Medyum Umut Papaz Büyüsü Büyü Bozma Kara Büyü - Kenzül Havas

logo

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 08-20-2018
Saat: 19:19

Medyum Umut Papaz Büyüsü Büyü Bozma Kara Büyü

MedyumUmut Medyum Umut büyü sihir vefk aşk bağlama evlilik şans kader kısmet
Site Map Contacts anasayfa

Medyum Umut
Medyumumut Gerçek Sitesi Medyum umutun sitesi Bursalı Medyum Umut medyumlar medyum Medyum Siteleri Medyum Sitesi Medyum online Sihir-Büyü iptali Cin CinlerTedavisi Kismet Açma Baglama Başarı Aile Geçimsizlikleri Nasip Kismet Rizik Bereketdualari

POPÜler YAZILAR

SON YORUMLAR

Home » Kısmet Açma » medyumluk
yazarYazar: Medyum Umut | tarihTarih: 22 Kasım 2017 / 15:35

Kenzül Havas Kenzül Havas 

Kenzül Havas Bugün halk arasında eski Babil ve Mısır putperestlerinin ve eski Türk Budist ve Şamanistlerinin kullandıkları efsun ve tılsımlarından hiç farkı olmayan tılsım ve efsun öğreten pek çok kitap ve risaleler (küçük kitap) bulunmaktadır. Bu risalelerde düşmanı öldürmek, mal ve rnülkünü imha etmek, birinin kalbini kazanmak, servet ele geçirmek için melekleri kendi hizmetinde kullanmak gibi işler için efsun ve tılsımlar öğretilmektedir.

Cahil Müslümanları kandırmak için Kuran-ı Kerîm’den ayetler, Esma-i Hüsna ve mübarek dualar karıştırmışlardır. Bu kitaplardan bazıları: Şemsül-Maarif-il-Kübra ve Kenzül-Havas’tır.[1][2] Havâs kelimesi, “bir şeyde bulunup başkasında bulunmayan hal, kuvvet, tesir, özellik” gibi anlamlara gelen hâssanın çoğuludur. Havâssü’l-Kur’ân terkibi Kur’an’dan bazı kelime, âyet ve sûrelerin belli bir tertibe göre okunması veya yazılması halinde niyet ve maksada uygun sonuçlar veren tesir ve özelliklerinden bahseden bir disiplini ve bunun literatürünü ifade eder.

Kenzül Havas

Bazı müfessirler, Kurân-ı Kerîm’in gönderiliş amacının sadece lafızların zâhirinden anlaşılan mânalardan ibaret olmayıp bunun ötesinde maksatların gözetildiğini düşünmüşler, zâhirî bakımdan müphem veya müteşâbih olan ifadelerin bâtınî anlamlar taşıdığını, özellikle bazı sûrelerin başındaki hurûf-ı mukattaanın yalnız birer ses sembolü olarak değil anlam birimi olarak da algılanması gerektiğini, bu sebeple

Kurân-ı Kerîm’in hurûfîlik ve ebced hesabı çerçevesinde de tefsir edilmesine ihtiyaç bulunduğunu ileri sürmüşlerdir. Bu yaklaşım onları, ilk dönemlerden itibaren komşu kültürlerde buldukları benzer ilimlerle ve bilhassa Bâbil, Mısır, Yunan, Hint, Yahudi, Hıristiyan kültürleriyle ilgilenmeye sevk etmiştir.[3] Osmanlının son döneminde yaşamış olan Seyyid Süleyman Hüseyni’nin derlediği “

Kenzü’l Havas” adlı eser, bu ilimle uğraşanların ilk başvuru kaynağı durumundadır. 14. yüzyılda yaşamış Cezayirli Ahmed Bûnî’nin “Şemsü’l-maârif-i kübrâ” adlı Arapça eseri, dört yüze yakın tılsım şekli ile binlerce efsuna yer veren, benzerleri arasında en ünlü eserdir. Yazar, Mısır büyü geleneğini kabaladaki mistik rakamsal sistemle birleştirip buna Kuran’dan ayetler, esma-i hüsna, dinî duaları da ekleyerek eski sihir ve büyü geleneğini İslami bir forma sokmuştur. Bûnî’nin eseri, bu alanda eser veren pek çok kişiye kaynaklık etmiştir.

Kenzül Havas

Seyyid Süleyman el-Hüseynî tarafından kaleme alınan “Kenzü’l-havâs”, Bûnî’nin eserinin Türkçeye çevirisinden ibaret olmakla birlikte çeşitli ilavelerle aslının iki misli bir hacim kazanmıştır Kurân-ı Kerîm’de ve hadislerde geçen Allah’ın isimlerinin her birinin farklı bir anlamı ve kâinatta hususî bir tecellisi vardır. Bu isimler üzerine yazılan eserlerde her isim hakkında ayrı bir bilgi verilir.

Bir de esmâü’l-hüsnâ havassı olarak bilinen, hangi ismin nasıl fayda sağladığı ve bu fayda sağlama yolu hakkında bilgi veren esmâü’l-hüsnâ şerhleri vardır. Bunlarda o ismin okunması gereken sayıya ya da okunması gereken güne işaret edilir. İslâm’da Müslümanların isteklerini Allah’a arz edip dua ederken bu taleplerini karşılayan isimle dua etmeleri tavsiye edilir. Meselâ; elimizdeki metinde şâir,

Cebbâr isminin yirmi bir defa okunması halinde o kişinin şerre düşmeyeceğini belirtir. Tasavvuf ve tarikatlarda okunmasına önem verilen esmâü’l-hüsnâdaki hangi ismin ne durumda zikr edileceği meselesi halk kitapları denebilecek popüler eserlerde de söz konusu edilir. Seyyid Süleyman el-Hüseynî’nin esmânın havassından bahseden “Kenzü’l-havas” isimli eseri bu türden bir kitap olup; halk arasında rağbet görmüştür.[

Kenzül Havas

4][5] Seyyid Süleymân el-Hüseynî, “Kenzu’l-Esrâr fi’l-Havâss ve’l-Ezkâr” adlı kitâbının önsözünde önceki kitâbı olan “Kenzu’l-Havâss” adlı kitâbına Havâs-ı şerife ile iştigal eden zevât-ı kirâmın iltifat edeceğini düşünerek o kitâbında ibtidaî bilgiler vermeye lüzum hissetmediğini ancak eserin yayınlanmasından sonra diğer insanların da konuya ilgi gösterdiğini ve aldığı mektuplar üzerine Havâs bahsinde bilinmesi lazım gelen ve

Kenzu’l-Havâss adlı kitâbında ihmal olunan malumatı beyân ve izâh ettiğini söyler. İhmal olunan malumât ise riayet edilmesi gereken şartlardır.[6] Hastalıktan mustarip olan bir müminin, tıbbî tedavi imkânının bulunmadığı durumlarda bazı âyetleri dua niyetiyle okuyarak Allah’tan şifa dileğinde bulunması

İslâmî inanç ve edebe uygun olduğu gibi, böyle bir tutumun insana kazandıracağı yüksek moral ve ümit sayesinde bazı fizyolojik ve ruhî hastalıkların tedavisinin mümkün olabileceği çağdaş tıbbın ve psikolojinin de kabul ettiği bir husustur. Ancak tılsımcılarla efsuncuların cinleri istihdam etmek veya daha başka yollara başvurmak suretiyle hastaları iyileştirdikleri, dilekleri karşıladıkları şeklindeki iddialar dinen geçersizdir.

Kenzül Havas

Nitekim bu işlerle uğraşanlar, Kurân-ı Kerîm’de şerlerinden Allah’a sığınılması gereken kimseler arasında sayılmış ve “düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçüler” diye tavsif edilerek (el-Felak 113/4) kınanmıştır.[7] İslam âlimleri mistik özellikleri olan harf, kelime ve dualardan faydalanarak şifa niyetinde bunları kullanmışlardır. Bu hususta Mısırlı yazar El Buni’nin “Şemsü’l Maarifi’l-Kübra”

adlı eserinde harflerin çeşitleri ve sırları, gezegenler, burçların tali ve menzilleri, besmele, ismi azam, sure ve çeşitli duaların hikmetlerine ilişkin bilgiler yer almıştır. Seyyid Süleyman El Hüseyni tarafından yazılan “Kenzü’l Havas” adlı eserinde yine bu bilgiler ve Esmaül Hüsna’nın hikmetleri anlatılmaktadır.

yazarYazar: Medyum Umut | tarihTarih: 22 Kasım 2017 / 15:29

Havvas ın alanı Havvas ın alanı

Havvas ın alanı Havas ilmi genel kanıdaki düşüncelere rağmen sadece harflerin ve sayıların, esmaların veya ayetlerin sırlarından, hikmetlerinden faydalanılarak çeşitli etkiler elde etmek için esmanın veya ayetin kendisi ya da vefki ve bunlara bağlı harf ve sayılar ile tılsımlar kullanılarak ve bu sistem üzerine kurulmuş basit bir ilim veya ilmin metodu değildir.

Bu ilimlerin kendisine has özellikleri ve konuları vardır, bu ilmin kendisi ve lisanı evrenseldir. Bu ilimler ruh ve madde ile canlı ve cansız ile harfler ve rakamlar ile yıldız ve burçlar ile nebulalar ve galaksiler ile ses ve renk dalgaları ile kısaca kainatta daha genişi evrende her şeyle bağlantılıdır.

Havvas ın alanı

Bu ilim asırlardır gelmiş geçmiş alimlerin ve ulemanın bir sır gibi gizlediği ve açıkça öğretmediği ve öğretmekten de çekindiği vebal altında kalmaktan korktuğu ilimlerdendir. Bu ilimler de başarılı olmanın ve zarar görmeden ilerlemenin bazı şart ve usulleri vardır.

Havas ilmini bilmek ve öğrenmek için önceden bilinmesi gereken kurallar ve önemli noktaları sırası gelince özet olarak anlatmağa çalışacağız, ama bundan önce bilinmesi gereken bu ilim yıldızlar ilminden bilinen veya bilinmeyen sırlarla alemi semalardan gelmiştir. Bu ilim insanlardan önce yani arz oluşmazdan evvel ruhani alemlerde mele küt ve cinler aleminde bilinen ve kullanılan birçok gizlilikleri, esrarı ve acayipliği içinde gizlemiştir.

Yaşamış olduğumuz bu maddi alemin yasaları ve fiziksel oluşumları manevi alemlerin etki ve yasalarıyla meydana gelmektedir. Bu ilmin kullanılışı melekler ve cinlerden sonra çok eski kavimler ve uygarlıklar tarafından kullanılmıştır bu manevi yasaları öğrenip etkilerine göre gerektiği şekilde uygulamışlardır. İnsanlar bu bilgileri çok çeşitli yollardan elde etmişlerdir.

Havvas ın alanı

Hatta kimilerine göre mana aleminden gelen varlık veya varlıklar bazı insanlara bu ilmi ve kullanma metodunu öğretmişlerdir. Bu anlattığıma örnek; Bakara süresi 102. ayetinde olan Harut ve Marut isimli iki meleği örnek olarak verebiliriz. Gerek ruhani varlıklar veya cinlerin bildiği kelamlar, bizzat insanlar için indirilmiş kutsal kelamları veya esmaları gizlemek ya da rumuzlamak amacıyla çeşitli şekiller,

çizgiler veya tılsımlardan oluşan birtakım sayılarla sembolleşen vefkler ve tılsımlar oluşturulmuştur. Bazen de sırf sayılar kullanılarak bu ilim de çok çeşitliliklerle beraber çelişkiler de görülmektedir. Zıtlık veya yanlışlıklar ise bu ilimler kaynağından öğrenilmeyip kolaycılık (Kopyacılık) yolu seçilmiştir. Günümüzdeki kitaplar da görülen veya kullanılan tılsımlar yanlış zaman veya yanlış mekanlar da şart ve kaidelerine riayet edilmeden yazılıp hazırlandığından yapılan bir işin çoğu zaman neticeye ulaşmadığını görürüz.

Havvas ın alanı

Bir de işi karıştıran esas mesele bu tılsım, sembol veya yazıların ilahi isimler ve semboller olmayıp cinler, periler veya ruhani varlık isimlerinden olduğu ibarettir. Veya çok daha iyisi melek üt aleminden bir melek ismi olduğudur. Dikkat edilmesi gereken hususlardan biri de şudur: Tılsım yazarken eskilerin kullandıkları diller ve yazılar çok eski kavimlerin dillerine göre yazıldığı için günümüze gelene kadar bir çoğu unutulmuş bir çokları da tahribatlara uğratılmıştır.

Bu uygarlıklara ve dillere örnek olarak Mu uygarlığı Atlantis kavimleri ve eski kipti ırkı ile eski İbranice,eski Süryanice ve eski Arapça’nın bazı lehçeleri ve eski Mısır yazıları, lehçeleri ve alfabeleri ki; bugün bunların bir çoğu unutulmuştur. Ve daha sonra esma ve ayetlerin manevi etkisini kullanma halidir ki; bu da bazı şartlara bağlıdır…

Havvas ın alanı

Bunlar da özet olarak esma ve ayetlerin anlam ve etkilerinin kudretini bilmektir. Bu halde kendi içinde gruplamaktır. Bunları da şöyle özetleyelim; esma veya ayetin bilinen anlamının yanında bir de batını (gizli) anlamları vardır. Bunlar etki olarak farklı sonuçlar verirler ve sen bilmelisin ki;

Kur’an –ı Kerim’in anlamının anahtarını yüce Allah (c.c.) peygamberleri ve onun evliya kullarına ve rahmani olan meleklere lütfetmiştir. Bu Konu hakkında araştırma yaparken bazı gerçekleri de göz ardı etmemek lazım bunlardan en önemlisi olan Al-i İmran Suresi 7 . ayet Sana Kitab’ı indiren O’dur. Onun (Kuran’ın) bazı ayetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab’ın esasıdır. Diğerleri de müteşabihtir.

Havvas ın alanı

Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşabih ayetlerin peşine düşerler. Halbuki Onun tevilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek payeye erişenler ise: Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler. (Bu inceliği) ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar.

yazarYazar: Medyum Umut | tarihTarih: 22 Kasım 2017 / 14:24

Cevşen-i Kebirin Havassı Cevşen-i Kebirin Havassı

Cevşen-i Kebirin Havassı Cevşen’de çok gizli sırlar mevcuttur. Cevşen, Hz. Peygamber ve ümmetine hediye edilmiş emsalsiz bir sırr-ı pür-esrar bir hazinedir. Hz. Ali (K.A.V.) ve ondan torunu İmam Zeynelabidin (S) tavasutuyla nakledilen çok önemli dualardan biridir.

Cevşen-i Kebir’in zırh mesabesinde olduğu Hz. Peygamber tarafından nakledilmiştir. Uhud’da Cebrail tarafından Hz. Peygamber’e zırh olarak indirilmiş ve ümmetine teşmil olunmuştur.

Cevşen’in bir çok derde deva, müşküllere çare olduğu ehl-i havas indinde tecrübeyle sabittir. İzzet ve ikram bulmak için: Ya hayre’l-gafirin, Ya hayre’l- fatihin, Ya hayre’n-nasırin, Ya hayre’l- hakimin, Ya hayre’r- razıkin, Ya hayre’l- varisin, Ya hayre’l- hamidin, Ya hayre’z- zakirin,

Ya hayre’l- münzilin, Ya hayre’l- muhsinin. Subhaneke ya ilahe illa ente el-gavsa el-gavsa hallisna mine’n-nar. Zafer bulmak için:

Cevşen-i Kebirin Havassı

Ya men lehü’l-izzeti ve’l-cemal, Ya men lehü’l-kudreti ve’l-kemal, Ya men lehü’l-mülk ve’l-celal, Ya men hüve’l-kebirü’l-müte’al, Ya münşiye’s-sehabu’s-sıkal, Ya men hüve şedidu’l-muhal, Ya men hüve seri’u’l-hisab, Ya men hüve şedidu’l-ikab, Ya men hüve indehu hüsnü’s-sevab,

Ya men hüve indehu ümmü’l-kitab. Subhaneke ya ilahe illa ente el-gavsa el-gavsa hallisna mine’n-nar. Kalplerde kabul bulmak ve bir kimseyi yanına getirtmek için:

Allahümme inni es’elüke bismike ya Hannan, ya Mennan, ya Deyyan, ya Burhan, ya Rıdvan, ya Sultan, ya Gufran, ya Subhan, ya Müste’an, ya Za’l-menni ve’l-beyan. Subhaneke ya ilahe illa ente el-gavsa el-gavsa hallisna mine’n-nar. Sihrin, afet ve belaların def’i için:

Cevşen-i Kebirin Havassı

Ya men tevada’a küllü şey’in li-azametihi, Ya men estesleme küllü şey’in li-kudretihi, Ya men zelle küllü şey’in li-izzetihi, Ya men hada’a küllü şey’in li-heybetihi, Ya men enkada küllü şey’in li-heybetihi, Ya men enkada küllü şey’in min haşyetihi, Ya men teşakkakati’l-cibal min mehafetihi,

Ya men kameti’s-semavat bi-emrihi, Ya men estakarrati’l-ardun bi-iznihi, Ya men yusebbihu’r-ra’du bi-hamdihi, Ya men la ya’tedi ala ehli memleketihi. Subhaneke ya ilahe illa ente el-gavsa el-gavsa hallisna mine’n-nar. İşlerin iyi neticelenmesi için: Ya Gafire’l-hataya, ya Kaşife’l-belaya, ya

Cevşen-i Kebirin Havassı

Müntehiye’l-recaya, ya Müczile’l-ataya, ya Vahibe’l-hedaya, ya Razıka’l-beraya, ya Kadıya’l-menaya, ya Samie’l-şekaya, ya Ba’ise’l-beraya, ya Mutlike’l-usera. Subhaneke ya ilahe illa ente el-gavsa el-gavsa hallisna mine’n-nar. Yüce mertebelere ulaşmak için: Ya Za’l-hamdi ve’s-sena, ya Za’l-fahri ve’l-beha, ya Za’l-ahdi ve’l-vefa, ya Za’l-afvi ve’r-rıda, ya Za’l-menni ve’l-ata, ya Za’l-fasl ve’l-kada, ya Za’l-izzi ve’l-beka, ya Za’l-elai ve’n-ne’ama. Subhaneke ya ilahe illa entel emanul eman halisna mine’n-nar.

yazarYazar: Medyum Umut | tarihTarih: 22 Kasım 2017 / 14:03

Ayet el Kürsi 

Ayetel Kürsi Nedir Ayetel Kürsi Faydaları

Ayetel Kürsi

Ayetel Kürsi  Bilindiği gibi îmânın temeli, Tevhiddir. İnsanlar îmân ettikten sonra Tevhide karşı sıcak ilgilerini korumak zorundadır. Ancak hâdiseler karşısında özellikle günlük yaşamın akışı, çoğu kere nefsin tevhide saygısını sarsar ve de zaman içinde iman yavaş yavaş solar.

Bu sarsıntının temelindeki yanılgıların tümünü Âyet-el Kürsî yok etmektedir. Şimdi îmânımızı tehdit eden noktalara bir göz atalım. İmân edip tevhidi tasdik ettikten sonra yani Allah’tan başka güç olmadığını tasdik ettikten sonra günlük hayatımızda hâlâ bazı etkileri güç sanırız.

Bunun en çok rastlanan örneği paradır. Paranın bir benzeri siyasî güçlerdir. İnsanlar tâ Hz. İbrahim devrinden beri siyasî güçlere teslim olmuş bunları kaderlerini etkileyen kuvvetler olarak görmüşlerdir. Tüm peygamberler bu yanlış kanaati silmek için mücadele vermişlerdir.

Ancak İslâm tevhidi imana gerçek netliği getirmiştir. İşte Âyet-el Kürsî özellikle üçüncü bölümde maddeler halinde açıkladığımız cümlelerle zahirdeki etkiler karşısında yanılgıya kapılmamamızı emrediyor. Ayet-el Kürsî okuyan bir insan onun kalbe verdiği mesajları aracılığı ile tevhide sarılır ve hiç şaşmaz. Böylece Ayet-el Kürsî’nin koruyucu hikmetindeki en önemli sır tahakkuk eder.

Ayet el Kürsi 

Ancak Âyet-el Kürsî’nin koruyucu hikmetindeki mânâyı çok iyi anlamamız gerekiyor. Çünkü buradaki hikmetler tüm Kur’an için geçerlidir. Yani Âyet-el Kürsî olsun, Kur’an olsun hem kelimelerdeki bilimsel mana hikmeti ile hem de kalpteki mânâ operasyonuyla hidâyet verir.

Hatıra gelebilir ki, on satırlık bir âyet nasıl olurda yanlışları yok eder, belâ ve şerleri durdurur? Bu konuda son yıllarda çok önemli bir bilimsel tespit yapıldı. Çağımızın en büyük matematikçisi sayılan Prof. Martin Gardner kaleme aldığı “Duanın fiziği” isimli kitapta konuyu bilimsel analize tâbi tutuyor. Bilindiği gibi nükleer fiziğin temel yasalarından biri, belirsizlik teorisidir.

Ayet el Kürsi 

Buna göre: Atom çekirdeğinde belli bir zaman diliminde ortaya çıkacak fizik olayları önceden kestiremeyiz. O halde maddenin temel ünitesindeki olaylar nasıl bir âhenkle yürüyebiliyor? Bilimsel sonuç önceden bilinmeyen bir irade kudretinin maddenin özünde tüm olayları an be an yönetmesi gerçeğidir. İşte Prof. Gardner bu noktada gönüllerdeki isteklerin bir anlamda duaların ilâhî kudret indinde itibar görmesi halinde, kadere yansıyacağını vurgulamaktadır. Bu bilimsel tespitin bizim açımızdan önemi

Âyet-el Kürsî’nin okunduğu zaman kalpteki dirilik halinde akıl almaz âhenkleri yansıtacağı gerçeğidir. Âyet-el Kürsî’nin îmân zaaflarından koruyan gücünün ne kadar önemli olduğunu unutmayınız. Îmânınızda bir solgunluk hissettiğiniz zaman hemen ilâhî bir nimet olan Âyet-el Kürsî’ye sarılın ve defalarca okuyun.

Ayet el Kürsi 

Ancak hiç hatırdan çıkarmamamız gereken önemli konu. Âyet-el Kürsî’nin bilimsel tanımları içinde tevhid konusunda hataya sapmamamızın gereğidir. Yani Allah’tan gayri etkilere kulluk etmemeliyiz. Âyet-el Kürsî’nin koruma sırrı tevhid sırrında gizlidir.

Âyet-el Kürsî’nin bu hikmeti iç içedir, âyet okundukça iman güçlenir. İman güçlendikçe Âyet-el Kürsî’nin hıfzı, eman hikmeti bizi himayesine alır. Namazlardan sonra ve tesbihten önce âyet-el Kürsî okumamızın bir büyük hikmeti ise bir tarz iman tazelemedir. Asr-ı Saadet’teki yüce İslâm yıldızlarının çağımız müminlerinden en önemli farkı tevhid deki ihlâstır. Tek tek bu yücelerimizi hatırlarsak onların cesareti, merhameti ve sehâlarındaki güçlülük hep Âyet-el Kürsî’nin tanımladığı tevhide ihlâsdan gelmektedir

yazarYazar: Medyum Umut | tarihTarih: 18 Kasım 2017 / 22:52

RESMi MEDYUM

Resmi Medyum

Resmi Medyum Her meslek grubunda suistimaller olduğu gibi medyumluk mesleğinde de suistimaller olmaktadır. İnsanların umutları ve beklentilerinden faydalanmak amacıyla fırsatları kullanma gayeti içerisinde olan kişiler medyumluk mesleğini de suistimal etmektedir.

Resmi Medyum ve Medyumluk mesleği Türkiye’de henüz yeni gelişmeye başladığından dolayı meslek örgütü oluşturmak için zamana ihtiyaç olduğu ortadadır. İşte bu noktada mesleği temsil eden kişilerin örnek davranışlar sergilemesi ve doğru ile yanlışın ayrımının yapılmasına yardımcı olmaları gerekir. Bu noktada, çalışmalarını belirli bir adreste ve resmi kayıtlar altında yapan resmi medyum / medyumlar diğerlerinden ayrılır.

Elbette resmi medyum olarak vergi levhasına sahip olmak medyumluk mesleğinin bir göstergesi değildir. Ancak; bu kadar suistimal edilen bir ortamda elle tutulur, gözle görülür şekilde ortada olmak kişinin kendine olan güvenini ifade eder. Destek alan kişiler açısından ise doğrudan görüşme yapabileceği ve sorunlarını yüz yüze paylaşabileceği kişinin telefonun ucunda değil karşısında olması son derece yeterli bir göstergedir.

İnternet, yeni dünyanın vazgeçilmez iletişim araçlarının lideri pozisyonundadır. Ancak, bu liderlik sıfatı bazı gerçekleri değiştirmez. Her hizmet alan, hizmet verene ulaşmak ve her iki tarafta sorumluluğunu bilmek zorundadır. Dünyanın neresinde olursanız olun, insanların birbiriyle iletişim kurmakta zorlanmadığı bir ortamda sadece bir web sitesi ve telefonla hizmet alımına güvenmek akıllıca değildir.

Medyumun resmi medyum olarak kayıt altında olması, hizmetine güvendiğini ve hizmet alan kişilere de güven verecek cesaretinin olduğunu belirtmiş olmasıdır.