logo

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 02-26-2018
Saat: 04:49

Medyum Umut Papaz Büyüsü Büyü Bozma Kara Büyü

MedyumUmut Medyum Umut büyü sihir vefk aşk bağlama evlilik şans kader kısmet
Site Map Contacts anasayfa

Medyum Umut
Medyumumut Gerçek Sitesi Medyum umutun sitesi Bursalı Medyum Umut medyumlar medyum Medyum Siteleri Medyum Sitesi Medyum online Sihir-Büyü iptali Cin CinlerTedavisi Kismet Açma Baglama Başarı Aile Geçimsizlikleri Nasip Kismet Rizik Bereketdualari

SON YORUMLAR

Home » Kısmet Açma » medyum
yazarYazar: Medyum Umut | tarihTarih: 22 Kasım 2017 / 15:35

Kenzül Havas Kenzül Havas 

Kenzül Havas Bugün halk arasında eski Babil ve Mısır putperestlerinin ve eski Türk Budist ve Şamanistlerinin kullandıkları efsun ve tılsımlarından hiç farkı olmayan tılsım ve efsun öğreten pek çok kitap ve risaleler (küçük kitap) bulunmaktadır. Bu risalelerde düşmanı öldürmek, mal ve rnülkünü imha etmek, birinin kalbini kazanmak, servet ele geçirmek için melekleri kendi hizmetinde kullanmak gibi işler için efsun ve tılsımlar öğretilmektedir.

Cahil Müslümanları kandırmak için Kuran-ı Kerîm’den ayetler, Esma-i Hüsna ve mübarek dualar karıştırmışlardır. Bu kitaplardan bazıları: Şemsül-Maarif-il-Kübra ve Kenzül-Havas’tır.[1][2] Havâs kelimesi, “bir şeyde bulunup başkasında bulunmayan hal, kuvvet, tesir, özellik” gibi anlamlara gelen hâssanın çoğuludur. Havâssü’l-Kur’ân terkibi Kur’an’dan bazı kelime, âyet ve sûrelerin belli bir tertibe göre okunması veya yazılması halinde niyet ve maksada uygun sonuçlar veren tesir ve özelliklerinden bahseden bir disiplini ve bunun literatürünü ifade eder.

Kenzül Havas

Bazı müfessirler, Kurân-ı Kerîm’in gönderiliş amacının sadece lafızların zâhirinden anlaşılan mânalardan ibaret olmayıp bunun ötesinde maksatların gözetildiğini düşünmüşler, zâhirî bakımdan müphem veya müteşâbih olan ifadelerin bâtınî anlamlar taşıdığını, özellikle bazı sûrelerin başındaki hurûf-ı mukattaanın yalnız birer ses sembolü olarak değil anlam birimi olarak da algılanması gerektiğini, bu sebeple

Kurân-ı Kerîm’in hurûfîlik ve ebced hesabı çerçevesinde de tefsir edilmesine ihtiyaç bulunduğunu ileri sürmüşlerdir. Bu yaklaşım onları, ilk dönemlerden itibaren komşu kültürlerde buldukları benzer ilimlerle ve bilhassa Bâbil, Mısır, Yunan, Hint, Yahudi, Hıristiyan kültürleriyle ilgilenmeye sevk etmiştir.[3] Osmanlının son döneminde yaşamış olan Seyyid Süleyman Hüseyni’nin derlediği “

Kenzü’l Havas” adlı eser, bu ilimle uğraşanların ilk başvuru kaynağı durumundadır. 14. yüzyılda yaşamış Cezayirli Ahmed Bûnî’nin “Şemsü’l-maârif-i kübrâ” adlı Arapça eseri, dört yüze yakın tılsım şekli ile binlerce efsuna yer veren, benzerleri arasında en ünlü eserdir. Yazar, Mısır büyü geleneğini kabaladaki mistik rakamsal sistemle birleştirip buna Kuran’dan ayetler, esma-i hüsna, dinî duaları da ekleyerek eski sihir ve büyü geleneğini İslami bir forma sokmuştur. Bûnî’nin eseri, bu alanda eser veren pek çok kişiye kaynaklık etmiştir.

Kenzül Havas

Seyyid Süleyman el-Hüseynî tarafından kaleme alınan “Kenzü’l-havâs”, Bûnî’nin eserinin Türkçeye çevirisinden ibaret olmakla birlikte çeşitli ilavelerle aslının iki misli bir hacim kazanmıştır Kurân-ı Kerîm’de ve hadislerde geçen Allah’ın isimlerinin her birinin farklı bir anlamı ve kâinatta hususî bir tecellisi vardır. Bu isimler üzerine yazılan eserlerde her isim hakkında ayrı bir bilgi verilir.

Bir de esmâü’l-hüsnâ havassı olarak bilinen, hangi ismin nasıl fayda sağladığı ve bu fayda sağlama yolu hakkında bilgi veren esmâü’l-hüsnâ şerhleri vardır. Bunlarda o ismin okunması gereken sayıya ya da okunması gereken güne işaret edilir. İslâm’da Müslümanların isteklerini Allah’a arz edip dua ederken bu taleplerini karşılayan isimle dua etmeleri tavsiye edilir. Meselâ; elimizdeki metinde şâir,

Cebbâr isminin yirmi bir defa okunması halinde o kişinin şerre düşmeyeceğini belirtir. Tasavvuf ve tarikatlarda okunmasına önem verilen esmâü’l-hüsnâdaki hangi ismin ne durumda zikr edileceği meselesi halk kitapları denebilecek popüler eserlerde de söz konusu edilir. Seyyid Süleyman el-Hüseynî’nin esmânın havassından bahseden “Kenzü’l-havas” isimli eseri bu türden bir kitap olup; halk arasında rağbet görmüştür.[

Kenzül Havas

4][5] Seyyid Süleymân el-Hüseynî, “Kenzu’l-Esrâr fi’l-Havâss ve’l-Ezkâr” adlı kitâbının önsözünde önceki kitâbı olan “Kenzu’l-Havâss” adlı kitâbına Havâs-ı şerife ile iştigal eden zevât-ı kirâmın iltifat edeceğini düşünerek o kitâbında ibtidaî bilgiler vermeye lüzum hissetmediğini ancak eserin yayınlanmasından sonra diğer insanların da konuya ilgi gösterdiğini ve aldığı mektuplar üzerine Havâs bahsinde bilinmesi lazım gelen ve

Kenzu’l-Havâss adlı kitâbında ihmal olunan malumatı beyân ve izâh ettiğini söyler. İhmal olunan malumât ise riayet edilmesi gereken şartlardır.[6] Hastalıktan mustarip olan bir müminin, tıbbî tedavi imkânının bulunmadığı durumlarda bazı âyetleri dua niyetiyle okuyarak Allah’tan şifa dileğinde bulunması

İslâmî inanç ve edebe uygun olduğu gibi, böyle bir tutumun insana kazandıracağı yüksek moral ve ümit sayesinde bazı fizyolojik ve ruhî hastalıkların tedavisinin mümkün olabileceği çağdaş tıbbın ve psikolojinin de kabul ettiği bir husustur. Ancak tılsımcılarla efsuncuların cinleri istihdam etmek veya daha başka yollara başvurmak suretiyle hastaları iyileştirdikleri, dilekleri karşıladıkları şeklindeki iddialar dinen geçersizdir.

Kenzül Havas

Nitekim bu işlerle uğraşanlar, Kurân-ı Kerîm’de şerlerinden Allah’a sığınılması gereken kimseler arasında sayılmış ve “düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçüler” diye tavsif edilerek (el-Felak 113/4) kınanmıştır.[7] İslam âlimleri mistik özellikleri olan harf, kelime ve dualardan faydalanarak şifa niyetinde bunları kullanmışlardır. Bu hususta Mısırlı yazar El Buni’nin “Şemsü’l Maarifi’l-Kübra”

adlı eserinde harflerin çeşitleri ve sırları, gezegenler, burçların tali ve menzilleri, besmele, ismi azam, sure ve çeşitli duaların hikmetlerine ilişkin bilgiler yer almıştır. Seyyid Süleyman El Hüseyni tarafından yazılan “Kenzü’l Havas” adlı eserinde yine bu bilgiler ve Esmaül Hüsna’nın hikmetleri anlatılmaktadır.

yazarYazar: Medyum Umut | tarihTarih: 22 Kasım 2017 / 15:29

Havvas ın alanı Havvas ın alanı

Havvas ın alanı Havas ilmi genel kanıdaki düşüncelere rağmen sadece harflerin ve sayıların, esmaların veya ayetlerin sırlarından, hikmetlerinden faydalanılarak çeşitli etkiler elde etmek için esmanın veya ayetin kendisi ya da vefki ve bunlara bağlı harf ve sayılar ile tılsımlar kullanılarak ve bu sistem üzerine kurulmuş basit bir ilim veya ilmin metodu değildir.

Bu ilimlerin kendisine has özellikleri ve konuları vardır, bu ilmin kendisi ve lisanı evrenseldir. Bu ilimler ruh ve madde ile canlı ve cansız ile harfler ve rakamlar ile yıldız ve burçlar ile nebulalar ve galaksiler ile ses ve renk dalgaları ile kısaca kainatta daha genişi evrende her şeyle bağlantılıdır.

Havvas ın alanı

Bu ilim asırlardır gelmiş geçmiş alimlerin ve ulemanın bir sır gibi gizlediği ve açıkça öğretmediği ve öğretmekten de çekindiği vebal altında kalmaktan korktuğu ilimlerdendir. Bu ilimler de başarılı olmanın ve zarar görmeden ilerlemenin bazı şart ve usulleri vardır.

Havas ilmini bilmek ve öğrenmek için önceden bilinmesi gereken kurallar ve önemli noktaları sırası gelince özet olarak anlatmağa çalışacağız, ama bundan önce bilinmesi gereken bu ilim yıldızlar ilminden bilinen veya bilinmeyen sırlarla alemi semalardan gelmiştir. Bu ilim insanlardan önce yani arz oluşmazdan evvel ruhani alemlerde mele küt ve cinler aleminde bilinen ve kullanılan birçok gizlilikleri, esrarı ve acayipliği içinde gizlemiştir.

Yaşamış olduğumuz bu maddi alemin yasaları ve fiziksel oluşumları manevi alemlerin etki ve yasalarıyla meydana gelmektedir. Bu ilmin kullanılışı melekler ve cinlerden sonra çok eski kavimler ve uygarlıklar tarafından kullanılmıştır bu manevi yasaları öğrenip etkilerine göre gerektiği şekilde uygulamışlardır. İnsanlar bu bilgileri çok çeşitli yollardan elde etmişlerdir.

Havvas ın alanı

Hatta kimilerine göre mana aleminden gelen varlık veya varlıklar bazı insanlara bu ilmi ve kullanma metodunu öğretmişlerdir. Bu anlattığıma örnek; Bakara süresi 102. ayetinde olan Harut ve Marut isimli iki meleği örnek olarak verebiliriz. Gerek ruhani varlıklar veya cinlerin bildiği kelamlar, bizzat insanlar için indirilmiş kutsal kelamları veya esmaları gizlemek ya da rumuzlamak amacıyla çeşitli şekiller,

çizgiler veya tılsımlardan oluşan birtakım sayılarla sembolleşen vefkler ve tılsımlar oluşturulmuştur. Bazen de sırf sayılar kullanılarak bu ilim de çok çeşitliliklerle beraber çelişkiler de görülmektedir. Zıtlık veya yanlışlıklar ise bu ilimler kaynağından öğrenilmeyip kolaycılık (Kopyacılık) yolu seçilmiştir. Günümüzdeki kitaplar da görülen veya kullanılan tılsımlar yanlış zaman veya yanlış mekanlar da şart ve kaidelerine riayet edilmeden yazılıp hazırlandığından yapılan bir işin çoğu zaman neticeye ulaşmadığını görürüz.

Havvas ın alanı

Bir de işi karıştıran esas mesele bu tılsım, sembol veya yazıların ilahi isimler ve semboller olmayıp cinler, periler veya ruhani varlık isimlerinden olduğu ibarettir. Veya çok daha iyisi melek üt aleminden bir melek ismi olduğudur. Dikkat edilmesi gereken hususlardan biri de şudur: Tılsım yazarken eskilerin kullandıkları diller ve yazılar çok eski kavimlerin dillerine göre yazıldığı için günümüze gelene kadar bir çoğu unutulmuş bir çokları da tahribatlara uğratılmıştır.

Bu uygarlıklara ve dillere örnek olarak Mu uygarlığı Atlantis kavimleri ve eski kipti ırkı ile eski İbranice,eski Süryanice ve eski Arapça’nın bazı lehçeleri ve eski Mısır yazıları, lehçeleri ve alfabeleri ki; bugün bunların bir çoğu unutulmuştur. Ve daha sonra esma ve ayetlerin manevi etkisini kullanma halidir ki; bu da bazı şartlara bağlıdır…

Havvas ın alanı

Bunlar da özet olarak esma ve ayetlerin anlam ve etkilerinin kudretini bilmektir. Bu halde kendi içinde gruplamaktır. Bunları da şöyle özetleyelim; esma veya ayetin bilinen anlamının yanında bir de batını (gizli) anlamları vardır. Bunlar etki olarak farklı sonuçlar verirler ve sen bilmelisin ki;

Kur’an –ı Kerim’in anlamının anahtarını yüce Allah (c.c.) peygamberleri ve onun evliya kullarına ve rahmani olan meleklere lütfetmiştir. Bu Konu hakkında araştırma yaparken bazı gerçekleri de göz ardı etmemek lazım bunlardan en önemlisi olan Al-i İmran Suresi 7 . ayet Sana Kitab’ı indiren O’dur. Onun (Kuran’ın) bazı ayetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab’ın esasıdır. Diğerleri de müteşabihtir.

Havvas ın alanı

Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşabih ayetlerin peşine düşerler. Halbuki Onun tevilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek payeye erişenler ise: Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler. (Bu inceliği) ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar.

yazarYazar: Medyum Umut | tarihTarih: 22 Kasım 2017 / 14:03

Ayet el Kürsi 

Ayetel Kürsi Nedir Ayetel Kürsi Faydaları

Ayetel Kürsi

Ayetel Kürsi  Bilindiği gibi îmânın temeli, Tevhiddir. İnsanlar îmân ettikten sonra Tevhide karşı sıcak ilgilerini korumak zorundadır. Ancak hâdiseler karşısında özellikle günlük yaşamın akışı, çoğu kere nefsin tevhide saygısını sarsar ve de zaman içinde iman yavaş yavaş solar.

Bu sarsıntının temelindeki yanılgıların tümünü Âyet-el Kürsî yok etmektedir. Şimdi îmânımızı tehdit eden noktalara bir göz atalım. İmân edip tevhidi tasdik ettikten sonra yani Allah’tan başka güç olmadığını tasdik ettikten sonra günlük hayatımızda hâlâ bazı etkileri güç sanırız.

Bunun en çok rastlanan örneği paradır. Paranın bir benzeri siyasî güçlerdir. İnsanlar tâ Hz. İbrahim devrinden beri siyasî güçlere teslim olmuş bunları kaderlerini etkileyen kuvvetler olarak görmüşlerdir. Tüm peygamberler bu yanlış kanaati silmek için mücadele vermişlerdir.

Ancak İslâm tevhidi imana gerçek netliği getirmiştir. İşte Âyet-el Kürsî özellikle üçüncü bölümde maddeler halinde açıkladığımız cümlelerle zahirdeki etkiler karşısında yanılgıya kapılmamamızı emrediyor. Ayet-el Kürsî okuyan bir insan onun kalbe verdiği mesajları aracılığı ile tevhide sarılır ve hiç şaşmaz. Böylece Ayet-el Kürsî’nin koruyucu hikmetindeki en önemli sır tahakkuk eder.

Ayet el Kürsi 

Ancak Âyet-el Kürsî’nin koruyucu hikmetindeki mânâyı çok iyi anlamamız gerekiyor. Çünkü buradaki hikmetler tüm Kur’an için geçerlidir. Yani Âyet-el Kürsî olsun, Kur’an olsun hem kelimelerdeki bilimsel mana hikmeti ile hem de kalpteki mânâ operasyonuyla hidâyet verir.

Hatıra gelebilir ki, on satırlık bir âyet nasıl olurda yanlışları yok eder, belâ ve şerleri durdurur? Bu konuda son yıllarda çok önemli bir bilimsel tespit yapıldı. Çağımızın en büyük matematikçisi sayılan Prof. Martin Gardner kaleme aldığı “Duanın fiziği” isimli kitapta konuyu bilimsel analize tâbi tutuyor. Bilindiği gibi nükleer fiziğin temel yasalarından biri, belirsizlik teorisidir.

Ayet el Kürsi 

Buna göre: Atom çekirdeğinde belli bir zaman diliminde ortaya çıkacak fizik olayları önceden kestiremeyiz. O halde maddenin temel ünitesindeki olaylar nasıl bir âhenkle yürüyebiliyor? Bilimsel sonuç önceden bilinmeyen bir irade kudretinin maddenin özünde tüm olayları an be an yönetmesi gerçeğidir. İşte Prof. Gardner bu noktada gönüllerdeki isteklerin bir anlamda duaların ilâhî kudret indinde itibar görmesi halinde, kadere yansıyacağını vurgulamaktadır. Bu bilimsel tespitin bizim açımızdan önemi

Âyet-el Kürsî’nin okunduğu zaman kalpteki dirilik halinde akıl almaz âhenkleri yansıtacağı gerçeğidir. Âyet-el Kürsî’nin îmân zaaflarından koruyan gücünün ne kadar önemli olduğunu unutmayınız. Îmânınızda bir solgunluk hissettiğiniz zaman hemen ilâhî bir nimet olan Âyet-el Kürsî’ye sarılın ve defalarca okuyun.

Ayet el Kürsi 

Ancak hiç hatırdan çıkarmamamız gereken önemli konu. Âyet-el Kürsî’nin bilimsel tanımları içinde tevhid konusunda hataya sapmamamızın gereğidir. Yani Allah’tan gayri etkilere kulluk etmemeliyiz. Âyet-el Kürsî’nin koruma sırrı tevhid sırrında gizlidir.

Âyet-el Kürsî’nin bu hikmeti iç içedir, âyet okundukça iman güçlenir. İman güçlendikçe Âyet-el Kürsî’nin hıfzı, eman hikmeti bizi himayesine alır. Namazlardan sonra ve tesbihten önce âyet-el Kürsî okumamızın bir büyük hikmeti ise bir tarz iman tazelemedir. Asr-ı Saadet’teki yüce İslâm yıldızlarının çağımız müminlerinden en önemli farkı tevhid deki ihlâstır. Tek tek bu yücelerimizi hatırlarsak onların cesareti, merhameti ve sehâlarındaki güçlülük hep Âyet-el Kürsî’nin tanımladığı tevhide ihlâsdan gelmektedir

Kategori: Cinler

Cin Türleri

yazarYazar: Medyum Umut | tarihTarih: 21 Kasım 2017 / 17:16

Cin Türleri Cin Türleri

Cin Türleri  MÜSFERÇogul isimi müsferiş olan bu cin türü genel olarak tarlalar gibi kırsal ve incir ağaçlarında yaşarlar. Boyları 140 santimetre olan müsferler genelde iyi karakterlidir. Çok hızlı şekil değiştirebilir ve uzun müddet o büründüğü şekilde kalabilirler. İnsanların en fazla seslerini duyabildiği bu cinler hayvan ve insan sesini kullanarak bu boyutta seslerini duyurabilirler.
 
Öyleki bir gece kapınızın önünde yada etrafınızda konuşan insanlar duyabilir yada hayvan seslerini sezebilirsiniz. Baktığınızda göremediğiniz o noktada hali hazırda seslerini duymanız olası. İnsanlardan rahatsızlık duymazlar ve alelade üstü bir vaziyet yoksa zararda vermezler. İncir ağaçlarına yaklaştığınızda destur çekmeniz daha hayırlı olur. Müsferler hünanist cin türlerindendir.
LİETLİ
Lietli cinleri ismini dişi cinden almışlardır. Bu dişi lietli cin son derece akıllı ve olağan üstü kuruntu verir. Lietli türleri genelde vadilerde ve yüksek yerlerde yaşar. İnsanlara olan musallatları güzel bir insan gibi görünüp kandırmaktan ibarettir. Aşırı derecede uyuşukluk ve kendini bilmezlik bir hantallık yaratır. Kişi o geldiğinde dış dünyadan kopar gibi davranır. Çok kuul bir görünüşe sahip olan lietliler kendi alemlerinde de vesvese verebilir ve kimi cinleri kandırabilirler. Onlar iblisten olmasalarda onun kadar becerilidir bu konuda.
MUSABBAR
 Bu cin türü genelde mağaralarda yaşarlar. Sarp ve kayalık bölgeleri seçenek ederler. Boyları vasati 90 santimdir. Şeytanilerden olmasa da insanları sevmeyen bir cin türü olduğunu söyleyebilirim. Bu yüzden de insanların çok nadir gittiği uzak dağlarla kaplı alanlarda yaşarlar. Toprakta ki mineraller ve yosunlarla beslenirler. Kapıp kaçmak üzerine uzmandırlar. Hızlı ve toplu şekilde hareket ederler. Bir başka türle dalaşa girecekse katiyen bunu yanlız yapmazlar. Teke tek kavramı yoktur onlarda. Topluca saldırırlar. Aile bağları çok güçlüdür ve katiyen dağılmazlar. Musabarlar böyle bir türdür.
BEHNİLEM
 Behnilen cinler aleminde bir kral olmasada üst düzey bir cindir. O alemdeki cinler içinde toprakta yaşayan tek cindir. 4 ana element içinde en katı olan elementi kullanan bir cindir. Bir çok gömünün yerini bilir. Fakat katiyen sahiplenmez. İnsanlara yapışmaz. Aksine arkadaş bir cindir. İnsanların içinde gezer fakat asla muhatap olmaz. İnsanları sevebilen bir cindir. Asli görevleri içinde buhari ismindeki şifacı cine yardımcı olmakta vardır. Tabiattaki nebatları tespit eder ve alakalı yere iletir. Bu cin mümin bir cindir ve herkesin arkadaş olmak isteyeceği bir cindir.
 KASVERATİN
 Kasveratin arap yarım adasının 4 büyük cin krallarından biridir. Kendine has bir silahlı gücü ve sağ kolu diyebileceğimiz 3 yardımcısı vardır. Çağrılara icabet eden bir kral olmasına karşın ilk giden 1. Yardımcısı olur. Teykelin yanında olabilecek bir dostluğa sahiptir. Kendine has bir tacı vardır ve tahtı belkıs tahtına benzer. Gündüzleri kendi ve silahlı gücü asla görünmez. Geceleri ise silahlı gücü bir kale gibi düzen sağlar. Kasveratin iyi bir kral ve görünüş olarak sakin bir duruşa sahiptir. Ve 4 büyük kral içinde 3. sırada bulunur. 

Cin ve İblislerin Çeşitleri

Cin, gözle görülmeyen, bir şeyi örtmek mananına gelir.Cinlerin atalarına“cânn” isimi verilir.
Cin isimi verilen lâtif yaratıklar, insanlarla beraber yeryüzünde hayatlarını sürdürürler. Gruplar halinde yaşarlar, kabileleri vardır. Yaratılışları insanların yaratılışlarından . İnsanlar topraktan yaratıldıkları gibi, onlar da ateşten yaratılmışlardır.
Gûl, ifrit gibi çeşitli türlerden oluştuğu kabul edilen cinler, daha önceki Araplarda bazen “hîn” kelimesiyle dile getirilmiştir. Farsçada cin kelimesi karşılığında “peri” ve “dîv” kelimeleri kullanılır.
Cinlerin insanlarla beraber olanlarına “Mir” denir. “Hubs” cinlerin erkekleri, “habais” ise dişileridir.
Cahiliye Arapları cinlere yükledikleri fark işlevlere göre onları değişik isimlerle isimlendirmiştir. Mesela insanlarla beraber oturduğuna inanılan kesimine âmir, çocuklara yapışanlarına “ervâh”, bunların çirkeflik yapanlarına “iblis”, iblislik ile ilgili daha ileri gidenlerine “mârid”, şayet bu daha ileri gitme güç ve kuvvet kullanımı doğrultununda ise “ifrît”, bütün bu şeytanca kirlerden arınmış bir cin olursa “melek” ismini almaktadır.

Afarid

İblisin diğer cinlerden olan soyudur. “Afarid”, çoğul halidir. Türkçesi “ifritler” olarak bilinir, fiziki olarak ve doğa ötesi olarak güçlüdürler. Çağrı edilmeleri genelde ölümle bitmese de siz onu köle edeceğim derken o sizi köle edinebilir.

Amir

Amir, tenha ve natürel yerlerde başka bir deyişle dağ, ormanlık ve göllerde değil de tamamiyle insanların yaşadığı yerlerde bulunan cinlere denir.[3] Bu cinler, çoğunlukla süflî cinlerdir. Başka bir deyişle İslam akaidi dışında yaşayan varlıklardır ve aşırı dini taassup yüzünden de bilhassa Müslüman insanlara yapışmaktadırlar.

Ammar

Bu tür cinler genelde hanelerde yaşarlar. Bu tür cinnler, bir hane de hemen hemen hanede yaşayan ailenin hanede ki içki ile birlikte yenen yemekler de ve Allâh’ın isiminin anılmadığı yemeklerde ailenin yemeklerine katılır, seyrek evin niteliğine bağlı olarak hareket ederler.
Genelde insanlara yakın yaşarlar ne etliye ne sütlüye karışırlar lakin yeniden tabiatları gereği insanı pek sevmezler, onları rahatsız etmedikçe veya zarar vermedikçe pek varlıklarını belli etmezler. Çağrılara icabet etseler de çok yalan söylediklerinden çağrı edenin başına ilerde illaki bir iş gelir.
Bunların çoğu İnsanların meşruiyetine girmeyerek kendi hallerinde Allâh’ın isiminin anılmadığı yemek ve işlemlerde insanlara katılırlar, bazıları çocuklarla oynarlar, bazıları da ev halkından rahatsız olmaları nedeniyle geceleri gürültüler, takırtılar, hışırtılar yaparak ev halkını rahatsız edip kendilerine konak etmeye çalışırlar. Bunlara kimi insanlar gürültücü ruhlar diyerek vaktinde ve son zamanlarda poltergeist isimi altında can vermişlerin ruhlarının orada hala yaşadığını düşünmüşlerdir.

Betr

İnsanları bağırmaya çağırmaya ve asabileştirmeye uğraşan bu şeytanın amacı de çok büyüktür. Asabileşen insan bir nebze şirazeden çıkmıştır, gözü hiç bir şey görmez ağzından çıkana kontrol sahibi olamaz. Konuşulan şeyler kalp kırma ile sonuçlanacak ki insanların arası kötü olsun bundan şeytan zevk duysun isteğine kavuşsun.

Dasim

Dasim; yemek şeytanı insanın yediğinde, içtiğinde bulunur. Besmelesiz yenenlerden çalar ve yenenlere istifra ederek kirletir.bu şeytanın emeli yararlandığımız yiyeceklerden çalarak ziyana uğratmak ziyanda olan insanı psikolojik açıdan yıkmak. Maddiyatı olmayanın maneviyatı olmaz düşüncesine düşürüp itaat ve taattan alıkoyarak Rabbime ters düşürücü hallere sokmak.

Demon

Aslen İngilizce şeytanlar mananına gelse de bu ırka ait belirli bir isim yoktur. Bunun en büyük sebebi demonlar insanlara kendilerini yaradan olarak göstermeleridir, spritualist satanizm vb. dinler de hala daha bu inanış hakimdir. Demon, çağrılara kolay gelir ve kibardır fakat isteklerine karşı çıkarsanız size cephe alabilir. En büyük kozu ikna gücüdür, isterse size görüntüler ve seslerle kandırabilir. Katiyen hadim olmazlar.

El Ebyaz

Peygamberlere ve velilere yapışanlardır. Peygamberlere hiç bir şey yapamazlar Allah indinde savunmuşlardır. Resulullah efendimizin kıbali dahi yasaklanmıştır, onun suretinde gözükemezler. Ancak alimlerin meclisinde bulunarak ara bozuculuk yapmaya ve akıllarını karıştırmaya çok çalışmışlardır. muzaffer olup alim meclislerini dağıtmışlardır. Her konuda başarmaya güçleri yeter.

Ervah

Ana rahminden itibaren cenine ve doğduğundan itibaren küçüklük sürecini geçirenlere yapışan, onları tinsel ve bedensel istikametten menfi istikamette etkilemeye çalışan cinlerdendir.
Sebepsiz yere çocuğu olmayan (doktorlar tarafından çocuklarının olmaması için hiçbir tıbbi sebebin bulunamadığı izah eden) hanımlara yapışan cinler, bu türdendir. Ana rahmine girip cenini boğarlar veyahut daha ileriki senelerde çocuğun düşmesine yol açarlar. Şayet fizyolojik bir sebep yoksa, bu olaydan kurtulmak Allah’ın desturu ile çok kolaydır.

Gûl

Ortadoğuda ortak bir motiftir. Vahşi, merhametsiz ruhları ve onların kötülüklerini anlatır.[6] Genelde bir bölge içinde göçebe yaşarlar, geçtikleri her bölgede garip işler zuhur eder (filan bölgeye taş yağdı, şu bölgede uluma sesleri var vs.) Genelde korkunç görünürler fakat bir bölgede ikamet ederlerse o bölgeye garip bir bereket gelir fakat gittiklerinde sanki her şeyi kuruturlar. Çoğunlukla “gulyabani” diyerek efsanelerde anlatılan cadılar şeklinde görünen cinlerdendir. Korkunç görüntülere girerek insanları korkutur ve istediklerini almaya çalışırlar, bazen devasa görünürler.

Hanzep/Hanzap

Hanzep; namazda ve bütün yapılan kulluk görevlerde kuruntuyu veren, yapılmasına bir türlü mani olmaya çalışan şeytandır. Görevi çok büyüktür aldığı işlerde genelde başarır.yapılacak bütün hayır işlerde insanın içine kuruntu vererek engeller insanın günaha girmesinden çok zevk duyar. Dikkat etmemiz gereklidir içimizden gelen her kötü his ve vesveseler bundandır, tek emeli insanı kulluk görevinden uzaklaştırıp Allahın yanında kulu kirli ve kötü göstermektir. Yapılan kulluk görevlerde oldu mu olmadı mı diye vesveseyi bile verip insanı şüpheye düşürür.

İfrit

Cinlerin en güçlülerinden olan soyut varlıklardır.
İfrit; insanın bedenine girenlerdir ve savaş başlatıp istila edenlerdendir, genelde girdiği bedenin sahibini çıldırdır ve cürüm hale düşürür. En büyük ameli cinselliktir ele geçirdiği beden ile ilişkiye girer veledi zina türemesini sağlar. Besmelesiz yatan insanın eşi ile paylaşımda bulunur ve yuvasını bozar elde eder.
İfritler, tehlike sınıfında en üst düzeyde olan cinlerdir. Zarar verme istikametinden ölümcül sonuçlar doğurur. Kişiye hastalık verebilir, gerekirse öldürebilirler. Ancak bu vaziyet onlar için yasaklanmıştır.(Bu yasağa uymayan kabilelerde mevcuttur)
İfritlerin, alim kişilere olan haseti bilindiğinden, eski dönem alimlerin ifritlerden savunmak için çeşitli dua ve simgeleri üzerlerinde taşıdığı bilinir. İfritler, ormanın çok sık iç kesimlerinde ve derinliklerinde yaşarlar. Yaşadıkları bölgede vahşi hayvanların ve kuşların barınamadığı söylenir. Hiçbir zaman kendi bölgelerinden insanların yaşadıkları kalabalık yerlere gelmezler. İnsanların kılığına girmezler ve yakın tarihte bir musallat olayları da olmamıştır.

Lietli

Lietli cinleri ismini dişi cinden almışlardır. Bu dişi lietli cin son derece akıllı ve alelade üstü vesvese verir. Lietli türleri genelde vadilerde ve yüksek yerlerde yaşar. İnsanlara olan musallatları güzel bir insan gibi görünüp kandırmaktan ibarettir. Aşırı derecede uyuşukluk ve kendini bilmezlik bir hantallık yaratır. Kişi o geldiğinde dış dünyadan kopar gibi davranır. Onlar şeytandan olmasalar da onun kadar kabiliyetlidir bu konuda.

Marid

Maridler cinlerin genelde asil bölümlerindendir, en tehlikeli cin bölümlerindendir, ne iblisle ne Allah’la işleri vardır, ateistik bir halde yaşarlar. İnsanlarla iletişime geçmeyi sevmedikleri gibi çağrı edilirlerse ölümle sonuçlanma ihtimali çok fazladır.
Tehlike sınıfında üst düzeyde olan bu cinler, katiyen ritüellere gelmezler. Ancak çok ilmi konuda üst düzeyde olan, ilim ve irfan sahibi kişilere görünür, konuşurlar. Ormanda genelde bataklık kenarlarında yaşarlar.. Vahşi hayvanların ve insanların kılığına girebilirler. katiyen kendi bölgelerinden insanların yaşadıkları kalabalık yerlere gelmezler. Zarar verme yetkileri yasaklanmıştır.
Marid, kontrol edicidir bütün iblisleri yönlendirir çok haşmetli ve tehlikelidir. hücuma geçtiği insanlarda nefsi ele geçirmeye çalışır. Çoğu kez hep galip gelerek insanları Allah’ın huzurunda büyük günahlara sevk ve müptela eder. Bütün iblisler Allah’ın huzurundan kovalandıkları için insanoğlunun düşmanıdır.

Metun/Mesit

İnsanların duydukları ile uğraşır. Hak yolunda duyulan yararlı işleri ters istikamete veya unutturmaya çalışır.unutulan veya yanlış anlaşılan bilgiler insanı uçuruma sokunca çok hoşnut olur. Yapılan işlerde duyum çok ehemmiyetlidir yanlışa düşen insan Allahın huzurunda kötü hallere bürünür. İbliste emeline erişir. Ziyanda olan insandır.

Musabbar

Bu cin türü genelde mağaralarda yaşarlar. Sarp ve kayalık bölgeleri seçenek ederler. Boyları vasati 90 santimdir. Şeytaniler’den olmasa da insanları sevmeyen bir cin türü olduğunu söyleyebilirim. Bu yüzden de insanların çok nadir gittiği uzak dağlarla kaplı alanlarda yaşarlar. Toprakta ki mineraller ve yosunlarla beslenirler. Kapıp kaçmak üzerine uzmandırlar. Hızlı ve toplu şekilde hareket ederler. Bir başka türle dalaşa girecekse katiyen bunu yanlız yapmazlar. Teke tek kavramı yoktur onlarda. Topluca saldırırlar. Aile bağları çok güçlüdür ve katiyen dağılmazlar.

Müsfer

Çogul isimi müsferiş olan bu cin türü genel olarak tarlalar gibi kırsal ve incir ağaçlarında yaşarlar. Boyları 140 santimetre olan müsferler genelde iyi karakterlidir. Çok hızlı şekil değiştirebilir ve uzun müddet o büründüğü şekilde kalabilirler. İnsanların en fazla seslerini duyabildiği bu cinler hayvan ve insan sesini kullanarak bu boyutta seslerini duyurabilirler. Öyleki bir gece kapınızın önünde yada etrafınızda konuşan insanlar duyabilir yada hayvan seslerini sezebilirsiniz. Baktığınızda göremediğiniz o noktada hali hazırda seslerini duymanız olası. İnsanlardan rahatsızlık duymazlar ve olağan üstü bir durum yoksa zararda vermezler. İncir ağaçlarına yaklaştığınızda destur çekmeniz daha hayırlı olur. Müsferler hünanist cin türlerindendir.

Şeytan

Şeytan aslen tek bir cindir, bazıları onu kabile sansa da o asla bir kabile değildir, bir evvelki konuyu anımsarsanız, Haris ismiyle başlayan yolculuğu hangi isimle bitmişti. Şu nokta’da ehemmiyetlidir ki cinler nasıl bizlere isterse görünür istemezse görünmez, şeytanda aynı şekilde hem insan hemde cinlere isterse görünür isterse görünmez.

Velhan

Velhan; suyu , ateşi , yağı, bezi, ipliği vs gibi çok kullanılan günlük yaşantımızın parçası olmuş madde ve nesneleri çok kullandırır. Müsriflikle hem insanın maddiyatını hem de içsel istikametten ziyanını sağlayarak zarar verdirir.tasarruf bilmeyen insana bol malzeme kullandıracak ki her istikametten zarar gördürebilsin dikkatli olmamız gereklidir. Allah bize bolca yiyip içmemizi fakat asla müsriflik etmememizi öğütler.

Vesnan

Vesnan; uyku şeytanıdır. İnsanlar uykuya dalınca hemen esareti altına alarak bütün kötülüklere vakıf kılar. Düşünü karıştırır kötü hallerle intiza ettirerek kulun aklını karıştırmaya çabalarlar. Çoğu insan görmüş olduğu kötü düşler neticeninde çok defa hataya düşmüşlerdir. Okuyup kendimizi savunma altına almadan uyku haline geçersek şeytanın oyuncağı oluruz.

Zellenbur

 
Zellenbur; esnafa ve ticaretle uğraşanlarla hep haşır neşir olur, bozuk mal ve kötü ticaret yaptırmaya çalışır. Nedeni ticaretle uğraşana hile yaptıracak ki her şeyle insanı ziyana sokabilsin . Kul hakkı ile rabbimizin huzurunda kurtuluşa kavuşamayalım düşüncesindedir.
yazarYazar: Medyum Umut | tarihTarih: 19 Kasım 2017 / 21:13

Voodoo büyüsü hakkında çok ilginç bilgiler Voodoo büyüsü

Voodoo büyüsü filmlere ve kitaplara defalarca konu olan popüler bir büyü olmasına rağmen hakkında yeterli bilgi bulunmayan çok etkili bir uygulamadır.

Bu büyü genel olarak “bezden yapılan bir bebeğe çeşitli iğneler batırılmasıyla kişiye zarar vermek” olarak yansıtılmıştır.

Ancak voodoo büyüsü gerçekte çok daha kapsamlı amaçlara hizmet eder.

Bu yazımızda voodoo büyüsü hakkında detaylı bilgiler vereceğiz ve yazımızın sonunda aşk konusunda büyüden çok daha etkili bir yol hakkında okurlarımıza tavsiyede bulunacağız.

İşte voodoo büyüsü hakkında çok ilginç detaylar

Voodoo büyüsü hangi amaçları gerçekleştirmek üzere yapılır?

Voodoo büyüsü uygulama tarzına bağlı olarak şu amaçlara için yapılabilir:

  • Aşık etmek, soğutmak, ikna etmek, inatçı kılmak, iradesiz yapmak gibi her türlü duygu ve düşünce yönlendirmesi için yapılabilir.
  • Kişilerin sağlıklarını bozabilir, onların çeşitli eziyetler çekmesine neden olabilir, hatta ölüme sebebiyet verebilir.
  • Kişiyi ani bir kararla intihara sürükleyebilir.
  • İnsanların kendi elleriyle kendilerine zarar vermesine yol açar. Bunu yapmak için kişilerin ahlaki yapılarını bozar.
  • Etkilediği insanlara korkunç şeyler yaptırır ve onlara yaptıklarını unutturur. (Cinayet, hırsızlık, tecavüz, gasp vb…)

 

Voodoo büyüsü burada sıralananlar dışında daha pek çok farklı maksat için de uygulanabilir.

Voodoo büyüsü büyülenecek kişiyi temsil eden bez bebekle yapılır

Voodoo büyüsünde ilk aşama voodoo bebeği yapılmasıdır.

Voodoo bebeği bezden yapılır ve içine ot, saman, yün gibi maddeler konur.

Yapılan bebek profesyonel bir oyuncak biçiminde yapılmaz. Sadece kabataslak insanı andırması yeterlidir.

Voodoo bebeğinin kişi ile “yekta kılınması”

Hazırlanan bebeğin içine büyülenecek kişinin bedeninden bir parça konur. Bu parça saç kılı, tırnak veya deri parçası olabilir.

Eğer kişiye ait bedensel bir parça bulunamazsa büyülenecek kişinin adının yazıldığı küçük bir vefk kağıdı bebeğin içine yetiştirilir.

 

Malzemenin bebek içine yerleştirilmesi sırasında bebek ile kişinin özdeşleşmesini sağlamak için bebeğe defalarca kişinin adı ile hitap edilir.

Voodoo bebeğinin içine malzemelerin yerleştirilip kişi adının defalarca tekrarlanması aşamasına “yekta kılma” adı verilmektedir.

Voodoo büyüsüde vefk bebeğinin pis ortamda 4 gün bekletilmesi

Voodoo büyüsünde vefk bebeği ile büyülenecek kişi arasında özdeşlik kurulduktan sonra bebek 4 gün boyunca insanların zihninde pis olarak algılanan tuvalet, lağım, ahır, kümes gibi bir yerde bekletilir.

Bu aşamanın amacı “kişiyi kaderine razı etmek” yani başına gelebilecek her şeyi normal karşılamasını ona kabul ettirmektir.

Gerçekten de kendisine voodoo büyüsü yapılan insanlar büyülendiklerini asla kabul etmemekte ve başlarına gelen her şeyi doğal karşılamaktadır.

Voodoo büyüsünün son aşaması: “Hüddam’ın eli”

Hüddam, büyü uygulamalarda büyü yaptıran kişinin emrine giren ve onun dediklerini yapan şer güçlerdir.

Voodoo büyüsünün son aşamasında vefk bebeğine çeşitli müdahaleler yapılarak büyünün hangi amaçla yapıldığı net bir şekilde belli edilir. Bu aşamaya eski büyü kaynaklarında “hüddamın eli” adı verilir.

Büyünün yapılış amacına göre bez bebeğe yapılacak uygulamalar şunlardır:

  • Büyü aşık etmek maksadıyla yapılmışsa bebeğin karın bölgesine küçük bir tuz keseciği konur.
  • Eğer kişinin hastalanması isteniyorsa bebeğin üzerine bir miktar pis su veya idrar dökülür.
  • Kişiye büyük ağrılar yaşatıp sonrasında öldürmek isteniyorsa bebeğe iğneler batırılır.
  • Kişinin kendi eli ile kendisine zarar vermesini sağlamak için bebeğin baş kısmı koparılarak ters çevrilir. Bebeğin yüzü sırt tarafına bakılacak şekilde ayarlandıktan sonra tekrar dikilir.
  • Eğer kişinin iradesi bağlanıp bir konuda ikna edilecekse bebeğin elleri ve ayakları bağlanır.
  • Kişiye kötü bir iş yaptırılıp sonra da bu iş unutturulacaksa yapılacak iş bebeğe telkin edildikten sonra bebek toprağa gömülür.

Voodoo büyüsünde amaca göre bu tarzda yapılacak onlarca farklı uygulama vardır.

Voodoo büyüsü Türkiye’de farklı isimler altında yaygın olarak yapılmaktadır

Osmanlılar voodoo büyüsü ile Akdeniz donanma savaşları sırasında tanışmışlardır. Bu olaylar sırasında İstanbul’a gelen zenci büyücüler voodoo büyüsünü Türk medyumlara öğretmişlerdir.

Sabun büyüsü, adet kanı büyüsü, tuz büyüsü gibi Anadolu’ya özgü kabul edilen pek çok büyü aslında voodoo büyüsünün değişik versiyonlarıdır.

yazarYazar: Medyum Umut | tarihTarih: 19 Kasım 2017 / 21:09

Uyku bağlama büyüsü insanların hayatını kabusa çeviriyor Uyku bağlama büyüsü

Uyku bağlama büyüsü İnsanlık tarihinde uygulanan en etkili kara büyülerden biri de uyku bağlama büyüsüdür. Bu büyü sadece kişinin uyku problemleri yaşamasına neden olmaz, ayrıca cinayet ve intihar gibi korkunç sonuçlara da yol açar.

Uyku bağlama büyüsü sadece birkaç gecede istenilen sonucu verir. İnsanlara büyük zararlar veren bu büyü diğer sağlık sorunları ile birleşerek ortaya çıktığı için tespit edilmesi oldukça zordur.

Uyku bağlama büyüsü ile cinayete niyetlenmek aynı şeydir

Uyku bağlama büyüsünde amaç düşman olarak kabul edilen kişiye çeşitli işkenceler çektirmek ve onu kısa sürede ölüme sürüklemektir.

Uyku bağlama büyüsü yaptıran kişi açıkça düşmanına zarar vermez. Ancak büyünün etkisinde kalan kişi kendi eliyle kendisine zarar verir. Tabi bu durum büyü yaptıran kişinin suçlu olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz.

Birisine uyku bağlama büyüsü yapıldığı nasıl anlaşılır?

Uyku bağlama büyüsü yapılan kişilerde belirtiler iki grupta değerlendirilmelidir. Çünkü büyünün yapıldığı ilk hafta ile ikinci hafta belirtileri birbirinden farklıdır.

Uyku bağlama büyüsünün ilk hafta belirtileri

  • Gece boyunca birkaç defa uyanma ve her uyandığında farklı bir işle uğraşma
  • Uykudayken düşecekmiş hissi duyma ve sarsılarak uyanma
  • Daha önceki dönemlerde gördüğü bazı rüyaları yeniden görme

 

Uyku bağlama büyüsünün ikinci hafta belirtileri

  • Uyku düzeninde ciddi bozuklukların görülmesi
  • Gecenin büyük bir kısmını uykusuz geçirme ya da hiç uyuyamama
  • Uyumadan önce giyilen elbiseler ile sabah uyanıldığında giyilen elbiselerin farklı olması (Kişi gece kalkıp elbise değiştirdiğini hatırlamaz)
  • Gece uykudan uyanılır ve sanki gündüzmüş gibi belli işler yapılır ( kadınların yemek yapması, erkeğin bahçe ile ilgilenmesi gibi)
  • Ciddi unutkanlık problemlerinin yaşanması
  • Psikolojik olarak aksi ve huysuz bir kişi haline gelinmesi
  • Dikkatin dağılması ve sık sık kaza yapılması
  • Kişinin inançlara, ahlaki kurallara ve sevdiklerine artık eskisi gibi değer vermemesi ve hayatındaki tüm kıymetli varlıklara tepki göstermesi

 

Uyku bağlama büyüsünün burada sıralananlar dışında kişilerin yaşına ve cinsiyetine göre değişen daha pek çok belirtisi vardır.

Uyku bağlama büyüsü nasıl yapılır?

Uyku bağlama büyüsü yaptırmak için şu malzemelere ihtiyaç duyulmaktadır:

  • Bir miktar tuz (gündüz vaktini temsil eder)
  • Bir miktar toprak (gece vaktini temsil eder)
  • Bir kap su (sabah ve akşam saatlerini temsil eder)
  • Biri uzun biri kısa iki adet tahta çöp (Kibrit çöpü veya kürdan da kullanılabilir. Uzun çöp ile kısa çöp arasındaki fark ne kadar büyükse büyü o kadar güçlü biçimde tutar. Zira uzun çöp kişinin uyku ihtiyacını, kısa çöp ise büyüden sonra ne kadar uyuyabileceğini gösterir.)

 

Malzemeler büyünün yapılacağı gün temin edilmelidir. Eğer malzemeler kullanılmadan bir gece geçerse yani büyülenecek kişi rahat bir uyku geçirirse büyü tutmaz.

Uyku bağlama büyüsünde suyun içine önce tuz atılır ve büyülenecek kişinin adı belli bir sayıda okunur. (Bu sayı Arapçadaki ebced hesabına göre belirlenir.)

Tuz suda iyice eridikten sonra suya bir miktar toprak atılır ve bu sırada kişinin adı yine belli bir sayıda okunur.

Daha sonra birisi uzun diğeri kısa 2 adet çöp suya bırakılır ve iyice karıştırılır. Karıştırma sırasında dini metinlerin uyku ile ilgili bölümleri okunur. Bu dini metinler eski medeniyetlerin inançlarını ifade eden sözlerden oluşur. Tabii büyüyü Tevrat ve İncil’den faydalanarak yapmaya çalışan medyumlar da vardır.

Bazı büyü üstatları ise uyku bağlama büyüsünü Kehf suresini okuyarak yaptıklarını iddia etmektedir. Bu iddia kesinlikle doğru değildir. Zira Kuran büyü malzemesi olarak kullanılamaz çünkü her bir harfi dahi Allah’ın koruması altındadır.

Büyü malzemelerinin iki hafta saklanması

İçine çeşitli malzemeler katılmış ve üzerine tılsımlı sözcükler okunmuş su kabının ağzı iyice kapatılır ve kimsenin görmeyeceği bir yere gizlenir.

Gizlenen su kabındaki uzun ve kısa çöp nemlenip yumuşadıkça büyü tesirini arttırır.

2 haftalık bekleme süreci içinde özellikle yaz aylarında su kabındaki bütün su bitebilir. Bu durumda büyü tutmaz. Bunun önüne geçmek için sık sık kap kontrol edilmeli ve eğer su azalmışsa bir miktar su ilave edilmelidir.

Uyku bağlama büyüsünün son aşaması

Mühürleme aşaması

14 günlük süre dolduktan sonra içinde çeşitli malzemeler konulmuş olan su kabı yerleşim yerlerinden uzak bir yere götürülerek toprağa gömülmektedir.

Gömülme sırasında kabın içinde bulunan su boşaltılmaz. Su dolu kap bir çukurun içine konur ve üzerine toprak atılır. Bu uygulamaya mühürleme aşaması denir ve büyünün en yüksek seviyede etki göstermesini sağlar.

yazarYazar: Medyum Umut | tarihTarih: 19 Kasım 2017 / 14:30

Domuz yağı büyüsü ile sevenleri ayırma 

Domuz yağı büyüsü en etkili soğutma ve ayırma büyülerinden biridir. Birbirine aşık kişileri çok kısa sürede ayıracak kadar etkili olmasından ötürü en fazla başvurulan ayırma büyülerinden biridir.

Tarihi çok eskilere kadar uzanan ve dünyanın neredeyse tüm ülkelerinde uygulanan bu büyünün bir diğer adı da “asilzade büyüsü”dur. İslam ülkelerinde ise bu büyüye daha çok “kirli, pis büyü” anlamına gelen “necis büyü” adı verilmiştir. Çünkü İslam inancında domuz beslemek ve her tür domuz ürününü tüketmek kesinlikle yasaktır.

Domuz yağı büyüsü niçin toplum tarafından hoş görülmemektedir?

Bu büyünün temel işlevi kadın ve erkekleri  ayırmaktır. Ancak domuz yağı büyüsü ile ayrılmalarına neden olunanlar sadece genç sevgililer değildir.

Evli çiftlerin de bu büyü ile ayrılmaları sağlandığı için toplum bu büyüye “yuva yıkan büyü adını uygun görmüş ve bu uygulamayı yapan kişileri hoş görmemiştir. Çünkü Anadolu’da aile kurumu toplum nazarında çok kıymetli bir kurumdur ve mutlaka korunması gerekir.

Ancak domuz yağı büyüsü daha çok miras yoluyla para temin etmek veya iktidara sahip olmak gibi amaçlarla yapılmıştır. Bu bakımdan büyü yapan kişiler ailenin parçalanmasına ve çocukların mağdur olmasına pek de aldırış etmemişlerdir.

Domuz yağı büyüsü nasıl yapılır?

Domuz yağı büyüsünün ana malzemesi domuz yağıdır. Günümüzde domuz yağına ulaşmak son derece kolaylaşmıştır. Ancak eski dönemlerde özellikle İslam ülkelerinde domuz yağı bulmak çok zordu.

Domuz yağı çok uzak memleketlerden getirilir ve büyük bir gizlilikle medyumlara  ulaştırılırdı. Çünkü Kuran’da yasaklanmış olan domuz ürünlerinin Müslüman ülkelerde bir şahısta yakalanması halinde kişi çok büyü cezalar almaktaydı.

Domuz yağı temin edildikten sonra sırayla şu aşamalardan geçilerek domuz yağı büyüsü icra edilir.

Domuz yağının çeşnilerle mayalanması aşaması

Domuz yağı açık sarı renklidir ve ağır bir kokusu vardır. Diğer hayvansal yağlara göre daha çabuk bozulur.  Ayrıca herhangi bir kumaş üzerine döküldüğünde temizlenmesi güç, koyu lekeler bırakır.

Ancak domuz yağı saf hali ile büyü malzemesi olarak kullanılmaz. Yağ içine çok sayıda malzeme ilave edilir. Bu malzemelere “çeşni” adı verilir. Domuz yağı büyüsünde kullanılan çeşniler semboliktir. Çok az miktarda kullanılırlar. Yağa katılan çeşniler domuz yağının kokusunu ve rengini değiştirmez.

Domuz yağı büyüsünde yağın içine kesinlikle tuz atılmaz. Çünkü tuz, büyünün tutmasını engellediği gibi ayrıma büyüsünün aşık etme büyüsüne dönmesini de sağlar.

Domuz yağı büyüsünün demleme aşaması

Bu aşamada içine çeşitli malzemeler karıştırılmış domuz yağı kapalı bir kap içinde bir gece bekletilir. Beklenen bu geceye “demleme” aşaması denir.

Demleme yapılan gece belli aralıklarla tam 12 defa domuz yağının bulunduğu kap alt tarafından tutularak bir tur çevrilir. Çevrilme saat yönünün tersi istikamette yapılır ve bu sırada bazı tılsımlı sözcükler söylenir. 

Domuz yağı büyüsünün orijinal versiyonlarında demleme süresi 1 gecedir. Ancak İran ve  Azerbaycan’da demleme süresi 3 gece olacak şekilde uygulama yapılır.

Kapı eşiklerine yağ sürme aşaması

Bu aşamada ayrılmaları istenen kişilerin geçecekleri bir kapının eşiğine domuz yağı sürülür. Domuz yağı çabuk leke bırakan ve sürüldüğü malzemeyi çok parlak gösteren bir sıvıdır. Bu nedenle kapı eşiklerine sürülen yağ miktarı birkaç damlayı geçmemelidir.

 

Eğer birlikte yaşayan bir çift ayrılacaksa sadece bir kapıya yağ sürülmesi yeterlidir. Fakat kişiler ayrı evlerde ise her ikisinin yaşadığı evin kapısı da yağlanmalıdır.

Eski dönemlerde birisinin evine gidip kapı eşiklerine domuz yağı sürmek pek mümkün olmadığından herhangi bir evin kapısına domuz yapı sürülür ve ayrılmaları istenen kişiler buraya davet edilirdi.

Domuz yağı büyüsünün son aşaması: yollara domuz yağı dökme

Bu son aşamada kadın ve erkeğin yürüyeceği yollara birkaç damla domuz yağı dökülür.

Eşiklerine domuz yağının sürüldüğü kapılardan geçip domuz yağı dökülmüş yollardan geçen kişiler tamamen büyünün tesirine kapılırlar ve bu aşamadan sonra birbirlerine karşı hissettikleri tüm iyi duygular bir anda olumsuz hislerle yer değiştirir.

Domuz yağı büyüsü ile sevgiliden nefret etmeye başlamak

Kendisine domuz yağı büyüsü yapılan kişiler birbirlerini görmeye tahammül edemezler. Sevgilinin daha önce çok hoşa giden tavırları artık çekilmez olmaya başlar. Hatta pek çok kişi “Nasıl oldu da ben bu şahısla sevgili oldum?” diyerek hayretlerini dile getirmektedir.

Büyünün tüm aşamaları ortalama 3-4 günde bitmektedir. Son aşama da bittikten sonra büyü tutmaya başlar ve daha birinci günden itibaren ciddi etkileri hemen fark edilir.

Domuz yağı büyüsüne maruz kalan kişiler en ufak meseleleri dahi kavga etmek için bir fırsat olarak algılarlar. Hem erkek hem de kadın aynı anda birbirlerine karşı olumsuz yaklaşımlarda bulunduğu için çiftin uzlaşması da mümkün olmamaktadır.

Domuz yağı büyüsü nasıl bozulur?

Domuz yağı büyüsünün pek çok bozdurulma yolu olsa da en güvenilir ve en etkili büyü bozma yolu bazı Kuran surelerini okuyarak büyüyü tesirsiz bırakma çabasıdır.

Kuran-ı Kerim’in Felak, Nas ve Rahman surelerinin okunması ile inşallah domuz yağı büyüsünün tüm olumsuz etkileri ortadan kaldırılabilecektir.

Genellikle büyüye maruz kalan kişiler bu sureleri okuyup büyüyü hükümsüz bırakmaya çalışmazlar. Çünkü büyüye maruz kalmadıklarını iddia ederler ve kendilerini bu konuda uyaran kişilere karşı kırıcı davranışlar sergilerler.

Ancak büyü bozma dualarını kişinin bir yakını da okuyabilir. Bu durumda yine büyü tesirsiz bırakılabilir. Aslında dualar bireysel olup başkası için vekaleten okuma yapılmaz. Fakat büyü bozma dualarında bu tarzda hareket etmeye ruhsat verilmiştir.

Toplam 3 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.123