logo

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 06-23-2018
Saat: 05:39

Medyum Umut Papaz Büyüsü Büyü Bozma Kara Büyü

MedyumUmut Medyum Umut büyü sihir vefk aşk bağlama evlilik şans kader kısmet
Site Map Contacts anasayfa

Medyum Umut
Medyumumut Gerçek Sitesi Medyum umutun sitesi Bursalı Medyum Umut medyumlar medyum Medyum Siteleri Medyum Sitesi Medyum online Sihir-Büyü iptali Cin CinlerTedavisi Kismet Açma Baglama Başarı Aile Geçimsizlikleri Nasip Kismet Rizik Bereketdualari

SON YORUMLAR

Home » Kısmet Açma » büyü
yazarYazar: Medyum Umut | tarihTarih: 22 Kasım 2017 / 15:16

Havvasın Özü havvas nedir Havvasın Özü

Havvasın Özü Havas ilmi genel kanıdaki düşüncelere rağmen sadece harflerin ve sayıların, esmaların veya ayetlerin sırlarından, hikmetlerinden faydalanılarak çeşitli etkiler elde etmek için esmanın veya ayetin kendisi ya da vefki ve bunlara bağlı harf ve sayılar ile tılsımlar kullanılarak ve bu sistem üzerine kurulmuş basit bir ilim veya ilmin metodu değildir. Bu ilimlerin kendisine has özellikleri ve konuları vardır, bu ilmin kendisi ve lisanı evrenseldir. Bu ilimler ruh ve madde ile canlı ve cansız ile harfler ve rakamlar ile yıldız ve burçlar ile nebulalar ve galaksiler ile ses ve renk dalgaları ile kısaca kainatta daha genişi evrende her şeyle bağlantılıdır. 

Bu ilim asırlardır gelmiş geçmiş alimlerin ve ulemanın bir sır gibi gizlediği ve açıkça öğretmediği ve öğretmekten de çekindiği vebal altında kalmaktan korktuğu ilimlerdendir. Bu ilimler de başarılı olmanın ve zarar görmeden ilerlemenin bazı şart ve usulleri vardır. Havas ilmini bilmek ve öğrenmek için önceden bilinmesi gereken kurallar ve önemli noktaları sırası gelince özet olarak anlatmağa çalışacağız, ama bundan önce bilinmesi gereken bu ilim yıldızlar ilminden bilinen veya bilinmeyen sırlarla alemi semalardan gelmiştir. Bu ilim insanlardan önce yani arz oluşmazdan evvel ruhani alemlerde mele küt ve cinler aleminde bilinen ve kullanılan birçok gizlilikleri, esrarı ve acayipliği içinde gizlemiştir. 

Havvasın Özü havvas nedir

Yaşamış olduğumuz bu maddi alemin yasaları ve fiziksel oluşumları manevi alemlerin etki ve yasalarıyla meydana gelmektedir. Bu ilmin kullanılışı melekler ve cinlerden sonra çok eski kavimler ve uygarlıklar tarafından kullanılmıştır bu manevi yasaları öğrenip etkilerine göre gerektiği şekilde uygulamışlardır. İnsanlar bu bilgileri çok çeşitli yollardan elde etmişlerdir. Hatta kimilerine göre mana aleminden gelen varlık veya varlıklar bazı insanlara bu ilmi ve kullanma metodunu öğretmişlerdir. Bu anlattığıma örnek; Bakara süresi 102. ayetinde olan Harut ve Marut isimli iki meleği örnek olarak verebiliriz. 

Gerek ruhani varlıklar veya cinlerin bildiği kelamlar, bizzat insanlar için indirilmiş kutsal kelamları veya esmaları gizlemek ya da rumuzlamak amacıyla çeşitli şekiller, çizgiler veya tılsımlardan oluşan birtakım sayılarla sembolleşen vefkler ve tılsımlar oluşturulmuştur. Bazen de sırf sayılar kullanılarak bu ilim de çok çeşitliliklerle beraber çelişkiler de görülmektedir. Zıtlık veya yanlışlıklar ise bu ilimler kaynağından öğrenilmeyip kolaycılık (Kopyacılık) yolu seçilmiştir. 

Günümüzdeki kitaplar da görülen veya kullanılan tılsımlar yanlış zaman veya yanlış mekanlar da şart ve kaidelerine riayet edilmeden yazılıp hazırlandığından yapılan bir işin çoğu zaman neticeye ulaşmadığını görürüz. Bir de işi karıştıran esas mesele bu tılsım, sembol veya yazıların ilahi isimler ve semboller olmayıp cinler, periler veya ruhani varlık isimlerinden olduğu ibarettir.

Havvasın Özü havvas nedir

Veya çok daha iyisi melek üt aleminden bir melek ismi olduğudur. Dikkat edilmesi gereken hususlardan biri de şudur: Tılsım yazarken eskilerin kullandıkları diller ve yazılar çok eski kavimlerin dillerine göre yazıldığı için günümüze gelene kadar bir çoğu unutulmuş bir çokları da tahribatlara uğratılmıştır.

Bu uygarlıklara ve dillere örnek olarak Mu uygarlığı Atlantis kavimleri ve eski kipti ırkı ile eski İbranice,eski Süryanice ve eski Arapça’nın bazı lehçeleri ve eski Mısır yazıları, lehçeleri ve alfabeleri ki; bugün bunların bir çoğu unutulmuştur. Ve daha sonra esma ve ayetlerin manevi etkisini kullanma halidir ki;

bu da bazı şartlara bağlıdır… Bunlar da özet olarak esma ve ayetlerin anlam ve etkilerinin kudretini bilmektir. Bu halde kendi içinde gruplamaktır. Bunları da şöyle özetleyelim; esma veya ayetin bilinen anlamının yanında bir de batını (gizli) anlamları vardır. Bunlar etki olarak farklı sonuçlar verirler ve sen bilmelisin ki; Kur’an –ı Kerim’in anlamının anahtarını yüce Allah (c.c.) peygamberleri ve onun evliya kullarına ve rahmani olan meleklere lütfetmiştir. 

Şimdi bunu sana biraz daha açayım şöyle ki; sözleri ruhsuz bedenler olarak düşün yani cansız cesetlerin hali olarak işte bu cesetlere ruh vermek sözlerin insan dilinden kelam olarak çıkmasıdır. Ama bu çıkışın mertebeleri ve kudretleri farklı farklıdır. Buna da kelam ilmi derler. Eğer sen hakkıyla dilden çıkan sözlere ruh yüklersen bu durum mecazi anlamdadır. Bu yükleyişle onu kudretlendirebilirsen o kelamla amaçladığın etkiyi hemen elde edersin.

Havvasın Özü havvas nedir

Çünkü kudretlenmiş ruhlar yani yüklenmiş sözler etki sahibidirler ve etkileyici olmasının yanında etkileyicileri de harekete geçirendirler. Bu sırları sana biraz daha açayım bilmiş ol ki; bunların şekli ise iç içe girmiş daireler gibidirler. Yani dairelerden maksat sırların sırlarla örtülü olduğunu anlatmak istedim.

Bir sır kapısını geçmekle mana alemine geçtiğini zannetme araladığın her sır kapısının ardından yeni bir sır kapısı karşına çıkacaktır. Bu sırlar aleminden geçiş süresince karşına çıkacak olan bir sürü engeller olacaktır. Bunları aşmanın yolu başta ihlas olmakla beraber kuvvetli bir iman yapısı irade ve teslimiyet gerektirmektedir.

Bu geçeceğin sır kapılarını her araladığın da başka bir zaman ve boyuta geçeceksin. Tabi ki; sırları çözmekle bitiremezsin. Bu böylece devam eder gider. Bilmen gereken bilgi sorumluluk yükler ve gizli sırlar insana her zaman mutluluk vermez. Bu hal vefk ilminde görülür.

Şöyle ki; nasıl harf üzere tertip olan vefkler nesneye ve cesede, sayı ile tertip olan vefkler ise ruha ve ervaha, karma olanlar ise her ikisine de etki ederse bu daireler de iç içe her hali kapsar ve halden hale geçirtir. Hal diliyle sana sırları tabir eyler her ilimden birer nebze tattırır. Bilmiş ol ki; rakamların, vefklerin ve çizgilerin ya da tılsımların ki; bunlar da harf ve rakamdır.

Havvasın Özü havvas nedir

Bunların da kendilerine özgü incelikleri ve hassaları vardır. Bunların da cümlesinin sırları sırlarla gizlidir. Yani özün özünden gelir. Bunların ve cümlesinin şifa, sevgi, nefret, hikmet ve kahriye v.s. ile ilgisi bu türden etkilerledir. İşte sana anlatılan bu havas ilminin özü dediğimiz halin de hali dediğimiz sırlarla örtülü sırlar dediğimiz hikmet ve ilim ve marifet ile ervahın ve büyük zatların öğrenilen ve öğretilen esma ve ayetlerle harflerin, sayıların, burçların, yıldızların, maddelerin, bitkilerin,

hayvanların, canlı ve cansız nesneler üzerinde etkileriyle insanlar üzerinde dahi nebat ve hayvanata karşı şifa ve sevgi, nefret ile hassalarını inceler ve ayrıca öz olan ilim de; mevsimlerin belli mekanların, kara parçalarının, denizlerin ve ruhani alemlerdeki varlıkların,

cinlerin, perilerin ve meleklerin etkili güçlerini ve ilahi bazı güç ve kudretlerin rica yada minnet edilerek şifa, sevgi ve nefret etkisi ile ve bunun dışında kalan halleri elde etmek için öğrenilen hallerdir. Bu ilimler de bir de ebced ile başlayıp cifir ile devam eden ve ismi harf ilmi olarak bilinen ledün ilmi ve hal ilmi ile birleşen ve bunların tamamının özünü kapsayan özün özü dediğimiz sözün sırrı gelir.

Havvasın Özü havvas nedir

Ehli isen dinle marifetten hikmet eyle velâkin bu anlatacaklarım öyle kişiler içindir ki; onlar anlatacaklarımızı anlar ve de hakkıyla uygular. Bu yazdıklarımızı kavramaya çalış basit bir ilimmiş gibi yırtıp atma anlatacağım şeyleri anlatmam tabi ki olanaksız. Çünkü boynumuzda vebal olur,anlayan olur anlamayan olur,

nasihate uyan olur uymayan olur, ehli olana kapalı kapı yoktur, kalbi sâim olana rumuza gerek yoktur. Bu anlatacağımız olayların gerçekleşmesi ile değil olayların olacağı zamanların yaklaşmasıyla anlayacaksınız. Biz bu imajları ve manaları sisle kaplı bir vadiye dağıttık ama bu gerçekleri ruhsal saflığa ve hikmete ve marifete ulaşmış mütevâzı insanlardan saklamadık hatta açıkça anlattık. Hele nur yüzlü insanlardan hiç saklamadık.

Yüzünde nur olanın kalbinde hikmet pınarları vardır.Kalbe akan ilhamlar beyinde inkişaf eder, ruhunda ilim deryasına dönüşür. Sen o derya da bir gemi aklın ve vicdanın da kaptanın olur ve bunlar ruhun da ve ruhun da Ruh’u Sultan’da son bulur. Kendine kaptan yaparsan nefsini yolculuğun ve seyrin Şeytan ile birlikte yok olur. 

yazarYazar: Medyum Umut | tarihTarih: 22 Kasım 2017 / 14:03

Ayet el Kürsi 

Ayetel Kürsi Nedir Ayetel Kürsi Faydaları

Ayetel Kürsi

Ayetel Kürsi  Bilindiği gibi îmânın temeli, Tevhiddir. İnsanlar îmân ettikten sonra Tevhide karşı sıcak ilgilerini korumak zorundadır. Ancak hâdiseler karşısında özellikle günlük yaşamın akışı, çoğu kere nefsin tevhide saygısını sarsar ve de zaman içinde iman yavaş yavaş solar.

Bu sarsıntının temelindeki yanılgıların tümünü Âyet-el Kürsî yok etmektedir. Şimdi îmânımızı tehdit eden noktalara bir göz atalım. İmân edip tevhidi tasdik ettikten sonra yani Allah’tan başka güç olmadığını tasdik ettikten sonra günlük hayatımızda hâlâ bazı etkileri güç sanırız.

Bunun en çok rastlanan örneği paradır. Paranın bir benzeri siyasî güçlerdir. İnsanlar tâ Hz. İbrahim devrinden beri siyasî güçlere teslim olmuş bunları kaderlerini etkileyen kuvvetler olarak görmüşlerdir. Tüm peygamberler bu yanlış kanaati silmek için mücadele vermişlerdir.

Ancak İslâm tevhidi imana gerçek netliği getirmiştir. İşte Âyet-el Kürsî özellikle üçüncü bölümde maddeler halinde açıkladığımız cümlelerle zahirdeki etkiler karşısında yanılgıya kapılmamamızı emrediyor. Ayet-el Kürsî okuyan bir insan onun kalbe verdiği mesajları aracılığı ile tevhide sarılır ve hiç şaşmaz. Böylece Ayet-el Kürsî’nin koruyucu hikmetindeki en önemli sır tahakkuk eder.

Ayet el Kürsi 

Ancak Âyet-el Kürsî’nin koruyucu hikmetindeki mânâyı çok iyi anlamamız gerekiyor. Çünkü buradaki hikmetler tüm Kur’an için geçerlidir. Yani Âyet-el Kürsî olsun, Kur’an olsun hem kelimelerdeki bilimsel mana hikmeti ile hem de kalpteki mânâ operasyonuyla hidâyet verir.

Hatıra gelebilir ki, on satırlık bir âyet nasıl olurda yanlışları yok eder, belâ ve şerleri durdurur? Bu konuda son yıllarda çok önemli bir bilimsel tespit yapıldı. Çağımızın en büyük matematikçisi sayılan Prof. Martin Gardner kaleme aldığı “Duanın fiziği” isimli kitapta konuyu bilimsel analize tâbi tutuyor. Bilindiği gibi nükleer fiziğin temel yasalarından biri, belirsizlik teorisidir.

Ayet el Kürsi 

Buna göre: Atom çekirdeğinde belli bir zaman diliminde ortaya çıkacak fizik olayları önceden kestiremeyiz. O halde maddenin temel ünitesindeki olaylar nasıl bir âhenkle yürüyebiliyor? Bilimsel sonuç önceden bilinmeyen bir irade kudretinin maddenin özünde tüm olayları an be an yönetmesi gerçeğidir. İşte Prof. Gardner bu noktada gönüllerdeki isteklerin bir anlamda duaların ilâhî kudret indinde itibar görmesi halinde, kadere yansıyacağını vurgulamaktadır. Bu bilimsel tespitin bizim açımızdan önemi

Âyet-el Kürsî’nin okunduğu zaman kalpteki dirilik halinde akıl almaz âhenkleri yansıtacağı gerçeğidir. Âyet-el Kürsî’nin îmân zaaflarından koruyan gücünün ne kadar önemli olduğunu unutmayınız. Îmânınızda bir solgunluk hissettiğiniz zaman hemen ilâhî bir nimet olan Âyet-el Kürsî’ye sarılın ve defalarca okuyun.

Ayet el Kürsi 

Ancak hiç hatırdan çıkarmamamız gereken önemli konu. Âyet-el Kürsî’nin bilimsel tanımları içinde tevhid konusunda hataya sapmamamızın gereğidir. Yani Allah’tan gayri etkilere kulluk etmemeliyiz. Âyet-el Kürsî’nin koruma sırrı tevhid sırrında gizlidir.

Âyet-el Kürsî’nin bu hikmeti iç içedir, âyet okundukça iman güçlenir. İman güçlendikçe Âyet-el Kürsî’nin hıfzı, eman hikmeti bizi himayesine alır. Namazlardan sonra ve tesbihten önce âyet-el Kürsî okumamızın bir büyük hikmeti ise bir tarz iman tazelemedir. Asr-ı Saadet’teki yüce İslâm yıldızlarının çağımız müminlerinden en önemli farkı tevhid deki ihlâstır. Tek tek bu yücelerimizi hatırlarsak onların cesareti, merhameti ve sehâlarındaki güçlülük hep Âyet-el Kürsî’nin tanımladığı tevhide ihlâsdan gelmektedir

Kategori: Cinler

Cin Türleri

yazarYazar: Medyum Umut | tarihTarih: 21 Kasım 2017 / 17:16

Cin Türleri Cin Türleri

Cin Türleri  MÜSFERÇogul isimi müsferiş olan bu cin türü genel olarak tarlalar gibi kırsal ve incir ağaçlarında yaşarlar. Boyları 140 santimetre olan müsferler genelde iyi karakterlidir. Çok hızlı şekil değiştirebilir ve uzun müddet o büründüğü şekilde kalabilirler. İnsanların en fazla seslerini duyabildiği bu cinler hayvan ve insan sesini kullanarak bu boyutta seslerini duyurabilirler.
 
Öyleki bir gece kapınızın önünde yada etrafınızda konuşan insanlar duyabilir yada hayvan seslerini sezebilirsiniz. Baktığınızda göremediğiniz o noktada hali hazırda seslerini duymanız olası. İnsanlardan rahatsızlık duymazlar ve alelade üstü bir vaziyet yoksa zararda vermezler. İncir ağaçlarına yaklaştığınızda destur çekmeniz daha hayırlı olur. Müsferler hünanist cin türlerindendir.
LİETLİ
Lietli cinleri ismini dişi cinden almışlardır. Bu dişi lietli cin son derece akıllı ve olağan üstü kuruntu verir. Lietli türleri genelde vadilerde ve yüksek yerlerde yaşar. İnsanlara olan musallatları güzel bir insan gibi görünüp kandırmaktan ibarettir. Aşırı derecede uyuşukluk ve kendini bilmezlik bir hantallık yaratır. Kişi o geldiğinde dış dünyadan kopar gibi davranır. Çok kuul bir görünüşe sahip olan lietliler kendi alemlerinde de vesvese verebilir ve kimi cinleri kandırabilirler. Onlar iblisten olmasalarda onun kadar becerilidir bu konuda.
MUSABBAR
 Bu cin türü genelde mağaralarda yaşarlar. Sarp ve kayalık bölgeleri seçenek ederler. Boyları vasati 90 santimdir. Şeytanilerden olmasa da insanları sevmeyen bir cin türü olduğunu söyleyebilirim. Bu yüzden de insanların çok nadir gittiği uzak dağlarla kaplı alanlarda yaşarlar. Toprakta ki mineraller ve yosunlarla beslenirler. Kapıp kaçmak üzerine uzmandırlar. Hızlı ve toplu şekilde hareket ederler. Bir başka türle dalaşa girecekse katiyen bunu yanlız yapmazlar. Teke tek kavramı yoktur onlarda. Topluca saldırırlar. Aile bağları çok güçlüdür ve katiyen dağılmazlar. Musabarlar böyle bir türdür.
BEHNİLEM
 Behnilen cinler aleminde bir kral olmasada üst düzey bir cindir. O alemdeki cinler içinde toprakta yaşayan tek cindir. 4 ana element içinde en katı olan elementi kullanan bir cindir. Bir çok gömünün yerini bilir. Fakat katiyen sahiplenmez. İnsanlara yapışmaz. Aksine arkadaş bir cindir. İnsanların içinde gezer fakat asla muhatap olmaz. İnsanları sevebilen bir cindir. Asli görevleri içinde buhari ismindeki şifacı cine yardımcı olmakta vardır. Tabiattaki nebatları tespit eder ve alakalı yere iletir. Bu cin mümin bir cindir ve herkesin arkadaş olmak isteyeceği bir cindir.
 KASVERATİN
 Kasveratin arap yarım adasının 4 büyük cin krallarından biridir. Kendine has bir silahlı gücü ve sağ kolu diyebileceğimiz 3 yardımcısı vardır. Çağrılara icabet eden bir kral olmasına karşın ilk giden 1. Yardımcısı olur. Teykelin yanında olabilecek bir dostluğa sahiptir. Kendine has bir tacı vardır ve tahtı belkıs tahtına benzer. Gündüzleri kendi ve silahlı gücü asla görünmez. Geceleri ise silahlı gücü bir kale gibi düzen sağlar. Kasveratin iyi bir kral ve görünüş olarak sakin bir duruşa sahiptir. Ve 4 büyük kral içinde 3. sırada bulunur. 

Cin ve İblislerin Çeşitleri

Cin, gözle görülmeyen, bir şeyi örtmek mananına gelir.Cinlerin atalarına“cânn” isimi verilir.
Cin isimi verilen lâtif yaratıklar, insanlarla beraber yeryüzünde hayatlarını sürdürürler. Gruplar halinde yaşarlar, kabileleri vardır. Yaratılışları insanların yaratılışlarından . İnsanlar topraktan yaratıldıkları gibi, onlar da ateşten yaratılmışlardır.
Gûl, ifrit gibi çeşitli türlerden oluştuğu kabul edilen cinler, daha önceki Araplarda bazen “hîn” kelimesiyle dile getirilmiştir. Farsçada cin kelimesi karşılığında “peri” ve “dîv” kelimeleri kullanılır.
Cinlerin insanlarla beraber olanlarına “Mir” denir. “Hubs” cinlerin erkekleri, “habais” ise dişileridir.
Cahiliye Arapları cinlere yükledikleri fark işlevlere göre onları değişik isimlerle isimlendirmiştir. Mesela insanlarla beraber oturduğuna inanılan kesimine âmir, çocuklara yapışanlarına “ervâh”, bunların çirkeflik yapanlarına “iblis”, iblislik ile ilgili daha ileri gidenlerine “mârid”, şayet bu daha ileri gitme güç ve kuvvet kullanımı doğrultununda ise “ifrît”, bütün bu şeytanca kirlerden arınmış bir cin olursa “melek” ismini almaktadır.

Afarid

İblisin diğer cinlerden olan soyudur. “Afarid”, çoğul halidir. Türkçesi “ifritler” olarak bilinir, fiziki olarak ve doğa ötesi olarak güçlüdürler. Çağrı edilmeleri genelde ölümle bitmese de siz onu köle edeceğim derken o sizi köle edinebilir.

Amir

Amir, tenha ve natürel yerlerde başka bir deyişle dağ, ormanlık ve göllerde değil de tamamiyle insanların yaşadığı yerlerde bulunan cinlere denir.[3] Bu cinler, çoğunlukla süflî cinlerdir. Başka bir deyişle İslam akaidi dışında yaşayan varlıklardır ve aşırı dini taassup yüzünden de bilhassa Müslüman insanlara yapışmaktadırlar.

Ammar

Bu tür cinler genelde hanelerde yaşarlar. Bu tür cinnler, bir hane de hemen hemen hanede yaşayan ailenin hanede ki içki ile birlikte yenen yemekler de ve Allâh’ın isiminin anılmadığı yemeklerde ailenin yemeklerine katılır, seyrek evin niteliğine bağlı olarak hareket ederler.
Genelde insanlara yakın yaşarlar ne etliye ne sütlüye karışırlar lakin yeniden tabiatları gereği insanı pek sevmezler, onları rahatsız etmedikçe veya zarar vermedikçe pek varlıklarını belli etmezler. Çağrılara icabet etseler de çok yalan söylediklerinden çağrı edenin başına ilerde illaki bir iş gelir.
Bunların çoğu İnsanların meşruiyetine girmeyerek kendi hallerinde Allâh’ın isiminin anılmadığı yemek ve işlemlerde insanlara katılırlar, bazıları çocuklarla oynarlar, bazıları da ev halkından rahatsız olmaları nedeniyle geceleri gürültüler, takırtılar, hışırtılar yaparak ev halkını rahatsız edip kendilerine konak etmeye çalışırlar. Bunlara kimi insanlar gürültücü ruhlar diyerek vaktinde ve son zamanlarda poltergeist isimi altında can vermişlerin ruhlarının orada hala yaşadığını düşünmüşlerdir.

Betr

İnsanları bağırmaya çağırmaya ve asabileştirmeye uğraşan bu şeytanın amacı de çok büyüktür. Asabileşen insan bir nebze şirazeden çıkmıştır, gözü hiç bir şey görmez ağzından çıkana kontrol sahibi olamaz. Konuşulan şeyler kalp kırma ile sonuçlanacak ki insanların arası kötü olsun bundan şeytan zevk duysun isteğine kavuşsun.

Dasim

Dasim; yemek şeytanı insanın yediğinde, içtiğinde bulunur. Besmelesiz yenenlerden çalar ve yenenlere istifra ederek kirletir.bu şeytanın emeli yararlandığımız yiyeceklerden çalarak ziyana uğratmak ziyanda olan insanı psikolojik açıdan yıkmak. Maddiyatı olmayanın maneviyatı olmaz düşüncesine düşürüp itaat ve taattan alıkoyarak Rabbime ters düşürücü hallere sokmak.

Demon

Aslen İngilizce şeytanlar mananına gelse de bu ırka ait belirli bir isim yoktur. Bunun en büyük sebebi demonlar insanlara kendilerini yaradan olarak göstermeleridir, spritualist satanizm vb. dinler de hala daha bu inanış hakimdir. Demon, çağrılara kolay gelir ve kibardır fakat isteklerine karşı çıkarsanız size cephe alabilir. En büyük kozu ikna gücüdür, isterse size görüntüler ve seslerle kandırabilir. Katiyen hadim olmazlar.

El Ebyaz

Peygamberlere ve velilere yapışanlardır. Peygamberlere hiç bir şey yapamazlar Allah indinde savunmuşlardır. Resulullah efendimizin kıbali dahi yasaklanmıştır, onun suretinde gözükemezler. Ancak alimlerin meclisinde bulunarak ara bozuculuk yapmaya ve akıllarını karıştırmaya çok çalışmışlardır. muzaffer olup alim meclislerini dağıtmışlardır. Her konuda başarmaya güçleri yeter.

Ervah

Ana rahminden itibaren cenine ve doğduğundan itibaren küçüklük sürecini geçirenlere yapışan, onları tinsel ve bedensel istikametten menfi istikamette etkilemeye çalışan cinlerdendir.
Sebepsiz yere çocuğu olmayan (doktorlar tarafından çocuklarının olmaması için hiçbir tıbbi sebebin bulunamadığı izah eden) hanımlara yapışan cinler, bu türdendir. Ana rahmine girip cenini boğarlar veyahut daha ileriki senelerde çocuğun düşmesine yol açarlar. Şayet fizyolojik bir sebep yoksa, bu olaydan kurtulmak Allah’ın desturu ile çok kolaydır.

Gûl

Ortadoğuda ortak bir motiftir. Vahşi, merhametsiz ruhları ve onların kötülüklerini anlatır.[6] Genelde bir bölge içinde göçebe yaşarlar, geçtikleri her bölgede garip işler zuhur eder (filan bölgeye taş yağdı, şu bölgede uluma sesleri var vs.) Genelde korkunç görünürler fakat bir bölgede ikamet ederlerse o bölgeye garip bir bereket gelir fakat gittiklerinde sanki her şeyi kuruturlar. Çoğunlukla “gulyabani” diyerek efsanelerde anlatılan cadılar şeklinde görünen cinlerdendir. Korkunç görüntülere girerek insanları korkutur ve istediklerini almaya çalışırlar, bazen devasa görünürler.

Hanzep/Hanzap

Hanzep; namazda ve bütün yapılan kulluk görevlerde kuruntuyu veren, yapılmasına bir türlü mani olmaya çalışan şeytandır. Görevi çok büyüktür aldığı işlerde genelde başarır.yapılacak bütün hayır işlerde insanın içine kuruntu vererek engeller insanın günaha girmesinden çok zevk duyar. Dikkat etmemiz gereklidir içimizden gelen her kötü his ve vesveseler bundandır, tek emeli insanı kulluk görevinden uzaklaştırıp Allahın yanında kulu kirli ve kötü göstermektir. Yapılan kulluk görevlerde oldu mu olmadı mı diye vesveseyi bile verip insanı şüpheye düşürür.

İfrit

Cinlerin en güçlülerinden olan soyut varlıklardır.
İfrit; insanın bedenine girenlerdir ve savaş başlatıp istila edenlerdendir, genelde girdiği bedenin sahibini çıldırdır ve cürüm hale düşürür. En büyük ameli cinselliktir ele geçirdiği beden ile ilişkiye girer veledi zina türemesini sağlar. Besmelesiz yatan insanın eşi ile paylaşımda bulunur ve yuvasını bozar elde eder.
İfritler, tehlike sınıfında en üst düzeyde olan cinlerdir. Zarar verme istikametinden ölümcül sonuçlar doğurur. Kişiye hastalık verebilir, gerekirse öldürebilirler. Ancak bu vaziyet onlar için yasaklanmıştır.(Bu yasağa uymayan kabilelerde mevcuttur)
İfritlerin, alim kişilere olan haseti bilindiğinden, eski dönem alimlerin ifritlerden savunmak için çeşitli dua ve simgeleri üzerlerinde taşıdığı bilinir. İfritler, ormanın çok sık iç kesimlerinde ve derinliklerinde yaşarlar. Yaşadıkları bölgede vahşi hayvanların ve kuşların barınamadığı söylenir. Hiçbir zaman kendi bölgelerinden insanların yaşadıkları kalabalık yerlere gelmezler. İnsanların kılığına girmezler ve yakın tarihte bir musallat olayları da olmamıştır.

Lietli

Lietli cinleri ismini dişi cinden almışlardır. Bu dişi lietli cin son derece akıllı ve alelade üstü vesvese verir. Lietli türleri genelde vadilerde ve yüksek yerlerde yaşar. İnsanlara olan musallatları güzel bir insan gibi görünüp kandırmaktan ibarettir. Aşırı derecede uyuşukluk ve kendini bilmezlik bir hantallık yaratır. Kişi o geldiğinde dış dünyadan kopar gibi davranır. Onlar şeytandan olmasalar da onun kadar kabiliyetlidir bu konuda.

Marid

Maridler cinlerin genelde asil bölümlerindendir, en tehlikeli cin bölümlerindendir, ne iblisle ne Allah’la işleri vardır, ateistik bir halde yaşarlar. İnsanlarla iletişime geçmeyi sevmedikleri gibi çağrı edilirlerse ölümle sonuçlanma ihtimali çok fazladır.
Tehlike sınıfında üst düzeyde olan bu cinler, katiyen ritüellere gelmezler. Ancak çok ilmi konuda üst düzeyde olan, ilim ve irfan sahibi kişilere görünür, konuşurlar. Ormanda genelde bataklık kenarlarında yaşarlar.. Vahşi hayvanların ve insanların kılığına girebilirler. katiyen kendi bölgelerinden insanların yaşadıkları kalabalık yerlere gelmezler. Zarar verme yetkileri yasaklanmıştır.
Marid, kontrol edicidir bütün iblisleri yönlendirir çok haşmetli ve tehlikelidir. hücuma geçtiği insanlarda nefsi ele geçirmeye çalışır. Çoğu kez hep galip gelerek insanları Allah’ın huzurunda büyük günahlara sevk ve müptela eder. Bütün iblisler Allah’ın huzurundan kovalandıkları için insanoğlunun düşmanıdır.

Metun/Mesit

İnsanların duydukları ile uğraşır. Hak yolunda duyulan yararlı işleri ters istikamete veya unutturmaya çalışır.unutulan veya yanlış anlaşılan bilgiler insanı uçuruma sokunca çok hoşnut olur. Yapılan işlerde duyum çok ehemmiyetlidir yanlışa düşen insan Allahın huzurunda kötü hallere bürünür. İbliste emeline erişir. Ziyanda olan insandır.

Musabbar

Bu cin türü genelde mağaralarda yaşarlar. Sarp ve kayalık bölgeleri seçenek ederler. Boyları vasati 90 santimdir. Şeytaniler’den olmasa da insanları sevmeyen bir cin türü olduğunu söyleyebilirim. Bu yüzden de insanların çok nadir gittiği uzak dağlarla kaplı alanlarda yaşarlar. Toprakta ki mineraller ve yosunlarla beslenirler. Kapıp kaçmak üzerine uzmandırlar. Hızlı ve toplu şekilde hareket ederler. Bir başka türle dalaşa girecekse katiyen bunu yanlız yapmazlar. Teke tek kavramı yoktur onlarda. Topluca saldırırlar. Aile bağları çok güçlüdür ve katiyen dağılmazlar.

Müsfer

Çogul isimi müsferiş olan bu cin türü genel olarak tarlalar gibi kırsal ve incir ağaçlarında yaşarlar. Boyları 140 santimetre olan müsferler genelde iyi karakterlidir. Çok hızlı şekil değiştirebilir ve uzun müddet o büründüğü şekilde kalabilirler. İnsanların en fazla seslerini duyabildiği bu cinler hayvan ve insan sesini kullanarak bu boyutta seslerini duyurabilirler. Öyleki bir gece kapınızın önünde yada etrafınızda konuşan insanlar duyabilir yada hayvan seslerini sezebilirsiniz. Baktığınızda göremediğiniz o noktada hali hazırda seslerini duymanız olası. İnsanlardan rahatsızlık duymazlar ve olağan üstü bir durum yoksa zararda vermezler. İncir ağaçlarına yaklaştığınızda destur çekmeniz daha hayırlı olur. Müsferler hünanist cin türlerindendir.

Şeytan

Şeytan aslen tek bir cindir, bazıları onu kabile sansa da o asla bir kabile değildir, bir evvelki konuyu anımsarsanız, Haris ismiyle başlayan yolculuğu hangi isimle bitmişti. Şu nokta’da ehemmiyetlidir ki cinler nasıl bizlere isterse görünür istemezse görünmez, şeytanda aynı şekilde hem insan hemde cinlere isterse görünür isterse görünmez.

Velhan

Velhan; suyu , ateşi , yağı, bezi, ipliği vs gibi çok kullanılan günlük yaşantımızın parçası olmuş madde ve nesneleri çok kullandırır. Müsriflikle hem insanın maddiyatını hem de içsel istikametten ziyanını sağlayarak zarar verdirir.tasarruf bilmeyen insana bol malzeme kullandıracak ki her istikametten zarar gördürebilsin dikkatli olmamız gereklidir. Allah bize bolca yiyip içmemizi fakat asla müsriflik etmememizi öğütler.

Vesnan

Vesnan; uyku şeytanıdır. İnsanlar uykuya dalınca hemen esareti altına alarak bütün kötülüklere vakıf kılar. Düşünü karıştırır kötü hallerle intiza ettirerek kulun aklını karıştırmaya çabalarlar. Çoğu insan görmüş olduğu kötü düşler neticeninde çok defa hataya düşmüşlerdir. Okuyup kendimizi savunma altına almadan uyku haline geçersek şeytanın oyuncağı oluruz.

Zellenbur

 
Zellenbur; esnafa ve ticaretle uğraşanlarla hep haşır neşir olur, bozuk mal ve kötü ticaret yaptırmaya çalışır. Nedeni ticaretle uğraşana hile yaptıracak ki her şeyle insanı ziyana sokabilsin . Kul hakkı ile rabbimizin huzurunda kurtuluşa kavuşamayalım düşüncesindedir.
yazarYazar: Medyum Umut | tarihTarih: 19 Kasım 2017 / 21:09

Uyku bağlama büyüsü insanların hayatını kabusa çeviriyor Uyku bağlama büyüsü

Uyku bağlama büyüsü İnsanlık tarihinde uygulanan en etkili kara büyülerden biri de uyku bağlama büyüsüdür. Bu büyü sadece kişinin uyku problemleri yaşamasına neden olmaz, ayrıca cinayet ve intihar gibi korkunç sonuçlara da yol açar.

Uyku bağlama büyüsü sadece birkaç gecede istenilen sonucu verir. İnsanlara büyük zararlar veren bu büyü diğer sağlık sorunları ile birleşerek ortaya çıktığı için tespit edilmesi oldukça zordur.

Uyku bağlama büyüsü ile cinayete niyetlenmek aynı şeydir

Uyku bağlama büyüsünde amaç düşman olarak kabul edilen kişiye çeşitli işkenceler çektirmek ve onu kısa sürede ölüme sürüklemektir.

Uyku bağlama büyüsü yaptıran kişi açıkça düşmanına zarar vermez. Ancak büyünün etkisinde kalan kişi kendi eliyle kendisine zarar verir. Tabi bu durum büyü yaptıran kişinin suçlu olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz.

Birisine uyku bağlama büyüsü yapıldığı nasıl anlaşılır?

Uyku bağlama büyüsü yapılan kişilerde belirtiler iki grupta değerlendirilmelidir. Çünkü büyünün yapıldığı ilk hafta ile ikinci hafta belirtileri birbirinden farklıdır.

Uyku bağlama büyüsünün ilk hafta belirtileri

  • Gece boyunca birkaç defa uyanma ve her uyandığında farklı bir işle uğraşma
  • Uykudayken düşecekmiş hissi duyma ve sarsılarak uyanma
  • Daha önceki dönemlerde gördüğü bazı rüyaları yeniden görme

 

Uyku bağlama büyüsünün ikinci hafta belirtileri

  • Uyku düzeninde ciddi bozuklukların görülmesi
  • Gecenin büyük bir kısmını uykusuz geçirme ya da hiç uyuyamama
  • Uyumadan önce giyilen elbiseler ile sabah uyanıldığında giyilen elbiselerin farklı olması (Kişi gece kalkıp elbise değiştirdiğini hatırlamaz)
  • Gece uykudan uyanılır ve sanki gündüzmüş gibi belli işler yapılır ( kadınların yemek yapması, erkeğin bahçe ile ilgilenmesi gibi)
  • Ciddi unutkanlık problemlerinin yaşanması
  • Psikolojik olarak aksi ve huysuz bir kişi haline gelinmesi
  • Dikkatin dağılması ve sık sık kaza yapılması
  • Kişinin inançlara, ahlaki kurallara ve sevdiklerine artık eskisi gibi değer vermemesi ve hayatındaki tüm kıymetli varlıklara tepki göstermesi

 

Uyku bağlama büyüsünün burada sıralananlar dışında kişilerin yaşına ve cinsiyetine göre değişen daha pek çok belirtisi vardır.

Uyku bağlama büyüsü nasıl yapılır?

Uyku bağlama büyüsü yaptırmak için şu malzemelere ihtiyaç duyulmaktadır:

  • Bir miktar tuz (gündüz vaktini temsil eder)
  • Bir miktar toprak (gece vaktini temsil eder)
  • Bir kap su (sabah ve akşam saatlerini temsil eder)
  • Biri uzun biri kısa iki adet tahta çöp (Kibrit çöpü veya kürdan da kullanılabilir. Uzun çöp ile kısa çöp arasındaki fark ne kadar büyükse büyü o kadar güçlü biçimde tutar. Zira uzun çöp kişinin uyku ihtiyacını, kısa çöp ise büyüden sonra ne kadar uyuyabileceğini gösterir.)

 

Malzemeler büyünün yapılacağı gün temin edilmelidir. Eğer malzemeler kullanılmadan bir gece geçerse yani büyülenecek kişi rahat bir uyku geçirirse büyü tutmaz.

Uyku bağlama büyüsünde suyun içine önce tuz atılır ve büyülenecek kişinin adı belli bir sayıda okunur. (Bu sayı Arapçadaki ebced hesabına göre belirlenir.)

Tuz suda iyice eridikten sonra suya bir miktar toprak atılır ve bu sırada kişinin adı yine belli bir sayıda okunur.

Daha sonra birisi uzun diğeri kısa 2 adet çöp suya bırakılır ve iyice karıştırılır. Karıştırma sırasında dini metinlerin uyku ile ilgili bölümleri okunur. Bu dini metinler eski medeniyetlerin inançlarını ifade eden sözlerden oluşur. Tabii büyüyü Tevrat ve İncil’den faydalanarak yapmaya çalışan medyumlar da vardır.

Bazı büyü üstatları ise uyku bağlama büyüsünü Kehf suresini okuyarak yaptıklarını iddia etmektedir. Bu iddia kesinlikle doğru değildir. Zira Kuran büyü malzemesi olarak kullanılamaz çünkü her bir harfi dahi Allah’ın koruması altındadır.

Büyü malzemelerinin iki hafta saklanması

İçine çeşitli malzemeler katılmış ve üzerine tılsımlı sözcükler okunmuş su kabının ağzı iyice kapatılır ve kimsenin görmeyeceği bir yere gizlenir.

Gizlenen su kabındaki uzun ve kısa çöp nemlenip yumuşadıkça büyü tesirini arttırır.

2 haftalık bekleme süreci içinde özellikle yaz aylarında su kabındaki bütün su bitebilir. Bu durumda büyü tutmaz. Bunun önüne geçmek için sık sık kap kontrol edilmeli ve eğer su azalmışsa bir miktar su ilave edilmelidir.

Uyku bağlama büyüsünün son aşaması

Mühürleme aşaması

14 günlük süre dolduktan sonra içinde çeşitli malzemeler konulmuş olan su kabı yerleşim yerlerinden uzak bir yere götürülerek toprağa gömülmektedir.

Gömülme sırasında kabın içinde bulunan su boşaltılmaz. Su dolu kap bir çukurun içine konur ve üzerine toprak atılır. Bu uygulamaya mühürleme aşaması denir ve büyünün en yüksek seviyede etki göstermesini sağlar.

yazarYazar: Medyum Umut | tarihTarih: 18 Kasım 2017 / 23:11

İSLAMDA MEDYUMLUK

islamda Medyumluk islamda Medyumluk Nedir 

islamda Medyumluk İslamiyet öncesi Arap kabileleri arasında “Kahinlik” ve doğa olaylarında sonuç çıkaranların adlandırıldığı “Araf” çok fazla rağbet görmekteydi, hatta cinler islamiyet öncesi gelecekten haber bile getirebiliyorlardı. İslamiyetle birlikte cinlerin gelecekten haber vermesi yasaklandı ve kahinlik ve falcılık tamamen yasaklandı. Çünkü, cahil toplumlar bu bilgileri suistimal ediyorlar ve kendi emel ve arzuları için kullanıyorlardı. Hatta, Peygamber Efendimizi (S.A.V.) bile falcılık ve kahinlikle defalarca suçlama cüretini bile gösterdiler.

İslamiyet, kesin ve net bir şekilde kahinlikgelecekten haber verme ve falcılığı yasaklamıştır. Yine Cenab-ı Allah’ın takdiriyle falcı ve kahinlerin destek aldığı cinleri de yasaklayarak tüm bağlantıları kesmiştir. O dönemden beri kehanet, gelecekten haber verme ve falcılık tüm geçerliliğini ve gerçekliğini yitirmiş durumdadır. Bu dönemlerde medyum ve medyumluk kavramından bahsedilmez. Medyumluk, ağırlıklı olarak batılı toplumların kullandığı bir ifadedir.

islamda Medyumluk Nedir

Bunun yanında gelecekten bilgi vermeyen ilmi çalışmalara izin verilmiş, sembol ve gökbiliminin uzman kişilerce kullanılmasına izin verilmiştir. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) bizzat Hz. Ali (R.A.)’ye bu bilimin tamamını öğretmiştir. Ancak, Hz.Ali (R.A.) çok uzun bir süre bu ilmi açıklamaktan uzak durmuştur.

Sembol bilimi eski çağlardan beri bazı işaret ve harflerle gizli şifreleri içeren ve bu şifreleri çözme yeteneğine sahip kişilerin oluşturduğu bir topluluktur. Çağlar ilerledikçe semboller değişmiş bazen sayı ve harfler, bazen sadece kendini ifade eden işaretler hatta yıldızlarla yapılır hale gelmiştir. Kabala bu bilimlerin kaynağı olarak bilinir ve bu konuda gerçekten üstün özelliklere sahiptir. Ancak, İslamiyetle birlikte arapça harfler, sayılar ve islami sembolleri islam alimleri bu konunun zirvesine ulaşmışlardır. Türkiye’de genellikle medyum ile havass ilmi bilgilerine sahip olan kişiler aynı sınıfta değerlendirilmektedir.

Gerçekte Türk-İslam kültüründe olmayan “medyum” kavramı, gayrimüslim toplumlarda, geleceği görme kehanetinde (!) olan kişileri adlandırmak amacıyla kullanılmıştır. İnanç ve kültür olarak farklı yaklaşımlarda bulunan bu toplumlar, yüzyıllardır gelecekte neler olacağını merak etmişler ve bu kişilerin öngörülerine sürekli itibar etmişlerdir. Zaman içerisinde toplumda belirli konum kazanan bu kişiler, “Medyumluk” kavramının oluşmasını sağlamışlar, Fal ve kehanetleriyle toplumu yönlendirmişlerdir.

Türk-İslam kültüründe, özellikle Osmanlı döneminde “Müneccimlik” şimdiki adıyla “Astronomi” biliminden fazlasıyla yararlanılmış ve yıldızların insanlar ve olaylar üzerindeki etkilerinden yola çıkarak tahminde bulunulması yöntemi kullanılmıştır. İslamiyet öncesi dönemlerde yoğunlukla kullanılan büyünün İslamî yöntemlerle tamamen yok edilmesi ve büyü bozma çalışmaları ise tamamen farklı bir alan olan Havas İlminin konusunu oluşturmaktadır. Ancak, Türkiye kafa karışıklığının yoğun yaşandığı bir toplum haline geldiği için Medyum denildiğinde beraberinde bir çok kavram anlaşılmaktadır.

Havas alimiKur’an-ı Kerim ve Esma-ül Hüsna’lar üzerinden hareket ederek, ifadelerin anlamları gizli şifreleri, bilinmeyen yönlerini ön plana çıkararak bu bilgiler üzerinden sebep sonuç ilişkisi kurabilme bilgisine sahip olan kişidir. Hatta kişilerin yaratılış özellikleri ve istekleri doğrultusunda özel çalışmalar yaparak topluma üst düzey bilgiler verebilir.

yazarYazar: Medyum Umut | tarihTarih: 18 Kasım 2017 / 22:33

MEDYUMLAR

Medyumlar Nasıl Çalışır

MedyumlarMedyumlar Yüzyıllar boyunca geleceği öngören insanlar toplum tarafından ön planda tutulmuş, itibar görmüş ve farklı bir sınıf olarak adlandırılmıştır. Yahudilikte de, hıristiyanlıkta da, islam dininde de farklı olarak algılanmışlardır. Bu bilgilere sahip olanlar yahudilikte kabala alimi, islam dininde ise havas alimi olarak değerlendirilmiştir. Havas, halkın bildiğinin üstünde bilgi sahibi olanlar anlamına gelir. Oysa ki günümüzde, falcıların abuk – sabuk kehanetleri nedeniyle bu konuda bilgi sahibi olanlarla olmayanlar birbirine girmiş. Falcı, büyücü ve medyumaynı sınıf içerisinde değerlendirilmiştir. Oysa ki, medyumlar bu sınıfın çok daha üstünde bilgi ve birikime sahip olan özel yetenekli insanları ifade etmelidir.

Medyumlar, herkes tarafından güven duyulan bir kişi olmak, insanların sırlarını başka hiç kimseyle paylaşmayan, güçlü bir irade ve ahlaka sahip olmak zorundadır. Medyumlar, enerji yoğunluğunu hissetmesiyle, bir takım olayları ve farklı güçleri kullanırken kendine ve karşısındaki insana karşı daima saygılı olmak zorundadır. Kimi medyumların; “İsteğiniz şu gün, şu saate olacak !” gibi çok iddialı yaklaşması nedeniyle günümüzdeki medyumluk değerini kaybetmiştir.

Genelde insanlar medyumlardan hep gelecekle ilgili bilgi isterler. Oysa ki; gelecek kesinlikle bilinemez. Medyum falcılıkla uğraşmazlar. Toplum algısında medyumluk, falcılıkla karıştırıldığı için medyum’dan gelecek üzerine bir şeyler anlatmasını isterler. Bunu fırsat bilen Medyumlar (!) gelecek nasıl olsa bilinemediğinden dolayı, ne kadar çok bilgi verirse, karşısındaki o insanı o kadar çok mutlu edecektir. Bu yüzden genelde bir falcı gibi hep iyi ve olumlu sözler söylerler, kendisinden bilgi almak isteyen kişinin sorusuna ve niyetine göre, onun hoşuna gidecek şekilde bilgilendirirler. Bu sonuç Medyumluk gibi son derece elit bir özelliğin değerini kaybetme nedenlerinden bir başkasıdır.

Medyum; eğitimli, yüksek karakterli, dini bilgisi ve inancı kuvvetli, yüksek bir ahlâk yapısına sahip, belli bir yaş üzerinde olan, olgun, fenomen, yaşadığı zamanın gerçeklerini bilen, vizyonunun ve misyonunun yüklediği özellikleri taşıyabilecek güce sahip, farkında olan, toplumun huzurunda alçak gönüllü ve tevazu gösterebilecek ender insanlardır.

Oysa öylesine üzücüdür ki, günümüzde medyumlar, atadan dededen kalma eserler üzerinden rüzgârlar savuran, iki kelimeyi yan yana getirmekten aciz, kelime hazinesi sınırlı, eğitimsiz, enteresan giyinişli, kartlarla-taşlarla kendince kehanetlerde bulunan, medya figürü garip insanlar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Dolayısıyla, sıkıntılarınızda destek alacağınız medyum, öncelikle güven veren, doğru bir kişi olmalıdır.

yazarYazar: Medyum Umut | tarihTarih: 18 Kasım 2017 / 15:24

MEDYUM

Medyum Nedir

MedyumMedyum, Türkiye’de son yıllarda duyulmaya başlayan bir kavramdır. Gerçekte Türk-İslam kültüründe olmayan bu kavramı, gayrimüslim toplumlarda, geleceği görme kehanetinde (!) olan kişileri adlandırmak amacıyla kullanılmıştır. İnanç ve kültür olarak eksik olan bu toplumlar, yüzyıllardır gelecekte neler olacağını merak etmişler ve medyumların öngörülerine sürekli itibar etmişlerdir.

Zaman içerisinde toplumda belirli bir konum kazanan bu kişiler, “Medyumluk” kavramının oluşmasını sağlamışlar, Fal ve kehanetleriyle toplumu yönlendirmişlerdir.

Batılı anlamda ; bedensiz varlıklarla ruhsal bağlantı kurabilecek ve böylece arada bir iletişim köprüsü oluşturabilecek duyarlılığa sahip kişiye verilen isimdir. İnsanın doğasında var olan enerjiyi, negatif ve pozitif olarak ele alırsak, medyum; İnsanlar üzerinde mevcut bulunan, negatif enerjiyi görerek, bu enerjinin o kişi ve nesneden dışarı atılmasını ya da kontrol altında tutulmasını sağlar.

Bu kişiyi diğer insanlardan farklı kılan, yapısı, onun olaylar karşısındaki bakış açısıyla bilgi vermesi, kişi veya nesne hakkındaki soruların mistik güçten aldığı cevabına, kendi yorumunu da katarak geleceği bildirmesidir.

Medyum bazen şiddetli bu enerjiye sıkışarak, kendini kaybederek, kötü (negatif) enerjiye baskı yapamayıp onun kontrolüne girebilir. Böyle bir durumdan kurtulan medyumun beyin yapısı, almış olduğu negatif enerji sonucu büyük hasar alır. (suflî cinlerle irtibat halinde olmayı ve halk tabiriyle çarpılmayı bu şekilde açıklıyorlar) Artık kendini kontrol etmesi ve olaylara sağlıklı bir şekilde yaklaşması ve enerjiyi kontrol altına alması çok zor olur.”

Türkiye’de Medyumlar, ağırlıklı olarak havass ilmi ölçüleriyle çalışma yaparlar, zira İslamda geleceği bilmek mümkün değildir. Gelecek kehanetinde bulunarak kendini ispatlamış bir medyuma rastlamak da imkansızdır. Bu açıdan değerlendirildiğinde kavram, Türkiye’de kelime anlamından çok farklı olarak yorumlandığı anlaşılmaktadır.

Medyum Nedir

Türkiye’de medyum, islamî bilgi, bireysel yeterlilik ve insanın manevi yaratılış özelliklerini bilen eğitimli kişiler olarak bilinmelidir. Gelecekle ilgili kehanette bulunan, islamî bilgiye sahip olmayan, fal bakan kişileri bu isimle adlandırılma yanlışlığı maalesef devam etmektedir.

Günümüzde medyum olduğunu iddia eden kişilerin Kur’an-ı Kerim’de insanın yaratılışındaki dört elementten bile habersiz olması son derece üzücüdür. Havass ilmini bildiğini söyleyen bir medyumun, Pişmiş Ateş (Ateş – Hava) ve Çamur’un (Toprak – Su) olduğundan bile habersiz olmasına inanılamaz. Havass bilen bir uzman! insan denilen çok yönlü, dört elementten yaratılan ve Allah tarafından üflenmiş ilahi iz olan ruhun açılımını, karakteristiğini çözmelidir.

Atadan dededen kalma, içeriğini bile bilmedikleri kitaplar üzerinden hareket ederek kendilerini medyum olarak kendini lanse eden kişilere karşı dikkatli olunmalı ve sorunların çözümünde doğru kişilerle irtibata geçilmelidir. Medyum, astroloji bilgisi, anatomi, matematik ve Kuran-ı Kerim’in üst bilgisine sahip olarak ruh bilgisine erişebilmelidir.

Medyum, kendi kişisel özellikleri, sahip olduğu bilgi birikimi, eğitimi ve tecrübesiyle gelecekten haber veren değil, gelecekte olması muhtemel olayları öngörebilen ve kişinin görmezden geldiği konuların önemine dikkat çeken donanımlı kişiler olarak bilinmelidir.

Ancak; günümüz toplumunda gayrimüslim inancın etkisiyle, enteresan giyimli, saçma-sapan kehanetlerde bulunan içinden dumanlar çıkan kaselere bakan büyücüler olarak biliniyor olması üzücüdür. Diğer taraftan, gerçek medyumlar olduğu gibi olmaya özenen ve kendini bu isimle tanıtarak, bu özellikleri taşımayan bir çok kişinin olduğu da bilinen bir gerçektir.

Toplam 2 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12