlerinden uzak bir yere götürülerek toprağa gömülmektedir.

Gömülme sırasında kabın içinde bulunan su boşaltılmaz. Su dolu kap bir çukurun içine konur ve üzerine toprak atılır. Bu uygulamaya mühürleme aşaması denir ve büyünün en yüksek seviyede etki göstermesini sağlar.

yazarYazar: Medyum Umut | tarihTarih: 19 Kasım 2017 / 21:04

Tırnak büyüsü Kadim bir uygulama:  Tırnak büyüsü

Tırnak büyüsü son derece etkili bir aşık etme ve kendine bağlama büyüsüdür. Bu büyü pek çok uygulamanın iç içe yapılması ile icra edildiğinden son derece tesirlidir ve bozdurulması oldukça güçtür. Aşık etme büyüleri içinde bu kadar hızlı etki edebilen nadir büyülerden biridir.

Bu yazımızda tırnak büyüsünün yapılış tarzı ve bu büyünün etkileri üzerine bilgiler sunmaya çalışacağız. Yazımızın sonunda ise büyünün nasıl bozdurulacağına dair kısa bir açıklama yaparak önemli bir tavsiyede bulunacağız.

Tırnak büyüsü hangi amaçlarla yapılmaktadır?

Tırnak büyüsü aşık etme ve kendine bağlama amacıyla yapılan büyülerden biridir. Ancak büyüdeki uygulamalar tersten yapılırsa son derece tesirli bir soğutma ve ayırma büyüsü olarak da uygulanabilir.

Tırnak büyüsü maalesef tarih boyunca kötü amaçlarla kullanılmış ve insanlara büyük zararlar vermiş bir büyüdür. Bir aşık etme büyüsünün kötü sonuçlar doğurmasının nedeni daha çok evli kişilere yönelik yaptırılması ve yuvaların dağılmasına sebep olmasıdır. Zira bu büyüye ilk çağlarda büyük miraslara konmak veya tahtların varislerini değiştirmek gibi büyük amaçları gerçekleştirmek maksadıyla başvurulurdu.

Günümüzde ise -kısmi uygulamalar hariç tutulursa- daha çok bekar kişiler arasında bir aşk ilişkisi için temin etmek üzere başvurulan bir büyü türüdür.

Tırnak büyüsünün sadece kadınlar tarafından erkeklere yönelik yapıldığına dair yaygın bir inanış olsa da bu doğru değildir. Erkekler de aynı büyü aşamalarını takip ederek kadınlara bu büyüyü yaptırabilmektedir.

Tırnak büyüsünde tırnakların farklı renklere boyanması aşaması

Tırnak büyüsünde ilk aşama kadın ya da erkeklerin tırnaklarının boyanması aşamasıdır. Bu boyama uygulaması gece vakti yapılır ve boyanan tırnaklar sabahın ilk ışıkları ile birlikte tekrar silinir.

Hangi tırnağın hangi renge boyanacağı önceden bellidir. Sadece sol el orta parmağın tırnağı ile sağ el işaret parmağının tırnakları boyanmaz. Geriye kalan tüm tırnaklar boyanır.

Tırnak büyüsünün Orta Doğu’da yapılan kimi uygulamalarında tırnaklar boyanmaz fakat tırnakların üzerine renklerin isimleri yazılır. Bu uygulama farklılığı büyünün tesiri üzerinde herhangi bir etki yapmaz.

Tırnakların boyanması sırasında söylenen sözler

Tırnaklar boyanırken bazı tılsımlı sözler söylenmektedir. Bu sözlerin ne olduğuna dair değişik kaynaklarda değişik görüşler vardır. Bazı kaynaklarda bu sözlerin Tevrat’tan alınan kimi bölümlerin tersten okunmuş biçimi olduğu iddia edilirken kimi eserlerde bu sözlerin Antik Yunan metinlerinden alındığı söylenmiştir.

Büyü yapan üstat (medyum) bu sözleri okurken bazı kişi isimlerini telaffuz eder. İsmi geçen bu kişiler aşık ettirilecek kadın ve erkek ile her iki şahsın anneleridir. Bunun sebebi büyü uygulamalarında soy bağının anne üzerinden geçtiğine inanılmasıdır.

Tırnakların tılsımlı sözcükler eşliğinde boyanarak silinmesi ritüeli üç gece tekrarlanır.

Tırnak büyüsünde “karma”nın yakılması aşaması

Büyü uygulamasının 4. gecesinde aşık ettirilecek kişi ile aşık olunacak kişinin adının yazılı olduğu bir vefk hazırlanır. Vefk büyü yapmaya yarayan yazılı kağıt demektir.

Vefkin üzerine ayrıca sevgililerin kavuşmasına engel olabilecek kişilerin de adları yazılmaktadır. Böylece herhangi bir birliktelikte bu şahıslar itiraz edemeyecekler ve bu aşkı hemen onaylayacaklardır.

 

Hazırlanan vefk kağıdı 4 defa yüksek sesle okunduktan sonra üstat tarafından küçük küçük parçalara bölünür. Bu kağıt parçalarının içine ise boyanmış tırnakların uçları hafifçe kesilerek karıştırılır. Sol elin orta parmağının tırnağı ile sağ elin işaret parmağının tırnağı da boyasız olmalarına rağmen hafifçe kesilerek kağıt parçalarının içine katılır. Hazırlanan bu kağıt-tırnak karışımına “karma” adı verilir.

Dördüncü gecenin sabahında bu “karma” ateşe atılarak yakılır. Ateşe atma sırasında söylenen “lafz-ı girift” vasıtasıyla sevgilinin gönlünün tamamen bağlandığı ifade edilir.

Tırnak büyüsünün tesirleri

Eski el yazması kitaplarda tırnak büyüsü ile aşık ettirilen kadınların ve erkeklerin yaşamına dair rivayetlere sıkça yer verilmiştir. Anlatılanlarda ailesi ve çocuklarını gözlerini kırpmadan terk edip “sevgililerine kaçan” kadın ve erkeklere dair sayısız olay anlatılmaktadır.

Ayrıca bu kitaplarda hiç de “denk olmayan” kişilerin bu büyü sayesinde nasıl da birbirlerine aşık ettirildikleri ve bunun sonucunda nasıl komik olayların cereyan ettiği de anlatılmaktadır.

Toplam 7 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345...Son »