logo

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 06-23-2018
Saat: 05:38

Medyum Umut Papaz Büyüsü Büyü Bozma Kara Büyü

MedyumUmut Medyum Umut büyü sihir vefk aşk bağlama evlilik şans kader kısmet
Site Map Contacts anasayfa

Medyum Umut
Medyumumut Gerçek Sitesi Medyum umutun sitesi Bursalı Medyum Umut medyumlar medyum Medyum Siteleri Medyum Sitesi Medyum online Sihir-Büyü iptali Cin CinlerTedavisi Kismet Açma Baglama Başarı Aile Geçimsizlikleri Nasip Kismet Rizik Bereketdualari

POPÜler YAZILAR

SON YORUMLAR

Home » Kısmet Açma » Havvas ilmi
yazarYazar: Medyum Umut | tarihTarih: 29 Aralık 2017 / 0:28
yazarYazar: Medyum Umut | tarihTarih: 29 Aralık 2017 / 0:25
yazarYazar: Medyum Umut | tarihTarih: 29 Aralık 2017 / 0:24
yazarYazar: Medyum Umut | tarihTarih: 29 Aralık 2017 / 0:22
yazarYazar: Medyum Umut | tarihTarih: 29 Aralık 2017 / 0:21
yazarYazar: Medyum Umut | tarihTarih: 22 Kasım 2017 / 15:35

Kenzül Havas Kenzül Havas 

Kenzül Havas Bugün halk arasında eski Babil ve Mısır putperestlerinin ve eski Türk Budist ve Şamanistlerinin kullandıkları efsun ve tılsımlarından hiç farkı olmayan tılsım ve efsun öğreten pek çok kitap ve risaleler (küçük kitap) bulunmaktadır. Bu risalelerde düşmanı öldürmek, mal ve rnülkünü imha etmek, birinin kalbini kazanmak, servet ele geçirmek için melekleri kendi hizmetinde kullanmak gibi işler için efsun ve tılsımlar öğretilmektedir.

Cahil Müslümanları kandırmak için Kuran-ı Kerîm’den ayetler, Esma-i Hüsna ve mübarek dualar karıştırmışlardır. Bu kitaplardan bazıları: Şemsül-Maarif-il-Kübra ve Kenzül-Havas’tır.[1][2] Havâs kelimesi, “bir şeyde bulunup başkasında bulunmayan hal, kuvvet, tesir, özellik” gibi anlamlara gelen hâssanın çoğuludur. Havâssü’l-Kur’ân terkibi Kur’an’dan bazı kelime, âyet ve sûrelerin belli bir tertibe göre okunması veya yazılması halinde niyet ve maksada uygun sonuçlar veren tesir ve özelliklerinden bahseden bir disiplini ve bunun literatürünü ifade eder.

Kenzül Havas

Bazı müfessirler, Kurân-ı Kerîm’in gönderiliş amacının sadece lafızların zâhirinden anlaşılan mânalardan ibaret olmayıp bunun ötesinde maksatların gözetildiğini düşünmüşler, zâhirî bakımdan müphem veya müteşâbih olan ifadelerin bâtınî anlamlar taşıdığını, özellikle bazı sûrelerin başındaki hurûf-ı mukattaanın yalnız birer ses sembolü olarak değil anlam birimi olarak da algılanması gerektiğini, bu sebeple

Kurân-ı Kerîm’in hurûfîlik ve ebced hesabı çerçevesinde de tefsir edilmesine ihtiyaç bulunduğunu ileri sürmüşlerdir. Bu yaklaşım onları, ilk dönemlerden itibaren komşu kültürlerde buldukları benzer ilimlerle ve bilhassa Bâbil, Mısır, Yunan, Hint, Yahudi, Hıristiyan kültürleriyle ilgilenmeye sevk etmiştir.[3] Osmanlının son döneminde yaşamış olan Seyyid Süleyman Hüseyni’nin derlediği “

Kenzü’l Havas” adlı eser, bu ilimle uğraşanların ilk başvuru kaynağı durumundadır. 14. yüzyılda yaşamış Cezayirli Ahmed Bûnî’nin “Şemsü’l-maârif-i kübrâ” adlı Arapça eseri, dört yüze yakın tılsım şekli ile binlerce efsuna yer veren, benzerleri arasında en ünlü eserdir. Yazar, Mısır büyü geleneğini kabaladaki mistik rakamsal sistemle birleştirip buna Kuran’dan ayetler, esma-i hüsna, dinî duaları da ekleyerek eski sihir ve büyü geleneğini İslami bir forma sokmuştur. Bûnî’nin eseri, bu alanda eser veren pek çok kişiye kaynaklık etmiştir.

Kenzül Havas

Seyyid Süleyman el-Hüseynî tarafından kaleme alınan “Kenzü’l-havâs”, Bûnî’nin eserinin Türkçeye çevirisinden ibaret olmakla birlikte çeşitli ilavelerle aslının iki misli bir hacim kazanmıştır Kurân-ı Kerîm’de ve hadislerde geçen Allah’ın isimlerinin her birinin farklı bir anlamı ve kâinatta hususî bir tecellisi vardır. Bu isimler üzerine yazılan eserlerde her isim hakkında ayrı bir bilgi verilir.

Bir de esmâü’l-hüsnâ havassı olarak bilinen, hangi ismin nasıl fayda sağladığı ve bu fayda sağlama yolu hakkında bilgi veren esmâü’l-hüsnâ şerhleri vardır. Bunlarda o ismin okunması gereken sayıya ya da okunması gereken güne işaret edilir. İslâm’da Müslümanların isteklerini Allah’a arz edip dua ederken bu taleplerini karşılayan isimle dua etmeleri tavsiye edilir. Meselâ; elimizdeki metinde şâir,

Cebbâr isminin yirmi bir defa okunması halinde o kişinin şerre düşmeyeceğini belirtir. Tasavvuf ve tarikatlarda okunmasına önem verilen esmâü’l-hüsnâdaki hangi ismin ne durumda zikr edileceği meselesi halk kitapları denebilecek popüler eserlerde de söz konusu edilir. Seyyid Süleyman el-Hüseynî’nin esmânın havassından bahseden “Kenzü’l-havas” isimli eseri bu türden bir kitap olup; halk arasında rağbet görmüştür.[

Kenzül Havas

4][5] Seyyid Süleymân el-Hüseynî, “Kenzu’l-Esrâr fi’l-Havâss ve’l-Ezkâr” adlı kitâbının önsözünde önceki kitâbı olan “Kenzu’l-Havâss” adlı kitâbına Havâs-ı şerife ile iştigal eden zevât-ı kirâmın iltifat edeceğini düşünerek o kitâbında ibtidaî bilgiler vermeye lüzum hissetmediğini ancak eserin yayınlanmasından sonra diğer insanların da konuya ilgi gösterdiğini ve aldığı mektuplar üzerine Havâs bahsinde bilinmesi lazım gelen ve

Kenzu’l-Havâss adlı kitâbında ihmal olunan malumatı beyân ve izâh ettiğini söyler. İhmal olunan malumât ise riayet edilmesi gereken şartlardır.[6] Hastalıktan mustarip olan bir müminin, tıbbî tedavi imkânının bulunmadığı durumlarda bazı âyetleri dua niyetiyle okuyarak Allah’tan şifa dileğinde bulunması

İslâmî inanç ve edebe uygun olduğu gibi, böyle bir tutumun insana kazandıracağı yüksek moral ve ümit sayesinde bazı fizyolojik ve ruhî hastalıkların tedavisinin mümkün olabileceği çağdaş tıbbın ve psikolojinin de kabul ettiği bir husustur. Ancak tılsımcılarla efsuncuların cinleri istihdam etmek veya daha başka yollara başvurmak suretiyle hastaları iyileştirdikleri, dilekleri karşıladıkları şeklindeki iddialar dinen geçersizdir.

Kenzül Havas

Nitekim bu işlerle uğraşanlar, Kurân-ı Kerîm’de şerlerinden Allah’a sığınılması gereken kimseler arasında sayılmış ve “düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçüler” diye tavsif edilerek (el-Felak 113/4) kınanmıştır.[7] İslam âlimleri mistik özellikleri olan harf, kelime ve dualardan faydalanarak şifa niyetinde bunları kullanmışlardır. Bu hususta Mısırlı yazar El Buni’nin “Şemsü’l Maarifi’l-Kübra”

adlı eserinde harflerin çeşitleri ve sırları, gezegenler, burçların tali ve menzilleri, besmele, ismi azam, sure ve çeşitli duaların hikmetlerine ilişkin bilgiler yer almıştır. Seyyid Süleyman El Hüseyni tarafından yazılan “Kenzü’l Havas” adlı eserinde yine bu bilgiler ve Esmaül Hüsna’nın hikmetleri anlatılmaktadır.

yazarYazar: Medyum Umut | tarihTarih: 22 Kasım 2017 / 15:29

Havvas ın alanı Havvas ın alanı

Havvas ın alanı Havas ilmi genel kanıdaki düşüncelere rağmen sadece harflerin ve sayıların, esmaların veya ayetlerin sırlarından, hikmetlerinden faydalanılarak çeşitli etkiler elde etmek için esmanın veya ayetin kendisi ya da vefki ve bunlara bağlı harf ve sayılar ile tılsımlar kullanılarak ve bu sistem üzerine kurulmuş basit bir ilim veya ilmin metodu değildir.

Bu ilimlerin kendisine has özellikleri ve konuları vardır, bu ilmin kendisi ve lisanı evrenseldir. Bu ilimler ruh ve madde ile canlı ve cansız ile harfler ve rakamlar ile yıldız ve burçlar ile nebulalar ve galaksiler ile ses ve renk dalgaları ile kısaca kainatta daha genişi evrende her şeyle bağlantılıdır.

Havvas ın alanı

Bu ilim asırlardır gelmiş geçmiş alimlerin ve ulemanın bir sır gibi gizlediği ve açıkça öğretmediği ve öğretmekten de çekindiği vebal altında kalmaktan korktuğu ilimlerdendir. Bu ilimler de başarılı olmanın ve zarar görmeden ilerlemenin bazı şart ve usulleri vardır.

Havas ilmini bilmek ve öğrenmek için önceden bilinmesi gereken kurallar ve önemli noktaları sırası gelince özet olarak anlatmağa çalışacağız, ama bundan önce bilinmesi gereken bu ilim yıldızlar ilminden bilinen veya bilinmeyen sırlarla alemi semalardan gelmiştir. Bu ilim insanlardan önce yani arz oluşmazdan evvel ruhani alemlerde mele küt ve cinler aleminde bilinen ve kullanılan birçok gizlilikleri, esrarı ve acayipliği içinde gizlemiştir.

Yaşamış olduğumuz bu maddi alemin yasaları ve fiziksel oluşumları manevi alemlerin etki ve yasalarıyla meydana gelmektedir. Bu ilmin kullanılışı melekler ve cinlerden sonra çok eski kavimler ve uygarlıklar tarafından kullanılmıştır bu manevi yasaları öğrenip etkilerine göre gerektiği şekilde uygulamışlardır. İnsanlar bu bilgileri çok çeşitli yollardan elde etmişlerdir.

Havvas ın alanı

Hatta kimilerine göre mana aleminden gelen varlık veya varlıklar bazı insanlara bu ilmi ve kullanma metodunu öğretmişlerdir. Bu anlattığıma örnek; Bakara süresi 102. ayetinde olan Harut ve Marut isimli iki meleği örnek olarak verebiliriz. Gerek ruhani varlıklar veya cinlerin bildiği kelamlar, bizzat insanlar için indirilmiş kutsal kelamları veya esmaları gizlemek ya da rumuzlamak amacıyla çeşitli şekiller,

çizgiler veya tılsımlardan oluşan birtakım sayılarla sembolleşen vefkler ve tılsımlar oluşturulmuştur. Bazen de sırf sayılar kullanılarak bu ilim de çok çeşitliliklerle beraber çelişkiler de görülmektedir. Zıtlık veya yanlışlıklar ise bu ilimler kaynağından öğrenilmeyip kolaycılık (Kopyacılık) yolu seçilmiştir. Günümüzdeki kitaplar da görülen veya kullanılan tılsımlar yanlış zaman veya yanlış mekanlar da şart ve kaidelerine riayet edilmeden yazılıp hazırlandığından yapılan bir işin çoğu zaman neticeye ulaşmadığını görürüz.

Havvas ın alanı

Bir de işi karıştıran esas mesele bu tılsım, sembol veya yazıların ilahi isimler ve semboller olmayıp cinler, periler veya ruhani varlık isimlerinden olduğu ibarettir. Veya çok daha iyisi melek üt aleminden bir melek ismi olduğudur. Dikkat edilmesi gereken hususlardan biri de şudur: Tılsım yazarken eskilerin kullandıkları diller ve yazılar çok eski kavimlerin dillerine göre yazıldığı için günümüze gelene kadar bir çoğu unutulmuş bir çokları da tahribatlara uğratılmıştır.

Bu uygarlıklara ve dillere örnek olarak Mu uygarlığı Atlantis kavimleri ve eski kipti ırkı ile eski İbranice,eski Süryanice ve eski Arapça’nın bazı lehçeleri ve eski Mısır yazıları, lehçeleri ve alfabeleri ki; bugün bunların bir çoğu unutulmuştur. Ve daha sonra esma ve ayetlerin manevi etkisini kullanma halidir ki; bu da bazı şartlara bağlıdır…

Havvas ın alanı

Bunlar da özet olarak esma ve ayetlerin anlam ve etkilerinin kudretini bilmektir. Bu halde kendi içinde gruplamaktır. Bunları da şöyle özetleyelim; esma veya ayetin bilinen anlamının yanında bir de batını (gizli) anlamları vardır. Bunlar etki olarak farklı sonuçlar verirler ve sen bilmelisin ki;

Kur’an –ı Kerim’in anlamının anahtarını yüce Allah (c.c.) peygamberleri ve onun evliya kullarına ve rahmani olan meleklere lütfetmiştir. Bu Konu hakkında araştırma yaparken bazı gerçekleri de göz ardı etmemek lazım bunlardan en önemlisi olan Al-i İmran Suresi 7 . ayet Sana Kitab’ı indiren O’dur. Onun (Kuran’ın) bazı ayetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab’ın esasıdır. Diğerleri de müteşabihtir.

Havvas ın alanı

Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşabih ayetlerin peşine düşerler. Halbuki Onun tevilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek payeye erişenler ise: Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler. (Bu inceliği) ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar.

Toplam 2 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12